Yola devam, durak Çankaya

AK Parti dün Türk siyasetinde örneği daha önce bir kez görülmüş bir başarıyı gerçekleştirdi. Dört küsur yıllık icraat ardından, oy oranını ciddi oranda artırarak oyların neredeyse yarısını aldı.

AK Parti dün Türk siyasetinde örneği daha önce bir kez görülmüş bir başarıyı gerçekleştirdi. Dört küsur yıllık icraat ardından, oy oranını ciddi oranda artırarak oyların neredeyse yarısını aldı. Daha önce benzeri bir sonucu 1950'lerin Demokrat Partisi almıştı.
Sandıktan yeni bir Türkiye çıktı; bu sonuca herkes saygı göstermeli.
Bu seçimde iktidar galip, muhalefet mağlup oldu.
Kaybedenler safındaki Mehmet Ağar, sandıkların açılmasından kısa süre sonra DP genel başkanlığından istifa etti. Ama, öyle anlaşılıyor ki, seçmen gözünde DYP-ANAP birleşmesini son anda suya düşürdüğünde kaybetmişti. Kazananlar safında MHP ve DTP'yi saymak gerek.
En çok kazanan Tayyip Erdoğan, en çok kaybeden Deniz Baykal oldu.
Seçmenin AK Parti'ye verdiği bu desteğin pek çok nedeni sayılabilir. Seçimden hemen önce gerçekleşen, ama etkisi büyük olan her hastanenin herkese açılması, fakirlere yardım gibi sosyal uygulamalar, duble yollar, havayolu ulaşımının kolaylaşması, elektriğe zaman yapılmaması gibi icraata ilişkin etkileri saymak gerek.
Ama bu icraat, AK Parti'nin belki 2002 seçimlerindeki yüzde 34 oyunu korumasını, belki biraz artırmasını sağlardı.
AK Parti oylarındaki bu sıçramayı, asıl olarak cumhurbaşkanı seçimi tartışmasına bağlamak doğru olur.
Seçmenin yarıya yakını, bir kısmı AK Partili olmasa da, Dışişleri Bakanı Abdullah Gül'ün Meclis'te aldığı oya karşın cumhurbaşkanı seçilememesine tepkisini ona oy vererek gösterdi. Bunda, AK Parti seçim ekiplerinin tabanda, tıpkı Meclis Başkanı Bülent Arınç'ın dillendirdiği gibi, dindar cumhurbaşkanı seçtirilmediği yolunda yaptığı propaganda etkili oldu.
Yani AK Parti'nin dün aldığı seçim başarısındaki en önemli üç taktik faktörü şöyle sıralamak mümkün:

  • CHP'nin, eski Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısı Sabih Kanadoğlu'nun ortaya attığı '367' tartışmasına, Deniz Baykal'ın kısa tereddüdü adından sahiplenerek, 27 Nisan'daki ilk tur seçim ardından Anayasa Mahkemesi'ne iptal başvurusu yapması.
  • Aynı gece Genelkurmay tarafından yapılan açıklama ile, cumhurbaşkanı seçimi tartışması ile Türk Silahlı Kuvvetleri'nin laikliğin korunması işlevi arasında doğrudan bağ kurulması.
  • Belki en az açıklama kadar önemli olmak üzere, hükümetin ertesi gün bir bildiri ile Genelkurmay açıklamasına karşı durması.
    Buradan, seçmenin yarıya yakınının siyasetin doğal akışına yapılan müdahaleye tepki gösterdiği sonucuna ulaşılabilir. Belki 1983'de Kenan Evren'in MDP'den yana olup ANAP'ı yermesiyle Turgut Özal'ın kazandığı seçim zaferi arasında bire bir bağ kurmak doğru olmaz ama, benzeri bir vaka ile karşı karşıya olduğumuz açık.
    Ortaya çıkan tabloya göre, artık sağ-merkez sağ oyların adresi olduğu görülen AK Parti'nin,
    1- Tek başına hükümet kuracağı,
    2- Meclis'e dört (23 bağımsızın DTP grubunu kuracağı anlaşılıyor) partinin girecek olması nedeniyle AK Parti milletvekili sayısının şimdikine göre bir miktar düşeceği,
    3- Meclis'te eskisine göre güçlü ve çok sesli bir muhalefetle uğraşmak zorunda kalacağı anlaşılıyor.
    Muhalefet açısından; MHP'nin kendi ölçeğinde başarı sağladığı, Meclis dışı kaldığı dönemi doğru değerlendirerek, yeniden Meclis'e girdiği göülüyor.
    CHP ise, DSP ile güçbirliği ve cumhuriyet mitinglerine karşın başarılı olamamıştır. Seçim tablosunun özellikle CHP ve CHP yönetimi açısından belli sonuçları olması beklenmelidir.
    Dün gece AK Parti genel merkezi önünde zaferi kutlayan taraftarlar 'Çankaya bizimdir, bizim olacak' sloganı atıyorlardı.
    Seçim sloganı olarak 'Yola devam'ı benimseyen AK Parti'nin şimdiki durağının Çankaya olacağı anlaşılıyor. Muhtemelen yarından itibaren o tartışma başlayacak.

    NOT:
    İsmet Berkan, 18 Temmuz'da telefonda Tarhan Erdem'in AK Parti'yi yüzde 48, CHP'yi de yüzde 20'nin altında gösteren anketini manşet yapacağını söylediğinde 'Yapmasak daha iyi olur, riskli' demiştim. Ertesi gün 'AKP 48'e dayandı, CHP 20'nin altında' manşetiyle çıkan Radikal'de de sonucun böyle çıkacağından emin olmadığımı yazmıştım. Hemen hemen öyle çıktı. Tarhan Erdem'in Deniz Baykal alerjisi nedeniyle işine taraflı yaklaştığı için yönlendirme yaptığı eleştirisinin de haksızlık olduğu görülüyor. Erdem 1999 seçimlerinde CHP'nin barajı geçemeyeceğini söylediği için de benzer eleştirilere maruz kalmıştı.
    O zaman da haklı çıkmıştı.