?Düşük talep? yanılgısı

MOL Mağazası?nın 18 Ocak?taki açılışında çıkan yağmacılık olayının, derinleşmekte olane konomik bunalımdan çıkmamızı kolaylaştırmak amacıyla alınacak önlemlere ışık tutucu...

MOL Mağazası’nın 18 Ocak’taki açılışında çıkan yağmacılık olayının, derinleşmekte olane konomik bunalımdan çıkmamızı kolaylaştırmak amacıyla alınacak önlemlere ışık tutucu özellikleri vardır. MOL Mağazası, Merter Markalar Birliği önderliğinde bir araya gelen, Merter, Osmanbey ve Laleli’den 468 satıcı ve üretici esnafın girişimiyle açılan Kurtköy’deki Atlantis Alışveriş Merkezi’ndeki ilk alışveriş birimidir. Habere göre, yüzde 90 fiyat indirimiyle açılan mağazaya 45 bin kişi ‘hücum’ etmiş ve ‘indirimli yağma’ içinde, 10 dakikada 300 bin liralık mal satılmış, 100 bin liralık yağma ve 100 bin liralık da hasar ortaya çıkmıştır. Olay, satışa sunulan mal ve hizmetlere olan talebin, uygulanan fiyata çok bağlı olduğunu ve mal ve hizmet üreten işletmelerimizin, ekonomik bunalımın talep düşüklüğünden kaynaklandığını öne süren görüşlerinin pek doğru olmadığını da kanıtlamıştır.
Bir ay kadar önce, ilgili sivil toplum kuruluşlarının girişimleriyle, çok sayıda perakendeci işletmemizin uyguladığı yüzde 50 fiyat indirimi kampanyasından alınan sonuçlar, henüz toplu olarak değerlendirilmiş değildir. Ama yüzde 50 indirim kampanyasının, yüzde 90 indirim kampanyasına nazaran daha az başarılı olduğu bellidir. Yüzde 50 indirim uygulayan perakendeci mağazalarda yapılabilecek kısa süreli gözlemler, bu kampanyanın yüzde 90 indirimli MOL Mağazası kadar ilgi görmediğini göstermektedir. Örnek olarak, yüzde 50 indirim kampanyası içinde 1280 liralık indirimli fiyat ile satışa sunulan ve indirim öncesi fiyatı 2 bin 560 lira olan bir çift ayakkabının, günlerce satılamadığı ve vitrinde beklediği gözlemlenmiştir. Yüzde 50 indirimlerden sonraki satış fiyatlarınn uygulandığı mağazalarda, indirimli fiyatların bile satış hızını istenen ölçülerde artırmadığını gösteren başka örnekler de vardır. Bu açıdan bakınca, ülkemizde 2007 yılındaki yüksek mal ve hizmet talebine göre tesit edilmiş bulunan fiyatların, oldukça yüksek olduğu kabul edilmelidir. Bunalım koşulları altında, mal ve hizmet talebini artırmak amacıyla düzenlenen indirim kampanyalarının istenen satış hızlanmasını yaratabilmesi için daha yüksek indirim oranlarına gerek duyulduğu ortaya çıkmış gibidir.
Satıcının, tüketicilerin gelir düzeylerini, alışveriş alışkanlıklarını, paraya bağlılık derecelerini (liquidity preference), ihtiyaçlarının şiddetini, vb. özellikleri ile kendi üretim maliyetlerini hesaba katarak tespit edeceği satış fiyatlarının, müşteri talebinin hacmini tayin edeceğini söylemeye bile gerek yoktur. Yapılan araştırmalara göre, tüketicilerimizin büyük çoğunluğunda, gelir düzeyi düşüktür; kısa sürelerle ve sık sık pazara çıkmaktadırlar, zorunlu ihtiyaçlarını karşılamakta bile güçlük çekmektedirler; bu nedenlerle tüketim eğilimleri yüksektir ve istedikleri malı bulduklarında çabuk karar vermektedirler. Kısa sürelerde fazla değişmeyecek bu özellikleri nedeniyle tüketicilerimiz, yüzde 90 indirim oranını ‘fazla’, yüzde 50 oranını da ‘düşük’ bulmuşlardır. Yüzde 50 indirim kampanyasının sonuçları tam araştırılıp yayımlandıktan sonra daha iyi irdelemeler yapılabilecektir; ama şimdiden belli olmuştur ki, 2002’den 2006 sonuna kadar hızla büyüyen ekonomi, geliri düşük olmakla birlikte tüketim eğilimi yüksek olan kesimlerin gelirlerini mal ve hizmet talebini hızla artırmış ve bu ortamda perakendeciler de fiyatları fazlaca şişirmişlerdir.
Satıcı işletmelerimiz için şimdi geriye dönme zamanıdır ve gittikçe derinleşen ekonomik bunalımdan bir an evvel çıkabilmek için, perakende fiyatların, daha çok indirilmesine ihtiyaç duyulduğu, bu olaylardan belli olmuştur. Böylece satıcı işletmelerimizde satışların düşmesi nedeniyle birikmiş stoklar da bir an evvel tüketilmiş ve indirim yapan işletmelere de yarar sağlanmış olacaktır.
Bu sınırlı fiyat indirimi deneyimi bile, öne sürüldüğü gibi tüketicimizin mal ve hizmet talebinin ‘düşük’ değil, aksine oldukça yüksek ve bu yüksek talepten yararlanabilmek için, önceki dönemlerde, şişirilmiş fiyatlarla satıcılarda stok birikimlerine neden olmuş perakende fiyatların, daha yüksek oranlarda indirilmelerine gerek olduğunu göstermiştir. Özetle, talep düşük değil, perakende fiyatlar yüksektir. Bundan sonraki davranışlar bu görüşe göre ayarlanmalıdır.