İran'a açılım

Önce yaygın bir yanlış bilgiyi düzeltelim: İran, İslam Devrimi'nden önce de laik veya seküler değildi. O dönem İran Anayasası'nın 2. maddesi şöyleydi: "Devletin resmi dini İslam'dır.

Önce yaygın bir yanlış bilgiyi düzeltelim: İran, İslam Devrimi’nden önce de laik veya seküler değildi. O dönem İran Anayasası’nın 2. maddesi şöyleydi: “Devletin resmi dini İslam’dır. Hanedanın görevi İslam dininin yayılmasına hizmettir.” O dönemde de İran’ın temel yasaları İslam Hukuku kaynaklıydı. Elbette resmi mezhep olan Caferi Fıkhına göre...
İslam Devrimi ile olan; yönetimin doğrudan din adamlarının denetimine geçmesidir. Yani, babadan oğul’a geçen saltanatın yerine, dini seçkinler denetiminde yönetim... ‘Dini seçkinler’ denetler, ancak yönetim halkın seçtiklerince gerçekleştirilir.
İran’da başkanlık sistemi vardır ve başkanı doğrudan halk seçer... Bu başkan din adamı kökenli de olabilir, olmayabilir de...
Nitekim şimdiki başkan bir mühendistir.
İslam Devrimi batının kulu olan Şahlık rejimini yıkmış ve İslam Cumhuriyetini getirmiştir. Kendine özgü bir demokrasiyle birlikte...
Evet, nasıl Türkiye’de ve birçok ülkede Laik Demokrasi varsa İran’da da İslam Demokrasisi vardır.
Devrimin ilk yıllarında Devrim İhracı anlayışında olanlar olabilir, ama bugünkü İran’ın böyle bir meselesi yoktur.
İran’da olup bitenler Devrim’in kendisini koruması ve ülkenin yeniden köleleşmesinin önlenmesi, halkın yaşama düzeyinin yükseltilmesi çabalarından ibarettir.
İran onurlu bir halkın devleti olarak başkalarının sömürgesi olmayı kabul etmiyor... Yanlış mı yapıyor?
İran kaynaklarını öz halkının yararına kullanmak ve başkalarına peşkeş çekmemek kararında...
Yanlış mı?
İran ezilen halklara sahip çıkmaya çalışıyor... Sizce doğru yapmıyor mu?
Türkiye ile İran’ın rakip olduğu; İran’ın Şii hilali oluşturduğu gibi sözler batının batıl sözleridir.
İran’ın nükleer enerjiyi üretebilir bir donanıma ulaşmaya çalışmasını önlemeye çalışanlar ve bunu bahane ederek İran’a karşı karşıtlık geliştirenler, dünyayı kendi çıkarları doğrultusunda düzenlemek isteyenler ve onların yardakçılarıdır.
Herkes biliyor ki İran’da nükleer silah yapma çalışmalarının en küçük belirtisi bile yok...
‘Ama ya yaparlarsa’ korkusuyla dünya kamuoyunu kışkırtanlar önce durup aynaya bakmalıdırlar.
İran bizim komşumuzdur, halkı kardeş halkımızdır, kaderlerimiz birbirine ikiz yaratılmıştır. TUR ile IR gibi...
‘Ama İran’daki rejim...’ diye itiraza başlayanlara ise ATATÜRK’ün İran siyasetinin iyi incelemelerini salık veririm.
İran’da teokratik monarşi varken Laik Cumhuriyet başkanının İran’la ilişkileri hangi doğrultudaydı...
Sadabat Paktı neler anlatıyor.
Şimdi ise ECO var... (SAHİ-İŞBİR) Onu geliştirelim ve bizim hayat alanımızı oluşturalım diyorum.
Yani, hükümetin İran açılımı gecikmiş bir gerekliliktir, diyorum.