İşsizlik neden artıyor?

Başbakan demiş ki: "Türkiye biliyorsunuz artık bir tarım toplumu değil. Yani tarım toplumundan sanayi toplumuna geçme sürecinde olan bir toplum..."

Başbakan demiş ki: “Türkiye biliyorsunuz artık bir tarım toplumu değil.
Yani tarım toplumundan sanayi toplumuna geçme sürecinde olan bir toplum...”
Başbakan işsizliğin artması dahil bazı konuları bu sürece bağlamış...
Toplumları baskın üretim biçimlerine göre türlere ayırmak yapıla gelen bir iş.
Avcı-toplayıcı toplum... Tarım toplumu... Sanayi toplumu...
Tarım devriminden önce ve bu devrime erişemeyen toplumlar, ihtiyaçlarını avcılık ve toplayıcılık ile karşılıyorlardı.
Bu üretim biçiminin insanların hayatlarının her alanını etkilediği bir gerçekliktir.
Tohumu toprağa ekilip başında beklemek veya hayvanları evcilleştirip çoğaltıp yararlanmak insanın tarihinde çok yönlü değişimlere yol açtı. Köyler ve alışveriş yerleri temelinden başlayarak şehirler oluştu.
8-10 bin yıl tarım devrimi dönemi yaşandıktan sonra bundan 300 yıl kadar önce buhar gücünün üretimde kullanılması temelinde sanayi devrimi gerçekleşmeye başladı. Bol ve ucuz üretime dayalı yeni bir üretim dönemi ve ardından gelen gelişmelere ulaşan toplumlara ‘sanayi toplumu’ denildi. Sanayi, tarıma da yansıdı ve köyler boşaldı... Şehirler büyüdü, yeni şehirler ortaya çıktı. Sözgelimi Ankara’nın yakınlarındaki Kırıkkale benim doğduğum
yıl bir köydü... Sanayileşmeyle şehir oldu. Sanayi devrimi de hayatın her alanını etkiledi. Söz gelimi tarım döneminin gereği olan ‘geniş aileden çekirdek aileye’ dönüşüldü.
Bu hamur çok su götüren bir hamurdur. Yani bu alanda söylenecek çok söz vardır.
Ve söylenmiştir. Çok sayıda kitap bu konuları anlatmak için yazılmıştır. Şimdi bir ‘Ancak!’ demenin tam yeri...
Ancak!
1955’lerden başlayarak yeni bir çağın doğduğu gerçeği unutulmamalıdır.
Bu ‘yeni çağa’ önceleri ‘sanayi ötesi çağ’ denildi. Sonra atom çağı, uzay çağı diyenler oldu.
Sonra çağ kendi adını buldu. Ve ‘bilgi çağı’ denilir oldu. Bilgi çağını ‘bilgi devrimi’ getirmişti. Bu çağa giren toplumlar da ‘bilgi toplumları’ oldu.
Tarım devriminin ‘belgi’si saban idi... Sanayi devriminin ‘buhar gücü’... Bilgi devriminin ise ‘yonga’... Yonga’ya ‘Çip’ de deniliyor. Bilgisayarlaşma ile başlayan ve şimdilerde ‘bilgi ağları’yla olgunlaşan bilgi çağından söz ediyoruz.
Bilgi çağının içinde yaşıyoruz.
Başında da olsa, sonunda da olsa herkes ve her toplum bu çağın içinde...
Üç çağı bir arada yaşayan tarım, sanayi ve bilgi çağı hayatlarını aynı anda içinde barındıran toplumlar da var.
Bilgi çağının doruklarında bir hayat sürenler de...
Biz, sanırım birinci kümedeyiz.
Bilgi çağının getirdiklerini anlatmak için çok kitaplar yazıldı. Gelen gelişmelerden birisi de kol gücünün yerini robot işçilerin alması... Bunun işsizliğe yol açtığı bilinen bir konu...
Yine bir ‘ancak’ diyelim
Ancak!
Bizde işsizliğin çoğalmasını iyi anlamak için olaylara daha derinden bakmak gerekiyor. Daha derin dediğim ‘bilgi çağı’nın getirdiği ve adına ‘globalizm’ denilen gelişme... Globalizm dediklerinin karanlık yüzünden ‘dev şirketlerin denetiminde bir dünya’ gerçeği vardır.
Adına ‘şirketokrasi’ de denilen bu gerçeklikte, dünyayı ‘kaynaklarını yağmalayacak ve ürettiği mallar için elverişle pazar haline getirecek’ düzenlemeler yapmak esastır.
İşsizlik, yoksulluk ve çevreden söz edilmesinin günah sayıldığı YENİ LİBERALİZM doktrini ülkelere dayatılmaktadır. Uluslararası kuruluşların bir kısmı bu şirketlerin denetimine geçmiştir. Ülkelere dayatılanlardan birisi de çılgınlık boyutlarına ulaştırılan özelleştirmecilik denilen yeni bir yağmacılıktır.
Ve...
Ve bizdeki işsizlik çoğalmasının birinci etkeni de bu gerçeklerdir. Yani, işler tarım-sanayi toplumları çelişkisinin çok ilerisindedir.