Çağdaş sanatın manyetik alanı: Art Basel

Sanat fuarları arasında ayrıcalıklı bir yere sahip Art Basel, her şeyden önce 'Celebrity Culture' olarak isimlendirilen görme ve görünür olma alanlarından biridir. Fuar döneminde Rhein nehri kıyısındaki bu minik şehir, kelimenin tam anlamıyla çağdaş sanatın manyetik alanlarından biri olur.
Çağdaş sanatın manyetik alanı: Art Basel

Uluslararası sanat ortamında ayrıcalıklı bir yere sahip olan Art Basel sanat fuarı, her şeyden önce “Celebrity Culture” olarak isimlendirilen görme ve görünür olma alanlarından biridir. Bu yıl 44. kez yapılan ana fuara paralel olarak beş fuarı, kentteki on müzenin sergilerini, bunun yanı sıra sayısız mekânda gerçekleştirilen etkinlikleri, film, performans sunumlarını düşünün. 16-22 Haziran arasında Rhein nehri kıyısındaki bu minik şehir kelimenin tam anlamıyla çağdaş sanatın manyetik alanlarından biri olur. Görünürlük üzerine kurulu olan güçlü kurumsal organizasyonlara karşı alternatif alanlarda yapılan etkinlik, sanatın parayla satın alınamayacak olan “yaratıcı karakterine” gönderme yapar.


Jeff Koons

İtiraf etmek gerekir ki, gündüzleri kurumsal sergileri görmek, geceleri ise alternatif alanlarla yapılan etkinlikleri takip etmeye çalışmak kolay değildir. Yorgunluk, kelimenin tam anlamıyla insanın ayaklarına kara suyun inmesinden belli olur. Basel’de bu yorgunluğu atmanın en basit yolu, kentin ortasından geçen Rhein nehrinde yüzmektir. İster gece, ister gündüz olsun, kısa bir süre suyun içinde kalmak hem dekoratif ve zayıf işlere bakmaktan yorulan gözleri dinlendirir, hem de o müzeden bu müzeye koçarcasına yürürken şişen ayakları dinlendirir. 


Gavin Kenyon

Mario Motta’nın tasarladığı zarif Tinguely Müzesi’nin bahçesi ile Rhein’ın birleştiği nokta, tamamı beyaz çakıl olan güzel bir plajdır. Buradan Rhein’da yüzmeye başlamanın keyfi bambaşkadır. Çünkü nehrin akıntısı kulaç atmanıza gerek kalmadan sizi hızlıca kentin merkezine götürür. Basel’deki yüzme geleneği, elbiselerin su geçirmez bir plastik torbaya konulup yüzerken suyun üzerinde tutulmasıdır. Torba içindeki hava nedeniyle batmaz sizinle beraber yüzer. Uygun bir yerde kıyıdan çıktığınızda üstünüzü kurutup elbiselerinizi giydikten sonra çalışmaya bıraktığınız yerden devam edersiniz. Bu güzel plajı Basel’de yaşayan arkadaşlarımdan öğrenmiştim. İsmi de çok güzeldir: “Solitude Park”.


