Ahmet Necdet Sezer Anavatan Partisi'nden mi?

Yarışmanın orijinali 'Beauty and the Geek'. Kızlar 'yavru', buna karşılık hadi ortalama IQ'lu ve genel kültürden pek nasiplenmemiş diyelim, oğlanlar da zeki ama genellikle asosyal ve gündelik hayat acemisi oluyorlar.

Yarışmanın orijinali 'Beauty and the Geek'. Kızlar 'yavru', buna karşılık hadi ortalama IQ'lu ve genel kültürden pek nasiplenmemiş diyelim, oğlanlar da zeki ama genellikle asosyal ve gündelik hayat acemisi oluyorlar. Bunlar en baştan eşleşiyor, birbirlerini eğitip eksiklerini kapatmaya çalışıyor, çift olarak yarışıyor. Cumartesi gecesi Show TV'de başlayan 'Güzel ve Dâhi', işte bu yarışmanın yerli versiyonu ve uzun zamandır seyrettiğim en acayip şeydi.
Kızlara 'Karenin kaç köşesi var?' gibi bir ön soru soruluyor (örnek gerçektir), sonra da ekrandaki ünlüyü tanıması ve hakkında 15 saniye konuşması isteniyor. Ünlüler, en ünlü sınıfından: Demirel, Ecevit, Özal, Erdoğan, Gül, Pele, Maradona, Elvis...
Yeni bir şey değil, Cumhuriyet'in kurulduğu yılı bilmeyen mankenlere eski televolelerden alışığız, ama bu overdose hal bambaşkaydı.
Turgut Özal'ı hiç duymamış bir kız "Ama ben 18 yaşındayııııım"
dedi bebek sesiyle. Bir başka 18'lik Semra Özal'ı teşhis etti. Ama 15 saniye nasıl dolacak? "Eşi de ünlü" dedi ama adını hatırlayamadı. "Sanatçı" dedi, "Eşinden dolayı!" Derken Behzat'ın da katkılarıyla Semra Özal için yepyeni bir pozisyon belirlendi: "Siyasi sanatçı!"
Behzat Uygur nasıl da tam yerini bulmuş. Kızların yanında guru gibi duruyor ve belki de hayatında ilk defa komik.
Ecevit'in Bülent'i çok zor çıktı, partisi "DYP?.." oldu, zaten her
cevabın vurgusu soru şeklinde.
Süleyman Demirel isimden yana şanslıydı ama fazla da talepkâr olmamak lazım: "Partisini unuttum." 'Hangi görevlerde bulunduğu' suali de kolay değildi, zaten başbakanlık ve cumhurbaşkanlığı arasında kafalar çok karışık, kısaca "E başkaaaan" diye özetliyorlar.
Bilkent Turizm mezunu Esra, Tansu Çiller'in oğlunun adını, dahası Ankara'daki ev adresini verdi! Ama Elvis Presley de kimdi? "Eurovision'da filan mı birinci oldu?" Kopya sonucu 'Pörsli' olan Elvis yine neyse, partnerinin üstün çabasına rağmen Esra Hitler'i, sırasıyla Adolf 'İbni', 'İdni', 'Fidney' ve 'Hiter' olarak yorumladı.
Mehmet Ağar, Mehmet Arif olarak haline şükretsin.
'Recep Tayyip Erdoğan daha önce İstanbul'da ne yapıyordu?'nun karşılığı "E yaşıyordu herhalde!" Erdoğan'ın hangi semtle bağı olduğu da yoğun 'Ka' tezahüratına rağmen 'Kadıköy' ve 'Kartal'la sınırlı kaldı.
Asıl 'Ke'den hareketle sergilenen bir diğer performansa şapka çıkartılır. Ekranda Kenan Evren fotosu, kafada bir derin boşluk.
"Kemal?.." "Kâzım?.." "Ke, ke, ken, ken..." gazının sonu gerçeküstüydü: Kendy?!"
En normal görünen adaya Pavarotti isabet etti. Öbürlerindeki eğreti, güvensiz duruşun tersine, bu kardeşimiz gayet kendinden emindi: "Bill Gates!" Bu ikisi zaten, anlatılmaz, yaşanır nefasetteydi.
'İnternet gazeteciliği' okuduğunu ve gazeteci, belki haber spikeri olacağını söyleyen potansiyel meslektaşımız Irak'ın başkentini hatırlamaya çalıştı: "Lübnan?.. Musul?.." Heceleyerek bulduğu Ahmet Necdet Sezer'in konumu hususunda da müteredditti, peki ya eskiden? Partnerinin "Anayasa Mahkemesi" tüyosunu hemen kaptı: "Anavatan Partisi!"
Nasıl yani, okulları geçtik, televizyonda da mı denk gelmemişler? Kurgu mu? Hepsi reyting için mi? Kızlar direktifli mi? Mümkündür. Ama mesela Suna Pekuysal'ı, Fatih Terim'i ikiletmeme, 'Anayasa'yı 'Anavatan' diye kapıp söylerkenki sevinme...
Emin değilim yani. Gerçek olabilirler!