Hillary olmazsa, sosyalist 'Bernie' verelim

Amerika gibi kapitalizmin ve muhafazakarlığın ana değer olduğu bir demokraside, bir sosyalist ismin şansı ne kadar, kestirmek zor. Ama, bütün araştırmalardan mevcut aday adayları arasında Hillary Clinton'a en yakın desteğin Bernie'de olduğu gözüküyor.

Amerikan başkanlık seçimlerinde 8 yıllık Demokrat dönem sona eriyor mu? Obama’nın Bush sonrası devraldığı dibe vurmuş ekonomiyi iyileştirmesi, istihdamı artırması, enerjide ABD’yi dışa bağımlılığı sonlandıracak noktalara yöneltmesi gibi olumlu etkiler 2016’da yeni bir Demokrat adayın kazanmasına yardım edebilir mi? ObamaCare denen sağlık reformu, ülke nüfusundaki kalıcı demografik değişiklikler ve Obama’nın inşasına yardım ettiği dataya dayalı, dijital seçim kampanyası makinası, demokratların Beyaz Sarayı bir dönem daha elde tutmalarına yardım edecek mi?

Amerika’da kimle konuşursanız bu sorulara farklı yanıtlar alabiliyorsunuz.

Ama, Joe Biden gibi ABD başkan yardımcısı bir ismin henüz adaylılığını ilan etmemiş olmasının neden olduğu eksik rekabetten midir bilinmez, 2016 ABD başkanlık seçimlerinde Demokratik Parti içindeki ön seçim kampanyaları, Cumhuriyetçi kanada nazaran daha az heyecan yaratıyor. Cumhuriyetçi Parti içinde yarışan aday adayları, hem sayıca hem de medyatik ilgi açısından Demokratlardan 2- 3 kat daha önde görünüyor.

Demokratik Parti tarafında şu anda dikkate değer altı aday yarışıyor : Eski dışişleri bakanı Hillary Clinton, senatör Bernard Sanders, eski Rhode Island Valisi Lincoln Chafee, eski senatör Jim Webb, Harward Hukuk Profesörü Larry Lessing ve eski Maryland senatörü Martin O’Malley. Bu altı aday içinden açık ara favori olan isim tabi ki Hillary Clinton.

Hillary Clinton’un kampanyası, muhtemelen şu anda en profesyonelce yönetilen kampanya durumunda. Stratejisi, dijital ve örgütsel altyapısı, ekip ve gönüllü gücü ile Hillary’nin kampanyası, sanki partindeki ön seçimi kazanmış gibi ilerliyor. Bir diğer ifadeyle Demokratik Parti iç kamuoyundan ziyade 2016 seçimine odaklanmış gibi yol alıyor. Gerek stratejik planlamada, gerekse medya kullanımında bu etkiyi net olarak farkediyorsunuz.

Hillary, sadece Amerikan siyasetinin süper starı değil, aynı zamanda Demokratik Parti’nin sevgili kızı. 20 yıllık siyaset tecrübesi var. Hillary Clinton “Her Amerikalı’nın bir şampiyona ihtiyacı vardır. Ben o şampiyon olmak istiyorum” diyor.

Hillary’nın parti içindeki açık ara liderliği yaygın bir kanı. Araştırmalar da bu kanıyı doğruluyor. Özellikle çalışan kadın seçmenler ve Latin Amerika kökenli çevreler onun yanında. Ülkedeki kadınların yanısıra, entellektül çevreler de “kadın başkan fikrini” destekliyorlar.

HILLARY KAZAYA UĞRARSA

Hillary ön seçimi kazanıp partisinin resmi adayı olabilirse, bilinen, sevilen, desteklenen bir siyasetçi olmanın tüm avantajlarını kullanacak. Buna rağmen 2016 yarışından zaferle çıkabilmesi için siyah, genç ve üniversiteli seçmenlerden oluşan Obama ittifakının desteğine ihtiyaç duyacak.

Hillary 2008’de yaptığı stratejik hataları tekrarlarsa… Veri ve seçmen analitiğine dayalı dijital kampanyaya yoğunlaşmak yerine analog kampanyaya kanallarına yönelirse…Demokratik Parti içinde yarışı kim göğüsleyebilir? Hele ki Joe Biden, John Kerry ve Al Gore gibi ünlü bir Demokrat Parti içindeki yarışa aday olmazlarsa…

Bernard Sanders

“BERNIE” BERNARD SANDERS

Yarışan mevcut adaylar tek tek analiz edildiğinde ortaya çıkan tek alternatif isim çıkıyor: Bernard Sanders.

Sanders 75 yaşında Polonya göçmeni bir Musevi ailenin oğlu.  Hem bir akademisyen, hem bir insan hakları aktivisti, hem de tecrübeli bir siyasetçi. Uzun yıllar Şikago ve Harvard Üniversitelerinde siyaset ve insan hakları desrleri vermiş. Uzun yıllar Vermont eyaletinde siyaset yapmış ardından Vermont Valiliği ve nihayetinde Senatör olmuş.

Ama “Bernie”yi diğer tüm adaylardan ayıran şey siyasi kimliği. 40 yıllık siyasi hayatı boyunca kendini “Demokratik sosyalist” olarak tanımlamış bir isim. Uzun yıllar bağımsız bir siyasetçi olarak görev yapmayı başarmış ender örneklerden biri.

Sanders, 2005 yılından beri Demokratik Parti içinde siyaset yapıyor. Partinin liberal, sol ve sosyalist kesimleri ile ülkenin en liberal seçmenleri ve kentli iyi eğitimli kesimlerin “Bernie’nin” yanında diyebiliriz.

Amerika gibi kapitalizmin ve muhafazakarlığın ana değer olduğu bir demokraside, bir sosyalist ismin şansı ne kadar, kestirmek zor. Ama, bütün araştırmalardan mevcut aday adayları arasında Hillary Clinton’a en yakın desteğin Bernie’de olduğu gözüküyor.

Cumhuriyetçi kanatta Küba asıllı Katolik Marco Rubio’nun, Demokrat kanatta ise Polonya asıllı Yahudi ve sosyalist Bernie’nin yarıştığı bir 2016 Başkanlık seçimi Amerika’yı daha şenlikli ve sevimli yapmaz mı?