scorecardresearch.com

Asker-siyaset ilişkisinde gelinen aşama

Özel'in açıklaması gibi Erdoğan'ın konuşması da siyaset-asker ilişkilerinin NATO standardına doğru normalleşmesinin parçası görülebilir.

Başbakan Tayyip Erdoğan’ın dün Kahramanmaraş’ta yaptığı konuşma Türkiye’nin son elli yılına damgasını vuran sancılı siyaset-asker ilişkileri bakımından bir dönüm noktasına daha işaret eder nitelikte. Belki bu aşamanın başlangıç noktası olarak 29 Temmuz 2011’de Işık Koşaner’in Genelkurmay Başkanlığı’ndan istifasını almak lazım. Belki de bu aşamayı yeni bir sürecin başlangıcı olarak...
Erdoğan dün “Darbe yapmıyor diye bir ordunun en tepesindeki isme küfretmek” diye başladığı cümle ile aslında yalnızca Genelkurmay Başkanı Orgeneral Necdet Özel’i korumuş olmadı. Aynı zamanda ordunun artık o taraklarda bezi olmadığına inandığını, inanmak istediğini tiyatro tartışmasıyla birleştirerek ‘halkın tercihlerini, seçtiklerini küçümsemek’ devrinin sona erdiğini söyleyerek ilan etmiş oldu. 

Aradaki bağ
Konu, Genelkurmay’ın internet sitesinde perşembe günü yapılan bir açıklama idi. O açıklamada Genelkurmay, bazı kesimlerin kendisini tahrik ettiğini söylüyordu. Dört cümlelik açıklamanın üç cümlesinde ‘tahrik’ kelimesi kullanılıyordu. Atatürk’ün ordusunun, o ordunun rütbelerine varana dek hakaret konusu yapılması karşısında ise anayasaya (bu alışılmış söylem) ve parlamenter demokrasiye (işte bu fark yaratan söylem) bağlı kalmaya (olması gerektiği gibi) devam edecekti Türk Silahlı Kuvvetleri.
Bu açıklamanın 1 Mayıs Salı günü Özel’in Erdoğan’ın makamına çıkarak 3 küsur saat görüşmesiyle bir alakası olmadığını söylemek için özellikle Kahramanmaraş konuşmasından sonra gerçekten saf olmak lazım.
Orada konuşulanın yalnızca bugün bazı gazete ve televizyonlarda söylendiği üzere Bekir Coşkun’un Cumhuriyet’teki yazısı ve İstanbul Barosu Başkanı Ümit Kocasakal’ın bir demeci olduğunu düşünmek için de saf olmak lazım.
Evet, Coşkun’un kurt ve ev köpeği fıkrasında, köpeğe ‘Paşa’ ismini takması o yönden bakıldığında sert bir eleştiri sayılabilir. 12 Eylül döneminde merhum Mehmed Kemal’in anlattığı bir paşa fıkrası nedeniyle Cumhuriyet gazetesinin askerin hışmına uğramasını akıllara getiriyor. Kocasakal’ın “Zannettik ki ordumuz var. Güçlü ordu bizi korur” sözleri, öteden beri ordunun siyaset üzerinde hak sahibi olduğunu kabul eden kesimlerce kendi dar grup çıkarları doğrultusunda algılanmaya açık. 

NATO standardı
Öte yandan 2007 yılından bu yana Ergenekon ve Balyoz soruşturmaları kapsamında, aralarında İlker Başbuğ gibi eski bir Genelkurmay başkanının da bulunduğu yüzlerce emekli ve muvazzaf subayı seçilmiş hükümeti devirmeye çalışmak suçlamasıyla tutuklu bulunan TSK’yı sürekli hedefinde tutanın yalnızca orduyu ‘tahrik edenler’ olmadığı da ortada. Bu bakımdan Özel’in kendisinden önceki komutanlar döneminde yapılmış yanlışlıkların sıkıntısını çektiği de söylenebilir. Önümüzdeki günlerde hükümete yakın duran pek çok kalemin asker eleştirisinde tonu düşürdüğünü görmek, Kahramanmaraş konuşmasının ardından benim için sürpriz olmayacak. Neticede Özel’in açıklaması gibi Erdoğan’ın konuşması da siyaset-asker ilişkilerinin NATO standardına doğru normalleşmesinin parçası görülebilir.
Gelişmelere şöyle de bakmak mümkün: Beş yıl önce, 27 Nisan 2007’de Genelkurmay’ın aynı internet sitesinde cumhurbaşkanı seçiminde taraf olduğunu söyleyen ve hükümete (deyimi Erdoğan’dan ödünç alıyorum) ‘parmak sallayan’ bir Genelkurmay vardı. Bugün o açıklama artık o sitede yok. Yerine, aşağı yukarı beş yıl sonra, 3 Mayıs tarihinde kendisini kışkırtan kesimleri Başbakan’a ve millete şikâyet edip parlamentoya bağlılığını teyit eden bir Genelkurmay var.
Dünkü bir gelişmeyi burada kayda düşmemek olmaz. Cumhurbaşkanı Abdullah Gül, bundan böyle 30 Ağustos Zafer Bayramı törenlerine Çankaya Köşkü’nde Başkomutan sıfatıyla ev sahipliği yapacak. NATO standardında normalleşmeye gidiş derken muhtemelen bu tür gelişmelerden söz ediyoruz.

http://www.radikal.com.tr/108702810870282

YORUMLAR
(2 Yorum Yapıldı)
Tüm Yorumları Gör

çok güzel bir karar - ÖKKEŞ ÇAVUŞ

20 inci asrın sonunda çok güzel bir gelişme, artık caddelerde kocaman tanklar silahlı askerler bayram kutlamalarında sanki gövde gösterisi gibi halkın önünde saatlerce geçiş yapması, çokda mantıklı deyildi. bayramları kutlamak bir demokrasi gereyidir, askerin demokratik ülkelerde bayram kutlamalarında top tank şilah gsterisi yapargibi halka gösteri yapması doğruda deyildi. bayramları halk kutlamalı, buda yasaklanmamalı yasaklarda demorasilerde olmaz. yasaklar dikdatölük özlemidir. her ülkenin bayram yapacağı ilkeleri vardır yapıyorlar, vede sahip çıkıyorlar kimsede yasaklayamıyor. bizim ülkmizdede her bayram halkındır, kimsenin vesayetinde deyildir vede kutlanmalıdır .....

İktidarın tüm kesimleri kucaklaması bu mu? - eozyurekli

Recep Tayyip Beyin kendi yazarları , onlarcası , 10 yıldır TSK yı hedef alan , ağır eleştiren yüzlerce yazı yazarken "tık" demeyen Recep Tayyip Bey ne zamanki kendine muhalif kesimden TSK ya tek bir eleştiri geldi..açtı ağzını , yumdu gözünü.. ne terbiyesizlikleri kaldı , ne edepsizlikleri..