scorecardresearch.com

Erdoğan'ın başkanlık hedefi

19/04/2010
Herkesin dikkati bugün başlayacak Anayasa değişikliği maratonundayken Başbakan Tayyip Erdoğan bombayı patlattı ve çıtayı bir üst hedefe yükseltti bile.

Herkesin dikkati bugün başlayacak Anayasa değişikliği maratonundayken Başbakan Tayyip Erdoğan bombayı patlattı ve çıtayı bir üst hedefe yükseltti bile.
Anayasa değişikliği konusunun tartışıldığı Bakanlar Kurulu toplantısına saatler kala ATV canlı yayınında konuşan Erdoğan, Türkiye’nin Başkanlık sistemine geçişi 2011 sonrasında gündeme alabileceğini söyledi.
Bunu, 17’inci ölüm yıldönümünde, 17 Nisan’da anılan Turgut Özal’ın fikrine dayandıran Erdoğan, tartışmayı açmasına gerekçe olarak da yargı üzerinde nihai denetimin olmamasını gösterdi. Böylelikle yüksek mahkeme üyelerinin Başkan tarafından atandığı ABD gibi Başkanlık, ya da Fransa gibi yarı başkanlık sistemlerini tercih ettiğini gösterdi.
Erdoğan’ın bu sözleri etmesiyle Ankara’da pazar mesaisi yapan siyaset ısındı. ATV yayınıyla Bakanlar kurulu arasında Başbakan Yardımcısı Bülent Arınç’ın oğlu Mücahit’in nikah töreni vardı. Artık Ankara’da ‘Parti Konuk Evi’ esprilerine konu olan Rixos Ankara Oteli’ndeki nikah töreni öncesinde, kalabalık davetliler arasındaki sohbetlere, neredeyse ‘Kızın ailesi modernmiş’ yorumları kadar damgasını vuran sohbet konusu, işte bu Başkanlık sitemi oldu. (Gelin Kübra hanım örtülü değil, nikahtan sonra pistte dans ettiler, şeker yerine de Manisa’nın mesir macunu dağıtıldı; ilginç bir sentez oldu.)
Nikaha Başbakan Erdoğan -ve bütün bakanlar kurulu üyeleri- gibi Cumhurbaşkanı Abdullah Gül de katıldı.
Yapılan yorumlar arasında Başbakan Erdoğan’ın çıkışının ister istemez Gül’ün Cumhurbaşkanı olarak ikinci dönem adaylığı koymasına yönelik ima taşıdığı da vardı.
Bu yorumlar, Erdoğan’ın 2011 tarihi üzerinde özellikle durmasından kaynaklanıyordu. Çünkü:

1- Dünkü çıkışla Erdoğan’ın Anayasa referandumuna gidilirse, hazırlık döneminde ‘Şimdi Anayasa, seçimden sonra Başkanlık’ sloganını benimseyeceği anlaşılıyordu. Erdoğan, 2011 seçimlerinde halka Anayasa’yı değiştirmeyi değil, Başkanlık dahil yeniden yazmayı, yani yeni bir yönetim şekli vaad edecek. 

2- Cumhurbaşkanı görev süresi, 5 yıl hesaplarsanız 2012, 7 yıl hesaplarsanız 2014’de doluyor. Erdoğan dün ‘Halkımız yetki verirse’ kaydıyla ‘Sadece başbakanlıkta 7.5 yıl’ tecrübesini vurgulayarak niyetini göstermiş oldu. Erdoğan, Türkiye’yi Başkanlık sistemine taşırsa, Başkanlığa da talip. Söylediklerinden çıkan bu.

http://www.radikal.com.tr/99231499231418

YORUMLAR
(18 Yorum Yapıldı)
Tüm Yorumları Gör

Gundemi degistirmelerine izin vermeyin - nyoped

Onunuzde olan mesele anayasa degisikligi ve issizlik. Erdogan'in her ufuruge yelken acilmasin artik.

