scorecardresearch.com

Türk biber gazı marşı: Sık bakalım!

Söyleyeniniz, duyanınız, televizyonda işiteniniz vardır. YouTube'da da var ama meraklısı için işte notalarıyla da aşağıda
Türk biber gazı marşı: Sık bakalım!

Yok, Türk biber gazı marşı ne mesela İtalyan partizanlarının marşı ‘Ciao bella’ kadar yurtsever ne İsraillilerin ‘Hava Nagila’sı kadar geleneksel ne Fransız ‘La Marseilles’ kadar devrimci ne ‘Enternasyonal’ kadar siyasi ne de Queen’in ‘We are the champions’ şarkısı kadar popüler.
İçinde herhangi bir siyaset mesajı, küfür, propaganda ya da keskinleştirme unsuru da yok ama neredeyse şövalyece denebilecek naiflik ve saflık halinde bir meydan okuma var.
Sözleri şöyle:
Sık bakalım, sık bakalım
Biber gazı sık bakalım
Kaskını çıkar, copunu bırak
Delikanlı kim, bakalım
Sözlerini kimin yazıp kimin bestelediğini bulamadım; muhtemelen polisin futbol seyircisine karşı biber gazı kullanmaya başladığı, sanırım 2006-2007 sezonunda, taraftar gruplarınca tribünde oluşturulmuş marşlardan birisi.
Soru şu: Neden tribünlerde söylenen onca marş ve slogan arasında ‘Sık bakalım’ ya da ismi hayırlı olsun diyelim, ‘Türk biber gazı marşı’, Türkiye’nin bugüne dek gördüğü en uzun kitlesel protesto eyleminin, tıpkı ‘Gazlanan Kırmızılı Kadın’ gibi simgelerinden biri haline geldi?
Hayır, sadece Türk polisinin, artık devlet yetkililerince de kabul edilip özür dilendiği üzere, polisin aşırı gaz ve güç kullanmasına tepki olarak değil. Aynı zamanda, protestocuların doğasına, profiline uygun olduğu için de…
Benzetmek gibi olmasın, Mısır’daki Tahrir devrimi, aslında her şey canına tak diyen eğitimli orta sınıfın ‘Artık yeter’ ayaklanmasıydı. Daha sonra iktidarı alacak olan Müslüman Kardeşler başlarda bu işten uzak durdu. Ama ayaklananların çoğu belki hayatlarında ilk defa sokağa ((çıkmıyor) iniyorlardı. Polisle karşı karşıya geldiklerinde eli ayağına dolanan, kendilerini nasıl savunacağını bilmeyen gençlerdi çoğu.
İşte o zaman, kimse onları çağırmadığı halde, belki her şey onların da canına tak dediği için futbol taraftar grupları kendilerini ortaya atarak, Tahrir’in çevre güvenliği ve düzenini üstlendiler. O zamana dek birbirlerine öldüresiye rakip olan Kahire takımları El Ahli ve Zamalek taraftarları el ele verip Tahrir’e sahip çıktılar.
Taksim protestosu ilk ortaya çıktığında da durum üç aşağı, beş yukarı buydu. Polisle çatışmaya alışmış ve bu işe sahip çıkmak isteyen militan gruplar da kitlesel gücü olan siyasi partiler de Taksim’deki bir avuç protestocuda saklı ve gaz yediklerinde ortaya çıkacak olan ‘Artık yeter’ potansiyelini göremedi. (Sırrı Süreyya Önder ayrı, o da siyasetçiliğinden değil, haksızlık gördüğündendi.)
Ama taraftar grupları zaten ‘onlar vurdu, biz büyüdük kıvamında, polisle kâh bir arada yaşamayı, kâh başa çıkmayı öğrenmişlerdi. Kimse onlardan istemeden Taksim’e aktılar. Sadece gaz maskeleri, mide ilacından bozma gözyaşı spreyleri ve pervasız duruşlarıyla değil ama şarkı ve sloganlarıyla da.
Siyasi sloganları yoktu, uyarladıkları da felaket hakaret kelimeleriyle, küfürle doluydu. (Çarşı’nın artık, küfre de karşı, en azından aileye küfre de karşı olması gerekiyor.) O küfürler, Taksim’i doldurmaya başlayan 1990’larda doğmuş, bilgisayar oyunlarıyla büyümüş, eğitimli genç kız ve erkeklerine ağır geldi ama ‘Sık bakalım’ öyle değildi. Polisten gazı yedikçe daha çok sahiplendi ve söylediler.
Daha konuşuruz, yer kalmadı. Belki gösterilerde söyleyeniniz, duyanınız, televizyonda işiteniniz vardır. YouTube’da da var ama meraklısı için işte notalarıyla da köşemizde.

http://www.radikal.com.tr/113738911373891

YORUMLAR
(1 Yorum Yapıldı)
Tüm Yorumları Gör

Güfte Hüner Çoşkuner - spinozaB

Hazır 90'lı yıllar jenerasyonu bahsi almış yürümüşken, bu neslin daha emekleme çağlarını yaşadığı yıllarda Hüner Çoşkuner isimli, şimdilerde pek de esamesi okunmayan bir Türk sanat müziği yorumcusunun "Gel Bakalım" adlı parçası da marşimızın güftesini teşkil etmektedir. Teşekkürler Hüner Çoşkuner...