Zor günler önümüzde

PKK'nın 21 Mart, Nevruz'u bu yıl adeta bir kalkışma görüntüsü vermek amacıyla terör eylemlerini tırmandırmasından endişe ediyor Ankara.

Azerbaycan Cumhurbaşkanı İlham Aliyev’inki doğrusu uluslararası ilişkilerde eşi nadir görünen bir jest oldu.

Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan Ankara’da 37 kişinin öldürüldüğü 13 Mart saldırısı nedeniyle Bakü ziyaretini erteleyince, atladı uçağa o geldi; terörizme karşı Türkiye’yle dayanışma için.

Aliyev’in bu iyi niyet gösterisi doğrusu Erdoğan’ı memnun etti ama ne Erdoğan’ın, ne Başbakan Ahmet Davutoğlu’nun karşı karşıya kaldığı sorunları hafifletemedi.

***

Dün Boğaz Köprüsü'nde duran bir araç yüzünden bomba şüphesiyle trafik bir saat durduruldu.

Neticede benzini biten sürücünün sorumsuzca bıraktığı bir araç olduğu anlaşıldı.

Ama ülkenin ne denli diken üstünde olduğunu da gösterdi. Aynı saatlerde Ankara valisi yayılan canlı bomba söylentilerini yalanlıyordu.

***

Erdoğan’ın güvenlik ve dış politika baş danışmanı İbrahim Kalın, dün (İngilizce yayınlanan) Sabah Daily gazetesindeki köşesinde “Güneydoğuya sıkışan” PKK’nın da tıpkı IŞİD gibi ülke sathına yaydığı terör eylemleriyle Türkiye’yi yıldırıp terörizme karşı operasyonları durdurmayı amaçladığını, ama bunu başaramayacağını yazdı.

Gelişmeler Kalın’ın söyledikleriyle uyum içinde.

Şırnak il merkezinde 14 Mart gece saatlerinde sıkıyönetim uygulaması başladı. Şehirde ağır silahların da kullanıldığı yoğun çatışmalar gözleniyor.

Suriye sınırındaki Nusaybin ve İran sınırındaki Yüksekova’da keza çatışmalar başladı.

***

Hükümetin Sur’da operasyonun tamamlandığını açıklamasının ardından PKK Diyarbakır’ın Bağlar ve Yenişehir ilçelerinde hendek ve barikatlar kurmaya başladığı, Kalaşnikof ve roketatarlarını ortaya çıkardığı ve polisle çatışmaya girdikleri gözleniyor.

Bu gelişmeler de PKK şeflerinden Cemil Bayık’ın The Times’taki mülakatında şiddet eylemlerini yurt çapına yayma tehdidiyle uyum içinde.

PKK’nın 21 Mart, Nevruz’u bu yıl adeta bir kalkışma görüntüsü vermek amacıyla terör eylemlerini tırmandırmasından endişe ediyor Ankara.

***

Bu olan biten Suriye’deki iç savaştan tabii ki bağımsız değil.

PKK’nın Suriye kolu PYD hem ABD, hem de Rusya’ya IŞİD’e karşı savaşan kara gücü olarak destek veriyor, buna karşın PKK gibi terör örgütü muamelesi görmüyor.

Ancak Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin 14 Mart akşamı sürpriz bir kararla Suriye’deki amaçlarına ulaştıklarını ve bu nedenle birliklerini çekmeye başlayacaklarını duyurdu, dün de çekmeye başladı.

***

Tam da Cenevre’de Suriye görüşmelerinin başladığı gün yapılan bu açıklama, pek çok başkenti ters köşeye düşürdü.

Putin muhtemelen Akdeniz kıyısındaki üslerini sağlama aldı ve kendisini artık Beşar Esad rejiminden (ve İran’dan) ayrı tutma çabasına girdi. Ankara süreci temkinle izlediğini açıkladı.

Peki, bu durum PYD ve Türkiye özelinde PKK’yı nasıl etkileyecek? Bunu şimdiden kestirmek güç, ama ABD ile Türkiye’yi bir kez daha karşı karşıya getirme ihtimali de yok değil.

***

Suriye’li mülteciler bu karmaşık tabloyu Avrupa Birliği’ne bağlıyor.

