Zaman'da Erdoğan'a medya ve edep eleştirisi

Gülen'in yanından yeni dönen Gülerce, Erdoğan'ın son tutumunu eleştiren zehir zemberek bir yazı yazdı

Dün telefonda konuşurken Hüseyin Gülerce’ye de söyledim. Ben, Radikal okurlarından ve
kendi mahallemden aldığım eleştirilere karşın AKP değil, AK Parti diye yazan ve söyleyen bir gazeteciyim. Bunu AK Parti yazarak Adalet ve Kalkınma Partisini ‘aklamak’ için yapıyor değilim. Kendisine kırk defa ak diyen aklansa, ne dokunulmazlık zırhına gerek kalırdı, ne soruşturma komisyonlarında birbirini paklama oyunlarına.
Ben yalnızca, tıpkı bir Kürt, Çerkez (ya da Jivkov zamanında Bulgaristan Türkü) ebeveynin çocuğuna isim koyma hakkı olduğuna inandığım gibi her kurumun da başkasına hakaret dışında kendisine isim koyma hakkına inandığım için yapıyorum.
Ama itiraf etmeliyim ki Başbakan AK Parti değil de AKP diyen ve yazanları edepsizlikle suçladığından beri AKP dememek, yazmamak için kendimi zor tutuyorum. Papaza kızıp oruç bozmamak adına doğru bildiğim gibi yazmaya devam ediyorum. Ama AKP diyen ve yazanlara ‘edepsiz’ denmesini kabul edemiyorum. Bir Başbakan ülkesinin insanlarını kendisine şöyle, ya da böyle hitap edenler diye nasıl ikiye ayırır, beğenmediği hitabı nasıl ‘edepsiz’ ilan eder?
Zaman gazetesinin ağır toplarından Hüseyin Gülerce de dünkü yazısında Erdoğan’ın bu tutumuna tepki göstermiş. Bakın ne diyor: 

* “Şahsen sayın Başbakan’ın sert tavırları bende endişe uyandırmıyor değil. AK Parti’ye, AKP diyenlere ‘edepsiz’ damgası vurulmasının âlemi nedir? Sakin, yumuşak bir üslûpla, ‘partimizin gerçek adı budur. Doğrusunun söylenmesi bizi memnun eder’ gibi bir şey dense ne olur?”
Gülerce, ABD-Pennsylvania’dan, Fethullah Gülen’in yanından yeni döndü. Oradayken ‘Gülen’i dinlerken’ (28 Mayıs) ve ‘Gülen: Objektif olamıyorlar’ (29 Mayıs) başlıklı iki yazı yazdı. Dönünce ne yazacak diye merak ediyordum. Önceki gün Türkçe Olimpiyatları üzerine bir övgü yazısı ardından dün bu yazı çıktı ortaya.
Bakın dün ‘Bu mayın işinde bir iş var...’ başlıklı yazısında hükümet-medya ilişkileri açısından dönüm noktalarından biri sayılabilecek nasıl bir saptama yapmış:

* “Tamam, alternatif bir medya var. (Gülerce’nin alternatif dediği, ilerki satırlardan anlaşılacağı gibi AK Parti iktidarıyla büyüyen, ya da ortaya çıkan medyadır. Örneğin Doğan Grubu bu ‘alternatif’ tanımının dışındadır-MY) Gazetelere bakıldığında, tiraj olarak bu alternatif grubun, diğerlerinden fazla sattığı söylenebilir. (Bunu demekle Gülerce, Zaman gazetesini de bu grupta sayıyor, aritmetik bunu gerektiriyor-MY) Ama tesir bakımından AK Parti karşıtı gazeteler kamuoyunda en az yüzde 60 tesirlidir. Televizyonlar ise yüzde 75 tesirlidir.”
Adeta ‘çok satıyoruz, ama maalesef Doğan Grubu kadar tesirli değiliz’ demek istiyor Gülerce. “Bu medya gücünü hükümetin hiç hesaba kattığını sanmıyorum” sözüyle de, bence ‘neden bunların üzerine daha fazla gitmiyorsunuz?’ demek istediğini düşünmek istemiyorum. Olsa olsa “Üzerlerine daha fazla giderek kendinize kötülük yapıyorsunuz” demek istiyordur.
Çünkü ardından şöyle ekliyor: “AK Parti yöneticileri, neyle karşı karşıya olduklarını anlayamazlar ve süreci doğru yönetemezlerse, tahmin edemeyecekleri bir kıskacın içine gireceklerdir.”
İnanıyorum ki, Fethullah Gülen Hareketi cephesinde ne olup bittiğine biraz daha dikkat etsek, Erdoğan cephesinde kopan fırtınaları da daha iyi anlayabileceğiz. Öyleyse yarın biraz daha dikkatle bakmaya çalışalım. 

‘Deniz Kuvvetleri arandı’ haberi
Dün sabah haber toplantımızda savunma ve güvenlik alanlarına bakan muhabir arkadaşımız Tolga Akıner’e sordum. İddia edilen Ergenekon soruşturmasında Deniz Kuvvetleri Komutanlığı’nda arama yapıldığı haberi pek çok gazetede yer aldığı halde Radikal’de neden yoktu? Radikal de bu gözaltı operasyonunu birinci sayfada duyurmuştu. Ama çok önemli bir gelişme sayılacak kuvvet komutanlığı karargâhı araması yerine, yalnızca bazı subayların evinde arama yapıldığı haberiydi bu.
Tolga, ‘Benim kaynaklarım doğrulamadı, bu kadarını alabildim’ dedi. Ben de Genelkurmay’ın basın toplantısında sorup işin aslını anlamamız gerektiğini söyledim.
Az sonra haber geldi: Genelkurmay, Deniz Kuvvetleri karargâhında arama yapıldığı haberlerini yalanladı. Sağlamcı Tolga haklı çıkmıştı. Bu örnek, iddia edilen Ergenekon gözaltıları haberlerinde yönlendirmelere karşı ne kadar dikkatli durmamız gerektiğini bir kez daha ortaya koydu.