Neden İslam düşmanlığı

Şair Özdemir İnce bir şiirinde şöyle demişti: "Ey oğul bir gün yazcı olursan / Gözü gözünde yüreği yüreğinde / Eli elinde inancın tadını söyle / Ülkemin çocuklarına."

Şair Özdemir İnce bir şiirinde şöyle demişti: “Ey oğul bir gün yazcı olursan / Gözü gözünde yüreği yüreğinde / Eli elinde inancın tadını söyle / Ülkemin çocuklarına.”
Oğlunu bilmem ama kendisi yazıcı oldu. Hem de ülkemin en önemli gazetesinde bir köşe tahtına kuruldu. Ve ülkemin insanlarının inançlarına saldırmayı adet haline getirdi...
Ne yazık! Demek ki yazıcı Özdemir şair İnce’yi dinlemedi.
Ya da !.. Ya da inancın tadını bilmediğinden bilenlerden öç almaya soyundu.
Ya da !.. Birçoklarıyla birlikte bir zamanlar bağlandığı ‘cici ideolojisinin’ bağlılarının birer birer koptuğunu ve yalnız kaldığını görünce ideolojisini inanç haline getirdi ve onun tadını alma çabasında...
İnce anlaşılan araştırma yapmağa pek fırsat bulamıyor. İnancını doğrulayan kitaplardan,çok beğendiği satırları yazısına taşıyor ve devamını salık verdiği o kitapların satın alınıp okunmasına bırakıyor...
Daha önce de bir kitaptan alıntılarla ‘Türkler’in kılıç zoruyla Müslüman oldukları masalını’ tarih gerçeği gibi yansıtmıştı.
Karşılık yazmıştım. Demiştim ki: “Emevi Hükümdarı Abdülmelik’in Irak’a vali yaptığı Haccacı Zalim’in Horasan’a atadığı Kuteybe 705 tarihinden itibaren Türkistan’ı işgale başladı. Yapmadığı zulüm kalmadı ama Türkler’in topluca Müslümanlaşması onuncu yüzyılın başlarında, Mansur oğlu Hüseyin’in yüzlerce müridiyle yaptığı tebliğ ile başladı...”
‘Yani’ kılıç zoruyla Müslümanlık bir masaldan öte değer taşımayan bir görüştür...
Dilerim ki araştırmış ve gerçeği öğrenmiş olsun. Artık bu konuyu yazmıyor.
Şimdilerde, İslamiyet düşmanlığı yapan bir kitap bulmuş onun tanıtımını yapıyor. “En önemli gazetemizde bir köşe yazarına bedava reklam yaptırmak şansını yakalamak için acaba böyle kitaplar mı çıkarmalı?” sorusunu soralım ve geçelim.
Bakınız İnce’nin kolay hükmüne: “Örneğin, Kuran’da Hz. İbrahim’in çocukları ve bunların adları konusunda tam bir kargaşa olduğunu hiç duydunuz mu?” Sonra kendi kutsal kitabından alıntıyı veriyor:
“Öyle ki bunların bir mi iki mi (yoksa üç mü?)” olduğunun belirsizliği bir yana adlarda da görürüz bu durumu. Önceden Yakup ve İshak diye anlatılırken, İbrahim suresinde, “Koçamışken bana İsmail ve İshak’ı veren Allah’a hamdolsun (İbrahim 39) denerek Yakup yok edilip yerine İsmail getirilir.”
Kuran’ı Kerim ayetlerini böyle anlamak için acaba nasıl bir eğitim görmek gerekir? ‘Eski komünist rejimlerin ateizm öğretmenlerinin’ mantıklarını bile zorlayacak bu saçmalığa sorgulamadan inanmak için bir insan nasıl bir ruh durumunda olmalıdır?
Öncelikle söyleyelim ki mesele çok basittir. İbrahim’in iki oğlu olmuştu: İsmail ve İshak...
Yakup ise İshak’ın oğlu; İbrahim’in torunudur.
Kuran’ı Kerimin değişik surelerinde anlatılanlar bunlardır. Bu konular peşin fikirle ve kötü niyetle bakmayan herkesin kolayca anlayacağı gerçeklerdir. Ama önce ideolojik peşin fikirlerden ve kötü niyetlerden kurtulmak gerekir...
İnce yazısında İslamiyet’in tüccarlığı yücelttiğinden ve faizciliğe göz yumduğundan söz ederken saplanıp bir türlü çıkamadığı ideolojik katılığı ortaya koyuyor. Tüccarlığın olmadığı bir sistemi arzulamasına ne diyebilirim? “Tüccarlar olmasaydı nerede yazacaktı? Ya da kollektivizm nerede kaldı?” diyerek onu da geçelim. Ama İslamiyet’in faizciliğe göz yumduğunu , köleciliği ve talancılığı koruduğunu söylemesi ise bilgisizliği çok aşan bir durumdur.
“İslam da Kuran da tartışılmalıdır artık” diye bitiriyor yazısını Ö.İ.
Bu konular bindörtyüzyıldanberi tartışılıyor bay Ö.İ. Milyarlarca insan da İslam’a ve Kuran’a inancını sürdürüyor.
Kendiniz inanmasanız da inançlılara saygı duymayı deneyemez misiniz?