AB Konseyi Başkanı Donald Tusk, Başbakan Ahmet Davutoğlu’nun 7 Mart’ta sunduğu yeni önerileri “dengelemek ihtiyacı” ile dün akşam Ankara’ya geldi.

Amacı, 18 Mart’taki Brüksel zirvesi öncesi Türkiye’nin önerdiği vize ve yeni fasıl açılması koşullarını değiştirmek.

***

Ama Tusk bir önceki durağında Kıbrıs Rum Cumhurbaşkanı Nikos Anastasiedes kendisine “Türkiye’den taviz almadan” fasıllar üzerindeki vetoyu kaldıracak bir adım atmayacağını söylemişti. Acaba o adım limanların açılması olabilir mi? Henüz bu yönde bir işaret verilmiş değil.

Ama Türkiye’nin önerdiği mülteciler paketinin AB mevzuatına da BM ilkelerine de aykırı olduğu eleştirileri artıyor.

Yabancı diplomatlar, PKK’nın ortaya çıkardığı güvenlik riski ve Güneydoğu'daki çatışma ortamının Türkiye’nin mülteciler için güvenli bölge ilan edilmesi ve Türk vatandaşlarına seyahat vizesi verilmesi önünde engel olup olmadığını tartışıyor.

***

Görülüyor ki hükümet birkaç önemli konuda önemli karar eşiklerine doğru yaklaşıyor.

Önümüzdeki birkaç gün, maalesef çok zor geçebilir, hepimiz için.

http://www.radikal.com.tr/153002315300232

YORUMLAR
(2 Yorum Yapıldı)
Tüm Yorumları Gör

- - momentum

"...adeta bir kalkışma görüntüsü..." vermek. Boşverin sayın yazar. PKK oldum olası kalkışır durur zaten. Elinde bir ayaklanma kapasitesi var da onu tutuyor değil. Öyle bir imkanı olsa durur mu hiç? Hayatları, 1970 model ideoloji kitaplarında okudukları, dini bir heyecanla bekledikleri devrimi gözetlemekle geçti, diğer Türk solcusu hempalarıyla beraber. Böyle, sağdan-soldan duydukları ayaklanma, devrim, halk hareketi gibi sözcükleri kendilerine yakıştırmakta ustadırlar; Filistinliler bir "intifada" başlatırlar, burada bunlar gaza gelirler, hemen üstlerine alınırlar. Onlar her gazdan bir devrim, her hendekten bir komün çıkartırlar. Her toplu harekette, Gezi'de veya Sur'da, bekledikleri nihai kalkışmanın geldiğini sanırlar. PKK'nın bu kaçıncı kalkışma hayali oldu bu: bundan önceki o sayısız intifa'dalar, serhildan'lar muhabbetlerini hatırlasanıza. En son örneği bu hendekler işte: hendeğin berisinde halk ayaklanması başlatacaklardı. Halk böyle ayaklanacak, artık yeter diyecek... 1970'li yılların DİSK posterlerinden kotarılan gözleri çakmak çakmak devrimci imajı. Herifler olmayan imajlar (Kürt imajı, halk imajı, işçi sınıfı imajı, önder imajı vs.) yaratıp nesiller boyunca gerçekmiş gibi buna inanabiliyorlar, esas yetenek bu. Aradan kırk yıl geçti, şu kafada zırnık değişen bir şey yok. Allah düşmanın da akıllısını versinmiş, ne diyeyim.

12 Eylülden bu yana - Kör Kadı

12 Eylül 1980 den bu yana çatışmalarla Kürt ve Türk Halkını birbirine karşı düşmanlaştırma politikası Cemil Bayık'ın yaptığı açıklamadan anlaşıldığı kadarıyla son raunda; yani Türkiye'de farklı etnik kimlik ve farklı inançlar arasında ölümüne çatışmalara sahne olacak bir iç savaşı sahneye koymayı amaçlıyorlar. Son gelişmeler bu çatışmayı amaçlayanların istediği yönde gibi. Umarım Türk ve Kürt Halkının yıllara dayana sosyal akrabalık ve ortaklıkları ve kültürel bağları iç çatışma heveslilerinin hevesini kursağına bırakacaktır.