Jim Shaw

Son defa plajda beyaz bir şişme botu üfleyen birini gördüm. Güzel bir şeye benziyordu elindeki. Merhaba deyip ne yaptığını sordum. Cevap Fransızca geldi. Tinguely Müzesi’ndeki sergisi olan Çek sanatçı Kristof Kintera’nın tasarladığı Basel nehrinde yüzenlerin kullanılabileceği bir su çantasıymış. Özel bir edisyon. İçine elbiselerin, ayakkabıların konulduktan sonra suya girilebilecek bir yüzme çantası. Müzede satılıyormuş. “İsterseniz siz de eşyalarınızı koyun birlikte yüzebiliriz” dedi. Suya girince akıntı bizi götürmeye başladı. Kıyıya yakın sürükleniyorduk. Sağ tarafımızda kalan çalıların arasında cinsel ilişkinin ilerlemiş noktasında oldukları anlaşılan bir çift belirdi. Suyun tarafından görülüyorlardı. Sanatçı olduğunu söyleyen yeni arkadaşım birden “gymnastique du matin” deyip kahkahasını attı. Beni yoğun bir gün beklediği için ancak Mittelere Rheinbrücke’ye kadar yüzdük. Soğuk su tüm yorgunluğumu almıştı adeta. Buradaki taş basamaklarda oturup benim eşyalarımı Kintara’nın güzel çantasından çıkardık. Yeni arkadaşım o akşam Vitra Müzesi’nde Carsten Höller’in kaydırağının açılacağını oraya gitmemin iyi olacağını söyledi. Vedalaşırken de ekledi: “Sabah jimnastiğine orada devam edersin!” Sahte bir satış kurgusunun aşılamadığı fuarlardaki can sıkıcılığı aşmak için bu öğüde kulak vermem gerekiyordu.


Elmgreen and Dragset

Weil am Rhein kasabasındaki Vitra arazisi, hem bu ünlü firmanın üretim merkezi, hem de önemli mimar, sanatçıların eserleriye kurgulanmış müthiş bir mimarlık müzesi ve açık hava heykel parkıdır. Gehry, Herzog & de Meuron, Hadid gibi mimarların tasarladıkları binaları birleştirerek izleyiciler için yeni bir “yürüyüş parkuru” kurgulayan 81 yaşınsaki efsane Alvaro Siza’nın çalışmasına açılışı 18 Haziran gecesi yapılan Carsten Höller’in kaydırak, saat kulesi, seyir terası gibi amaçları birleştiren “yerleştirmesi” eşlik ediyordu. 30,7 metre uzunluğundaki bu çok amaçlı kule, kullanıcılara hem unutulamayacak bir manzara, hem de adrenalin yükseltici bir tecrübe sunuyordu. Önünde epeyce kuyruk olan kaydırak kulesini kullanamadım ama Vitra arazisinin neredeyse tamamını yürümek iyi bir spor oldu. Tatlin’in gerçekleştirilemeyen ünlü kulesini andıran mimar-heykel objesiyle Höller etkileyici bir çalışma gerçekleştirmişti. Gecenin ilerleyen saatlerinde yağan yağmura rağmen sanatseverler gece yarısına kadar açık olan özel akşamı neredeyse son dakikasına kadar kullandılar. 

 
Bethan Huws'un 'Zone' isimli çalışması etkileyici.

Sanatın dekoratif bir obje olarak satışa sunulduğu fuarların tamamını ziyaret ettiğimi itiraf etmek zorundayım. Sadece ne gösterildiğine kısaca bakmanın bile üç günümü aldığı bu gezilerde bir tür enerji odası olarak gördüğüm müzelerdeki sergiler etkileyiciydi: Gerhard Richter, Marcel Broodthaers, Ray Charles, Malewitsch, Ariel Schlesinger, Sarah Openheimer. Art Basel fuarının kartvizitlerinden biri de “Unlimited” isimli büyük boyutlu çalışmaların sergilendiği ayrı bir sergileme alanıdır. Burada çoğunluk her zaman kitsch sınırını aşmış olan pano azmanı ya da lunapark figürlerini aşmayan dev figürlerdedir. Ancak son yıllarda video odalarında New Media sanatının örnekleri de sergilendiği için ilginç çalışmalara da raslamak mümkün oluyor. Bu yıl Bethan Huws’un Zone (2013) isimli tek projeksiyondan oluşan çalışması Unlimited’in en etkileyici işiydi. Guillaume Apollinaire’in aynı isimli şiirinin Fransızca okunuşuna sanatçının bir kuş parkında çektiği görüntülerden oluşan bu çalışmadaki “anlatım yetkinliği”, sanatın etkileyici olmak için ayak oyunlarına ihtiyacı olmadığının da göstergesiydi. 

 
İsviçreli performans sanatçısı Milo Moire, Art Basel sırasında çıplak performans gerçekleştirdi.