Özelleştirme işlerimiz

Ülkemizi içinde bulunduğu ekonomik çıkmazdan kurtarması konusunda büyük ümitler bağladığımız özelleştirme çalışmaları durmuştur

Ülkemizi içinde bulunduğu ekonomik çıkmazdan kurtarması konusunda büyük ümitler bağladığımız özelleştirme çalışmaları durmuştur. Bu duruş için birçoğumuz, içine düştüğümüz son ekonomik bunalım ortamını
suçlamaktadır. Bu duraksamada
ekonomik bunalımın büyük payı yadsınamaz. Ama hükümetin bu işlere yaklaşımında da önemli yanlışlar vardır. Bu yanlışlar giderilmeden özelleştirme işlerimizin yeterli hıza ulaşması beklenmemelidir.
1. Siyasetçinin, özelleştirme işinde tam kararlı olmadığı bellidir. Tüm siyasetçilerimiz, her gün özelleştirmenin iyiliklerinden (faziletlerinden)
söz etmekte, ama özelleştirme nedeniyle devlet işletmeleri üzerindeki egemenliğinin sona ereceğini anlar anlamaz, bu faziletlerin tümünü
unutmakta ve egemenliğin yitirilmemesi için elinden geldiği kadar ayak sürümektedir. Koalisyon partilerinin liderleri, eğer özelleştirme işlerinden bazı sonuçlar bekliyorlarsa, en başta siyasetteki bu engeli kaldırmalıdırl. Konuyu inceleyen birçok yerli ve yabancı uzman bundan kuşku duymakta ve bu alandaki siyasal kararlılığın eksikliğinden yakınmaktadır. Telekom ve THY şirketlerinin özelleştirilmesi konusunda yapılan ve gereksiz yere uzun zaman alan çalışmaların ayrıntıları, bu konuda yeterli kanıtlar vermektedir. Şimdi ilgili kanunlar çıkmıştır; uygulama başlamalıdır.
2. Özelleştirme işlerimizin, devlet
yapısı içindeki tek bir kuruma verilememiş olması, bu konudaki ikinci büyük eksiğimizdir ve siyasetçimizin bu konudaki kararsızlığının ikinci önemli göstergesidir. Özelleştirme İdaresi Başkanlığı (ÖİB), bu konudaki uzman kuruluş olarak geliştirildikten sonra, enerji ve ulaştırma alanındaki özelleştirme işlerinin ilgili bakanlıklarda bırakılması yanlıştır. Aynı biçimde, sayısı 16'yı bulan devlet işletmelerinin yönetimleri ile 'ilgili bakanlıklar'ın bu alandaki yetkilerinin sürdürülmesi, çalışmaların dağılmasını ve özelleştirme amaçlarından sapmalara neden olmuştur. Bu konudaki siyasal kararsızlık da giderilmelidir: Ya tüm özelleştirme işleri ve yetkileri, ÖİB'de toplanmalı ya da önemli parasal ve sosyal maliyeti olan bu kuruluş ortadan kaldırılarak, özelleştirme işlerimiz, 1984'ten önce olduğu gibi, ilgili bakanlıklara bırakılmalıdır. İlgili bakanlıklara bırakılan özelleştirme işlerinin nasıl geciktirildiği, Telekom ve THY'nin uzun özelleştirme serüveni sonucunda açıkça ortaya çıkmıştır.
3. Devlet işletmelerimizin ilgili bakanlıklarca yönetim biçimi, tümüyle yanlıştır ve devlet işletmelerinde büyük zararların birikmesine neden olmaktadır ve onları özelleştirme adayı olmaktan çıkarmaktadır. Son zamanlarda, devlet bankalarının siyasal partilerin oyuncağı olmaktan çıkarılmaları için pek çok söz söylenmekte ve bazı uygulamalar yapılmaktadır. Oysa, tüm devlet işletmeleri, siyasetçinin ekonomi dışı baskıları altındadır ve bu işletmeler, bu karışık yapı içinde, ülkemizin mal ve hizmet pazarlarından gittikçe uzaklaştırılmakta ve özelleştirilme olasılıkları her geçen gün daha da azaltılmaktadır.
Özelleştirme işlerimizdeki yanlışları
tek yazıda özetleme olanağı yoktur. Bu yanlışları düzeltmeden, ekonomik programda özelleştirmeden beklenen büyük yararlara ulaşmanın olanağı da yoktur. Yanlışların düzeltilmesi işlemlerine, yukarıdaki sıralamaya göre en önemlilerinden başlanmalıdır. Öteki yanlışlar, gelecek yazılarda ele alınacaktır.