Kötümserlik derinleşiyor

Geçen yılın mayıs ayında yüzde 9 olan işsizliğin, kasımda yüzde 12,3?e yükselmiş olması ve bu günlerde yüzde 15?e yaklaşmış olabileceği yönündeki tahminler, gelecek hakkında fazla iyimser olma nedeni bırakmıyor.

Geçen yılın mayıs ayında  yüzde  9 olan işsizliğin, kasımda yüzde 12,3’e yükselmiş olması ve bu günlerde yüzde 15’e yaklaşmış olabileceği yönündeki tahminler, gelecek hakkında fazla iyimser olma nedeni bırakmıyor.  Kayıtdışı çalışanlar da hesaba katılınca, işgücü eksiğimizin çok yüksek oranlarda olduğu anlaşılmaktadır.  Aylık dışsatımımızın, geçen eylüldeki 12 milyar dolarlık düzeyinden, şubatta 6,8 milyar dolara, dışalımımızın da yüzde 47 oranında düşmüş olması, toplumumuzda kötümserliğin yaygınlaşmasına ve derinleşmesine katkıda bulunmuştur.  Pazartesi günü birdenbire yaşanan finansal pazarlardaki olağanüstü çalkantı, büyük ekonomi depreminden önceki küçük deprem kıpırtılarına çok benziyor.  
Ülkemizde yaygınlaşmakta olan ‘zehirli’ kötümserlik dalgasının en önemli şiddetlendiricisi, kuşkusuz, tüm dünyayı sarmakta olan ekonomik bunalımı durdurmak için alınmakta olan önlemlerin, büyük ölçüde etkisiz kalmasıdır. Üstelik ülkemizde, ek olarak, bir de bunalımın olumsuz etkilerini hafifletebilecek hükümet kararları da alınamamıştır. Yılın ilk çeyreği biterken, işletmelerimizin kendi olanaklarıyla alabilecekleri önlemler de yaygın kötümserliğin ümitsizliği içinde alınamamaktadır.  Özellikle, çok sayıda işçi çalıştıran işletmelerimizin yöneticileri, gelecek  korkusunun yarattığı çaresizlik kaygıları içinde, fazla hareket edememektedirler.  Ağır bunalım koşulları içinde bile işletmelerimizin, hükümetten yardım beklemek yerine, kendi olanaklarıyla uygulayabilecekleri önlemler de vardır.   
Alınan tüm önlemlere rağmen, gelecek kaygıları içine düşmüş bulunan tüketicilerin mal ve hizmet taleplerinde aşırı düşmeler ve dünya ticaret hacmindeki daralma durdurulamamıştır.  Dünya üretim ve ticareti azalırken, ülkemiz de bundan payını almaktadır.  Bununla birlikte, dünya ülkeleri arasında, temel ihtiyaçlarını tam karşılayamadıkları için, mal ve hizmet açlığı çeken ülkeler de pek çoktur.  Mal ve hizmet ihtiyaçları için olanaklar bulabilecek bu ülkelerin, dışsatımcılarımıza yeni satış olanakları sağlayabilecekleri anlaşılmaktadır.  Son aylarda bu amaçla çalışan birçok üreticilerimizin bunalım ortamında bile, bu yoldan önemli dışsatım olanakları yarattıkları görülmektedir.   
Son günlerde ortaya çıkan döviz fiyatlarındaki hızlı artışlar, gelirleri ve satın alma olanakları düşük olan bu yeni pazarlara daha düşük fiyatlarla mal ve hizmet satışları için yeni olanaklar yaratmış bulunmalıdır. Dışsatımcı işletmelerimiz, bu olanaklardan yararlanarak yeni pazarlara daha çok açılabilirler; açılmak için çalışmalıdırlar.  Mobilya, hazır giyim, ham ve işlenmiş tarım ürünleri, makine yedek parçaları, gıda maddeleri, elektronik eşya ve benzeri alanlarda, devletin önlem almasını beklemeden, önemli yeni iş olanaklarının ortaya çıktığı görülmektedir.  İşletmelerimize ve onlara yol gösteren sivil toplum kuruluşlarımıza bu konuda önemli görev ve sorumluluk düşmektedir.  Bazı fiyat indirimleriyle, buna benzer alanlarda çok yeni dışsatım olanakları yaratılabileceği anlaşılmaktadır.
İç pazarlarımızda da, bunalım içinde mal taleplerinde önemli azalma olmakla birlikte, fiyat indirimleri ile önemli mal ve hizmet talebi yaratılabileceğini gösteren çok sayıda örnek  vardır.  Bu konuda eksik olan, bunalım her alanda gelirleri ve mal ve hizmet talebini düşürürken, bir süredir stoklarında önemli birikimler olan üretici işletmelerimizin uyguladıkları fiyat indirimlerinin yeterli olmaması ve hatta bazı alanlarda fiyat indirimlerinde geç kalınmış bulunmasıdır.  Oysa bunalım ortamında çok nakit sıkıntısı çeken ve yeni krediler bulmakta zorlanan işletmelerimiz için, biriken stoklarını elde edebilecekleri düşük fiyatlarla satmaları, bu koşullar altında en yüksek kâr, ya da en düşük zarar seçeneği olarak görülmelidir.  Bunalım ortamında bu olanaklardan yararlanmanın tam zamanıdır.
Toplumumuzu sarmış bulunan derin kötümserlikten kurtulmanın yollarını bulabilmeliyiz. 
Hükümet, kısa sürede bu alanda büyük sonuçlar alabilir: Para Fonu (IMF) ile anlaşma, mevduat güvencesinin artırılması, ücretler üzerindeki vergi ve sosyal sigorta yüklerinin azaltılması, bir kredi güvence düzeninin yaratılması gibi.