Akp çok üst düzey yöntemler uyguluyor... - One Minute

Ne tesadüf, bunların genellikle Amerikan yöntemleri olduğunu düşünüyorum. Gerçekten de, gündemi istediği gibi, istediği zaman, istediği yönden, istediği yöne yönlendirebiliyor. Şimdi, tüm ulusalcı, milliyetçi ve Akp karşıtları bunu tartışırken, bir gece ansızın, geçiverecek...(!) Ne mi? Tabii ki, anayasa değişikliği(!)

Diktatörleştiremediklerimizden misiniz? - metemete6

Kurucu Mustafa Kemal bile bu ülkede diktatörlük heveslisi değildi. Birileri diktatör olmak istiyor. Bizde heee diyeceeezz.

BAŞKAN - HAYDIN

Başbakanlar zaten fiili başkan, sanki farklı mı? İnsanlar başkan başbakan takıntısı yerine meclis ve vekillerin demokratik usüllerle seçilmesine kafa yormalı. Akşam yat liste yap ertesi gün yzdığın herkes vekil olsun, listeyi hazırlayan Vehbi Dinçerler listede yer almasın bu muı demokrasi.Sistem zaten başkanlık üzerine kurulu bunun neyini tartışıyorsunuz?

Başkanlık Sistemi! - faruk66

Şu anda Türkiye'de güya parlementer sistem var. Bu sistemde, sistemin odağında, ortasında parlemento yani halkın seçtiği millet vekilleri vardır. Devleti Millet Meclisi yönetir. Oysa Türkiye'de Meclis tam anlamıyla prosedürel bir alan olmuş durumda. Denetleme gücü hemen hemen kalmamış, yasama gücü 411 ile çıkan yasada bile yok. Üstelik Parlementer sistem bir uzlaşma rejimidir. Uzlaşma olmadığında ise şimdi olduğu gibi sistem tıkanır. Başkanlık sistemi ise kuvetler ayrılığının en üst düzeyde olması gereken ve erklerin uzlaşmaması üzerine kurulmuş bir sistemdir. Meclis, Senato, yargının, tam anlamıyla bağımsız olmasını gerektirir. Erklerin uzlaşarak halkı sömürmemesi istendiğinden sistem ve kurallar net ve keskindir. Uzlaşılamadığı için kanunlar işler. Kurallara uymayı sevmeyen, dernek yönetiminde bile "tek adam" olmayı, askeri hiyerarşiye tapan, eleştireni, rekabeti ezen siyasi geleneği olan bir ülkede başkanlık sistemi doğrumudur? Bilemiyorum. Ama bildiğim bir tek şey var, o da bu tartışmada AKP endeksli olacak, her iki tarafta korku, dehşet senaryoları yazacak, konu sulandırılarak odak kaydırılacak ve tıpkı Anayasa değişikliğinde olduğu gibi doğrular ortaya konmadan kısır bir tartışma ile seçimlere gidilecek.

HEDEF TİRAN OLMAK! - PROMETHEUS_ÜSTÜNDAĞ

Demokrasi bizim için bir (araç)tır dediklerinde herşey belliydi zaten. Şimdi ağızlarındaki baklayı çıkarıyorlar yavaş yavaş... Bağımsız yargı, laiklik ve üniter yapıymış. Bunlar için hepsi fasa fiso! Amaçlarına giden her yol mübah bunların. Ama hiç bir zaman amaçlarına ulaşamayacaklar, bu böyle biline...

Iktidarlasma bir hastaliktir - MunzurPeri

AKP'nin basbakani, onca sorun orta yerde dururken o kendi iktidar hastaliginin derdine düsmüs.Basbakanlik yetmez cumhurbaskanligi dahil tüm yetkiler bende olmali diyor.Akli selim düsünen demezmi,'be adam basbakanlikta ne yaptinki simdi kalkmis tüm yönetimi istiyorsun'Erdogan daki iktidar hastaligi en cok kendini "bencilikte"disari vuruyor.Ne diyor basbakan,"benim milletvekilim,benim valilerim,benim bakanlarim,benim milletim,benim hükümetim,benim belediye baskanlarim,benim....benim...kendini tanrilastirmis her seyi kendi yaratmis sanir.