Amerikan demokrasisi hack'lendi!

Cannes'da konuşan Al Gore, "Bugün paranın rolü, alınan kararların hızını ve kalitesini mahvediyor. Amerikan demokrasisi hack'lendi. Çünkü özel çıkar gruplarının orantısız para gücü, halk adına yapılması gereken her önemli reformu kilitliyor" dedi.

Cannes Lions’la ilgili onca yazı yazıp siyasete dokunmazsak yaptığımız iş eksik kalır diye düşündüğümüzden, Cannnes’dan yazdığımız son yazıyı siyasete ayırdık.

10 yılı aşkın bir süredir katıldığımız, Cannes Lions’ta katılımcıların asla kaçırmak istemedikleri iki oturum varsa biri Saatchi & Saatchi’nin yeni yönetmenler gösterimidir (New Director’s Show Case), diğeri ise WPP Grubunun kurucusu ve başkanı Sir Martin Sorrel’in yönettiği Cannes Münazarası'dır (Cannes Debate). Bu sene de gelenek bozulmadı. Her iki oturum da Cannes katılımcılarının en yoğun ilgilerini topladı.

Martin Sorrel, 18 ay kadar önce yaptıkları toplantıyı ve Al Gore’un kurucusu olduğu  “İklim Hakikatleri Projesi / he Climate Reality Project” adına hükümetlere baskı yapacak bir kampanya için kendisinden yardım istediğini hatırlattı ve salondaki 3.000’den fazla dinleyicinin huzurunda Gore’a yardım edeceğine söz verdi.

Al Gore bekleneceği gibi, konuşmasının ağırlıklı bölümünü yıllardır mücadele ettiği “İklim Hareketine” ayırdı. Gore, iklim değişikliği gerçeğini inkar edenleri kınayarak, onları geçmişte sigara sanayisine hizmet eden, “şeytani” lobicilere benzetti: “Sigara sanayii, yıllarca reklam kampanyalarında doktorları kullandı. Doktorlar reklam kampanyalarında onca yıl sigaranın zararlı olmadığına tanıklık ettiler. Bu alenen gayri ahlaki, gayri insani ve zararlı bir davranıştı. Açıkçası şeytaniydi. Şimdi iklim değişikliğini inkar eden çevreler tam da bunun aynısını yapıyorlar.”

Al Gore, “İklim mücadelesini kazanacağız ama acele etmeliyiz” dedi. “ İnsanlık olarak hergün 110 ton kiri atmosfere boca ediyoruz. İnsanlığın yarattığı günlük kirlenmenin toplam etkisi, Hiroşima’ya atılan atom bombasının yarattığı etkinin 400.000 katına eşdeğer.

Martin Sorrel, Bill Clinton’un başkanlığı boyunca (1992 – 2000 arası) başkan yardımcılığı görevinde bulunan ve sonra 2000’de George W. Bush’a karşı ABD başkan adaylığı yarışına giren Al Gore’u sıkıştırdı: “2016 ABD başkanlık yarışını kim kazanacak diye sorsam, cevaplamayı reddeder miydiniz?” Al Gore, Hillary Clinton’a şans vermek yerine sorunun etrafından dolanmayı tercih etti: “Reddetmektense, akıllıca kurtulmayı tercih ederdim. Henüz çok erken!”

Martin Sorrel’in “Bence Hillary kazanacak ve doğrusu yeryüzündeki en güçlü milletin bir kadın başkan seçmesi harika olacak” şeklindeki sözlerine Al Gore yorum yapmadan gülümsemeyi tercih etti. Gore’un 2000 sonrasında Clinton’larla inişli çıkışlı bir ilişkisinin olduğu bilen basın mensuplarının bir kısmı bu tavrı potansiyel bir Demokrat Parti aday adaylığına yorumladı.

Gore, iklim değişikliği meselenin önümüzdeki ABD başkanlığı yarışının ana konularından biri olacağını düşündüğünü söyledi. Yıllar önce bir Suudi bakanın “Taş devri taş kıtlığından sona ermedi” dediğini hatırlatan Gore’a göre, fosil esaslı yakıt döneminin sonuna geliyoruz. Gore, dünyanın yaratıcı elitlerine seslendi :”Acil yardımınız lazım çünkü bu mesele hepimiz için gerçek bir mesele”

Oturum boyunca henüz sorulan soruya cevabını tamamlamamışken Sorrel’in Al Gore’a ikinci ve hatta üçüncü soru yöneltmesi ve bu tavrını bir kaç kez tekrarlaması dinleyicileri rahatsız etmişti. Dinleyicilerin bir kısmı Twitter aracılığıyla Sorrel’in tarzından şikayet etmeye başlamışken, Al Gore, Martin Sorrel’in röportaj yapma tarzına öyle ustaca dokundurdu ki, salonda kahkaha patlamalarına neden oldu. “Martin görüyorum ki senin zihnin fazlasıyla aktif. Habire soru sormakla ilgilisin, cevaplar seni pek ilgilendirmiyor galiba!”

“SENATÖRLER ZAMANLARININ ÇOĞUNU PARA DİLENMEK İÇİN HARCIYOR”

Al Gore’un konuşmasının belki de en çok ilgi çeken ve tweet'lenen bölümü, Amerikan demokrasisi ile ilgili görüşlerini paylaştığı bölümdü. Bazı lobi çevrelerini ve baskı gruplarını şiddetle kınadığı bu bölüme başlarken “Amerika, dünyadaki diğer milletlerle kıyasla daha iyi ve daha adil kararlar alabildiği için dünyanın lideri olmayı başarmıştı” dedi ve devam etti: “Ama bugün paranın rolü, alınan kararların hızını ve kalitesini mahvediyor. Amerikan demokrasisi hack’lendi. Çünkü özel çıkar gruplarının orantısız para gücü, halk adına yapılması gereken her önemli reformu kilitliyor. Bu gidişatın yaratacağı kademeli etkinin, Amerika’nın global liderliğinin devamını imkansızlaştıracağını gördüğüm için ızdırap duyuyorum.”

Obama yönetiminin iş yapma yeteneğini kaybedip kaybetmediğine ilişkin soruya yanıt verirken ise Amerikan başkanlarının Kongre tarafından fazlasıyla kısıtlandığını ve günümüz Amerikan sisteminde yasama erkinde meydan gelen fonksiyon bozukluğunu aynı yere bağladı: “Çünkü yasama işiyle görevli olanlar vakitlerinin çoğunu zenginlerden ve özel çıkar gruplarından para dilenmek için harcıyorlar.”

Salondakiler oturumun sonunda Al Gore’u dakikalarca alkışlayarak onayladılar.