Neden yapamıyoruz?

'Ekonomik istikrar', bir ekonomi politikası deyimidir.

'Ekonomik istikrar', bir ekonomi politikası deyimidir. Ekonomisi istikrarlı ülkelerde, mal, hizmet ve döviz fiyatları her gün artıp eksilmez; faiz hadleri günlük olarak hoplayıp zıplamaz; ekonomi yıllarca düşük hızlarda büyür; iş isteyenlerin büyük çoğunluğuna iş sağlanabilir; işsizlik düzeyi düşüktür; üretim sürekli artar ve dünya pazarlarında artan üretime müşteri bulunabilir; iç ve dış borçlar düşüktür; kalkınma projelerine iç kaynak sağlanabilir; devlet bütçesi denktir. Ülkemizde fazla görmemiş olsak da, dünyada böyle ülkeler vardır ve o ülkelerin insanları çok daha mutludurlar.
1980'den beri, ülkemizin, ABD'nin, Para Fonu'nun (IMF), Dünya Bankası'nın ve hatta Avrupa Birliği'nin, birçok değerli uzmanı, son yirmi yılın uygulamaları sonucunda istikrarsızlık içinde çalkalanan Türk ekonomisine istikrar kazandırmak için canla başla çalışmaktadırlar. Yıllar süren çalışmalara karşın, o güzelim ekonomik istikrara bir türlü kavuşamıyoruz.
24 Ocak 1980'de ilan edilen son 20 yılın ilk istikrar programını izleyen 17 ekonomik istikrar programı, bizi istikrar mutluluğuna kavuşturamamış, yıl sonuna doğru gelen 12 Eylül askeri yönetimi de aynı ekonomi politikasını sürdürmüştür. Uygulanmakta olan 18'inci istikrar programı, daha ik denetimde, ciddi uygulama eksikleri içine düşmüştür. 14 Mayıs'ta IMF onayına kavuşan 3 Mayıs tarihli son niyet mektubuna bağlı 'Türkiye'nin Güçlü Ekonomiye Geçiş Programı'nda mayıs sonuna kadar gerçekleştirilmesine söz verilmiş bulunulan, Emlak Bankası'nın kapatılması, Telekom Üst Kurulu ile Telekom Şirketi Yönetim Kurulu'na tarafsız üyeler atanması, Sigorta Fonu emrindeki batık 13 bankanın canlandırılması, ya da tasfiye edilmesi, Tütün Kanunu'nun çıkarılması sağlanamamıştır. Buğday fiyatları ile kamu kesimi toplu iş sözleşmelerinde, programda öngörülmüş bulunulan sınırlar aşılmıştır. Buna karşın, yeni niyet mektubundan sonraki ilk denetimi (sekizinci gözden geçirme) başarıyla geçeceği kuşkusuz görünen programla ilgili uygulama sonuçlarının geri kalmaları birikecek ve ağustos sonuna kadar tümünün gerçekleştirilmesi gerekecektir.
Ekonomik istikrarsızlığın en büyük derdini çeken biz işletmeciler, ekonomiyi yönetenlerin, temel strateji seçiminin (sınırsız kapitalizm) ve bunun uygulama biçiminin (eş-dost kapitalizmi) yanlışlarla dolu olduğunu göstermeye çalışıyoruz. İşletmelerimizle ilgili araştırmalar ve gözlemler göstermektedir ki, Ankara'da alınan ekonomi politikası kararlarının sonucu olarak ortaya çıkan kamu kesimi açıkları ile yaratılmış bulunan enflasyon ortamı, ekonomik denetim düzeni eksikleri, yüksek kamu borçlanması, sosyal siyaset sistemindeki eksikler, tüm işletmelerimizi kısa sürede yüksek kazançlara itmektedir. Bu ekonomik koşuşturma içinde yaratılan ve kendi kendini besleyen savurgan ortam, mal ve hizmet üreten işletmelerimize büyük zarar vermekte, bunlardan bazıları, ardı ardına batmaktadır.
İşletmecilere göre, bu kısırdöngüyü kıracak ve bizi istikrara götürecek tek yol vardır: devlette, özel işletmede ve aileler içinde geniş kapsamlı bir tasarruf hamlesinin başlatılması. Ankara'da bu yönde bir çalışmanın başlatılmış olduğunu gösteren hiçbir belirti yoktur; aksine, daha fazla borçlanarak daha fazla harcama yapma eğilimleri yaygındır ve bu yaygın anlayışın bizi nerelere getirdiği bellidir. Bu geniş kapsamlı tasarruf hamlesini başlatmakta geç kalınmamalıdır.