Ağda kraliçesi

Birkaç saattir bu hayatta en kıskandığım isim Satfiye Yuva. Aslında gıpta ettiğim demeliyim.

Birkaç saattir bu hayatta en kıskandığım isim Satfiye Yuva. Aslında gıpta ettiğim demeliyim.
Radikal'in dünkü manşetine de çıkan bir yazı dizisi var biliyorsunuz; 'Sıfırdan Zirveye'. Dergilerde çalışırken hep böyle başarı öyküleri bulmaya çalışırdık. Özellikle krizin tavan yaptığı dönemlerde ümit verir, 'Bak o yapmış, ben de belki bir gün' hevesi doğurur. Böyle hikâyeler şahanedir ama maalesef çok zor bulunur. O yüzden Yuva'ya olan kıskançlığım!
Neyse, ağda kraliçesi Suzan Esenil'in öyküsü beni hemen içine çekti. Yandaki garajda kaynattığı ağdayı kavanozlara koyup satarak başladığı girişimciliğinin, fabrikalar, bilmem kaç milyon dolar cirolar ve ciddi kozmetik firması olmalar şeklindeki gelişmesini hararetle okudum.
Sesu, çoğu kadının hayatının çeşitli dönemlerinde gayet yakın ilişki içinde olduğu bir 'kurtarıcı'. Ayrıca da geçmişten üç reklam sloganı isteseniz, size
'Yöneticiniz uyuyor mu', 'Her genç kızın rüyası Zetina dikiş makinesi' ve pek tabii
ki 'Sesu Sesu, modern bayanın tutkusu' derim. Bu kadar.
Bu nasıl zıplamadır?
'Seviyesiz, cahil, duyarsız, terbiyesiz, kalpsiz, taklitçi, televole... Gazetemizi kirletiyor, Türkçe bilmiyor, cinsel problemleri var...' (Herhalde 'Kadayıf yerken zevkten inledim' cümlesinden geliyoruz buraya.)
Şaka maka 6 aydır memleketin milletvekili+hakem nüfusunun yıllık toplam hakaret kabul kotasını doldurmuş bulunuyorum.
Yukarıdakiler, sayfaya alınabilir olanlar, yoksa ailenin bütün fertlerini içine alan epey 'hardcore' güzellikler gördük. Fakat geçenlerde, marketteki çiğköfte seti için 'kitsch' dedim diye gelen mail'i ayrı bir kategoride değerlendirmek isterim:
'Biz bu gazetede sushi görünce ağzı sulanan, yüzeysel, özenti ve piyasaya yedek parça yazarlar istemiyoruz.'
Şimdi sevgili Ayşe K., bu nasıl bir zıplamadır? İltifatlar için mersi; çok zarifsiniz de, çiğköfte setinden sushi'ye nasıl vardık?
Sushi görünce ağzımın sulandığı bilgisine nereden sahip oluyorsunuz; beraber Ninja'ya gitmişliğimiz falan mı var? Hayır durduk yerde kötülemek istemem; sevene afiyet olsun. Fakat şahsen hiç hazzetmem. Sınıf atlamak için balık, pirinç ve yosundan medet umduğumu düşünenler varsa, hayal kırıklığına yol açtığım için özür dilerim. Ama her şartta hamsi tavayı tercih ederim!
Kapansa...
Dünkü Zaman gazetesinde ilginç bir söyleşi vardı. Nuriye Akman, 'En hasretle beklenen koca' unvanını elinde tutan Sulhi Aksüt ile konuşmuş. Aksüt, eşi Sibel Can için özetle
'Kapansa iyi olur da, ben dikte etmem' diyor. Bu yıl birlikte hacca gideceklerini de ekliyor.
Sulhi Aksüt bizi ilk kez müzik zevkiyle şaşırtmıştı. Sibel Can ile evlenen bir şahsiyetin müzik denince de İbo-Arto arası bir yelpazede dolaştığını zannediyor insan. Ve feci yanılıyor. Çünkü Aksüt bir caz hastası.
Böyle de çelişkiler yumağı yani. Ya da mükemmel sentez mi demeli.