Kimliğim

Bilincimin oluşturduğu boyutlarımla ilk kimliğim benliğim... Aileme bağlılık bilincim bir başka kimliğim. Sülalemizin bilinen adı ?Zeynep Oğulları? Çalık, Kitre, Salyazı ve şimdi büyük şehirlerde yaşayan insanlar...

Bilincimin oluşturduğu boyutlarımla ilk kimliğim benliğim... Aileme bağlılık bilincim bir başka kimliğim. Sülalemizin bilinen adı ‘Zeynep Oğulları’ Çalık, Kitre, Salyazı ve şimdi büyük şehirlerde yaşayan insanlar...
İşte kimliklerimden birisi...
Kitreliyim ve Bayburtluyum...
Bu da, başka bir kimliğim...
Okuduğum okullardan da kimlikler elde ettim. Elmadağ ve Yıldırım Beyazıt Ortaokulları, Gazi Lisesi ve Ankara Hukuk Fakültesi...
Üniversiteliler Kültür Kulübü üyeliği ve Türk Ocaklılıkta bana kimlik verdi... Ülkü Ocaklılıkta...
Dokuz yaşından başlayarak ‘Dünya Türklüğü’ kavramına uyandım ve kimliğimin önemli bir yanı oldu. Ama Türkiye Türk’ü olduğumun bilinci de sürüp gitti.
Müslümanlık benim toplum içindeki kimliğimin önemli bir yanı... Aynı zamanda Mümin-Müslüman’ım ve o da bu kimliğimin derinliği...
İslam dininin inançlı bir bağlısıyım ve İslam’ın Ali ve Ehlibeyt yolunu benimsiyorum. Bu da benim kimliğimin belirleyicilerinden... Ahmet Yesevi Yolu manevi yolumun adı...
Siyasi partileri hep araç olarak gördüm. İnancıma ve düşüncelerime ve ülkeme hizmet aracı... Hangisinde hizmet imkânı varsa... İster beğenilsin ister beğenilmesin... Partileri kimliğimin içine sokmuyorum... Futbol takımı da tutmadım. Ve bu konuda da kimliğimde eksiklik olduğunu söyleyenler oldu... Ama particiliği ve takımcılığı kimliğinin bir bölümü yapanlara da saygı duyuyorum.
Bu işlerle ilgilendiğimden beri; kapitalizmi insan onuruna; komünizmi insan yapısına aykırı gördüm. ‘Bir orta yol gerek’ diye düşündüm. Üretimde girişim özgürlüğü, üleşim de denge ve adalet olmalı dedim. ‘Toplumculuk’ benim bir başka kimlik adım oldu...
Milletimin dengelerini, ülkesini ve çıkarlarını savunmak anlamında milliyetçiyim, diyorum. Ama başka milletler için de aynı duygularla doluyum. Farklı kültürleri insanlık aleminin zenginliği olarak görüyorum.
İnsanoğullarının kardeşliğine inanıyorum. ‘Yanlış yolda’ olduğuna inandığım insanların yanlışlarına kızıyorum. Ama kızdığım insanın özü değil, sapkınlıkları... Yani insanları seviyorum. Bir günlük oğlum öldüğünde günlerce ağladım... Haberleri dinlerken Gazze’de ölenler için de ağlıyorum. Hiroşima’daki, Nagazaki’de ölenlerin hikâyelerini dinledikçe de... Taşnakların öldürdüğü Müslümanlar için de, Hocalı da öldürülen Müslümanlar için de ağlıyorum. Tehcir de kırılan Ermeniler için de... Yüzlerce yıl kardeşçe yaşayan halkları birbirine kırdıran kapitalist emperyalizme kızıyorum da bu işleri yapanların içinden çıktıkları halklara asla düşmanlık duymuyorum. Siyonizmi de lanetliyorum, antisemitizmi de... Yani kendimi ‘İnsancıl’ sayıyorum. Ve bu da benim kimliğimin derin yönlerinden birisi...
Halkların kendi kendilerini yönetmesi, çoğulculuğu ve özgürlükçülüğü ve de katılımcılığı istiyorum. Demokrat olmak ta benim kimliğim.
Ve dünyalıyım... Ve Evrenlerin içindeyim. Ve ‘Sonsuz Boyutta Sonsuzluk ve Sonsuz Bilinç’ olduğuna inandığım TANRI’nın yarattıklarını yoktan değil, yokken var ettiğine inanıyorum.
Varlık Birliği’ne inanıyorum. TANRI’DAN BAŞKA TAPILACAK YOK, TANRI’DAN BAŞKA GERÇEK AMAÇ YOK, TANRI’DAN BAŞKA GERÇEK VARLIK YOK bilincindeyim. İşte bu da benim kimliğim... Belki de tek gerçek kimliğim... Sonsuzluk boyutundaki kimliğim.
Bütün bu kimliklerimle ben bir bütünüm.
Bana bundan başka bir kimlik yakıştıranın, yakıştırmalarının çok uzağındayım. Vesselâm...