Ne hakareti?.. Ne ulusalcısı?..

Kitap ekleri dışında gazetelerin eklerini okumuyorum. Radikal'in Cumartesi Eki'ni de okumamıştım.

Kitap ekleri dışında gazetelerin eklerini okumuyorum. Radikal’in Cumartesi Eki’ni de okumamıştım. Baskın Oran adlı şahsın Radikal 2’de çıkan yazısını Anadolu’da Vakit gazetesinin arşiv sahifesinde okudum. Benden de söz ediyordu. Eski bir olay...
Yıl 2004 idi. Türkiye’yi paramparça etmek isteyenlerin her türlü ayrımları ayrılık durumuna getirecek bir çalışmaları Başbakanlık Raporu adıyla basına yansımıştı. Oyun çok açık ve çok tehlikeliydi. AB’ye giriş süreci bahanesiyle halkımızın arasına fitne tohumları atılıyordu. Tepki duydum ve karşı yazı yazdım. Uzun bir yazının sonu şöyle bitiyordu: “Siz o uydurma azınlıklarınızı alın da gidin Avrupanıza sokun.”
Başbakanlık’ta kurulan bu yanlış komisyonun üyelerinden birisi de Baskın Oran denilen şahıs imiş... Kendisine hakaret edildiği savıyla dava açtı.
Yargı, yazının eleştiri amaçlı olduğuna karar verdi ve Baskın Oran denilen şahsın davasını reddetti.
Yargıtay da mahkeme kararını onayladı.
Şimdi bu şahıs Radikal Cumartesi ekinde yargıyı eleştirirken, örnek olarak benim cümlemi de kullanıyor.
Türkiye’yi AB’ye sokmak için yapay azınlıklar icat edecek raporlar yazıp kamuoyunun zihnini bulandırmak suç değil, ama böyle bir tuzak konusunda uyarıcı yazı yazmak suç, öyle mi?
Ne söylüyorum ben? Sizin koyduğunuz ölçüleri Avrupa ülkelerinde azınlık oluşturma sebebi
yapsak yüzlerce azınlık çıkardı. Neden onların yapmadığını bize yaptırmak istiyorsunuz? Sonunda da “Siz o uydurma azınlıklarınızı alın da gidin Avrupanıza sokun” demişim.
Bu sözlerden ‘anamıza, babamıza sinkaf ettiler’ cümlesini Baskın Oran denilen şahıs nasıl çıkarmış acaba... Bu cümleden hakaret anlamı çıkarmak için adam hangi düzeyde olmalı...
Baskın Oran adlı şahıs diyor ki: “Aile terbiyesi izin verdiği için bu kadar açıkça konuştu.”
“Uydurma azınlıkları Avrupa’ya sokmak” sözünden aile terbiyesi alanına girecek bir anlam çıkar mı, nasıl becerdi acaba bu şahıs?
İşte şimdi benim karşı dava açmamın tam yeri geldi. Kullandığım bir cümleyi başka anlamlara çeken bu Radikal eki yazarını elbette mahkemeye verip hakaret davası açacağım.
Anadolu’da Vakit gazetesine gelince... Arşiv sahifesini hazırlayan arkadaş beni ‘ulusalcı yazar’ kapsamı içine sokmuş. Belli ki bu arkadaş beni takip etmiyor. Halbuki kaç defa yazdım. Ulusalcı değil, ‘maneviyatçı ve demokrat milliyetçiyim’.
Ulusalcılarla aramızda çok derin aykırılıklar vardır. Onlar en başta millet sözünü ‘Arapça’dır diyerek dışlarken, Moğolca ‘ulus’ sözünü onun yerine koyarlar. Ulusun sonuna taktıkları ‘al’ eki ise sel ve sal ile birlikte Türkçenin başının belasıdır. Dolayısıyla en başta bu uydurukça ulusal sözüne karşıyım.
Öte yandan benim milliyet anlayışımın temelinde ‘Hoca Ahmet Yesevi’nin yeniden yoğurduğu Müslüman Türklük anlayışı’ vardır. Ulusalcılar ise maneviyattan soyutlanmış bir ulus kavramını savunuyorlar. Ulusalcıların çoğu için Türk tarihi 1923’ten başlar.
Ben binlerce yıllık tarihimizin bilincindeyim. Ulusalcıların Türk’ü Türkiye’yle ve en çok çevreyle sınırlı, ben dünya Türklüğüne inanıyorum.
Ulusalcılar için İslam Dünyası kavramının anlamı yok, benim ise inancımda ‘müminlerin kardeşliği’ var.
Milliyetçilik anlayışımın gereği insanı sevmek, bütün insanların da haklarının savunucusu olmaktır.
Mevlana gibi söylersek:
“Ulusalcı sözünden de, bana bu yaftayı yakıştırandan da bizarım ben...”