Aldatılmayacak kadın kimdir?

'Hüsnü şu an yanımda uyuyor. Deniz derdine yansın.' Son iki günün en dile dolanan tekerlemesi bu. Nazire Şenlendirici, galibiyetini, zaferini, mağdur olmadığını böyle de mağrur bir lisanla ifade etti Şenay Düdek'e.

'Hüsnü şu an yanımda uyuyor. Deniz derdine yansın.' Son iki günün en dile dolanan tekerlemesi bu. Nazire Şenlendirici, galibiyetini, zaferini, mağdur olmadığını böyle de mağrur bir lisanla ifade etti Şenay Düdek'e.
Klarnetçi Hüsnü Şenlendirici'nin biraz şan şöhret, biraz nakit kazanımı ertesinde şaşırması, çoğumuzu şaşırtmamıştı. Şenlendirici, bu modele uyardı. 'Sweetheart' Ece Gürsel'le (bazıları 'sweatheart' yazıyor yanlışlıkla ama bu örnekte o 'terli' versiyon daha doğru geliyor nedense) ilk birlikte görüntülenme sırasında halinden 'Oh, yakalandık, çok şükür yarabbim' mertebesinde memnun ve mütebessimdi. Nazire Şenlendirici de el örgüsü lizözüyle ilk o vakit hayatımıza girdi. Deniz Seki'li bu ikinci fasıldaysa, ikinci defa doğurmuş olmanın verdiği güvenle, sırf lizözlerinden değil aile ve evlilik müessesesinden de aldığı güçle, iyice açtı ağzını, yumdu gözünü.
İlişkilerde, evliliklerde, herkes aldatılabilir. Çok güzel olduğu için, yok saçını süpürge ettiği için aldatılamayacak kadın, hikâyedir. Ama bazı kadınları (tabii adamları da) galiba aldatmamak gerek. Ortaya çıkıp verebilecekleri demeçleri, onları verirkenki üsluplarını, genel hal ve dillerini akılda tutarak. Şenlendirici'nin işi de kolay değil yani.
Bergüzar Korel'in kaderi
'Binbir Gece' bir ara '24' gibi gerçek zaman anlayışı benimsemiş gibiydi. Son bölüme baktım da, bayağı yol almışlar. Bu tip dizilerde yanlış anlamalar silsilesinin bir ömür, tarafların birbirine açılmasının da 'Bir Ömür Yetmez' sürdüğünü hesaba katarsak, yönetmen Kudret Sabancı en usta Formula pilotuyla aşık atsa yeridir.
Bu hafta bir şey daha fark ettim: Annem 'Binbir Gece'yi salondaki diğer herkesin kör olduğunu varsayarak izliyor! Şehrazat kapıyı çekip çıktı, merdivenlerden inip uzaklaşıyor mu, annem anlatıyor: Bak, çıktı kız evden, çekti kapıyı da, gidiyor, indi merdivenlerden...
O yüzden dizinin bu son bölümü, çekim ekibini sanki ben çekip çevirmişimcesine sahne sahne zihnimde.
Onur'un annesinin saraylı halleri hasta ediyor. Bazı kafaları, elma sapı, barbie bebek başı gibi boyunlarının etrafında döndüre döndüre kopartmak ister ya insan, Feride hanımı canlandıran Meral Çetinkaya, bu zahmete değeceğini düşündürtüyor.
Abartıdan ırak duruşuyla 'pes' dedirten bir başka olgun oyuncu da Tomris İncer. Ex kayınvalide Nadide Evliyaoğlu rolünde kusursuz bir kıvam tutturmuş.
O evin tüm sakinleri çok inandırıcı zaten: 'Kayınpeder' Burhan bey olarak Metin Çekmez de, cadaloz gelin Füsun olarak Yonca Cevher Yenel de. Not düşelim ki genel ilgi odağı kuartetin dışındakiler güme gitmesin. Kebap sevmeyenler mağdur olmasın.
Bergüzar Korel, Tan Sağtürk'le yine bir kebapçıda teşhis edilmiş.
Bir önceki teşhis de, yönetmen Kudret Sabancı'yla (ekibin de katıldığı bir iş yemeği evvelinde/sonrasında) başka bir kebapçıdaydı, hatırlayınız.
Bizim için unutmak zor; zira lavaşta tashih vardı! Artık Sabancı'nın mı, mutfaktaki lahmacun ustasının mı, kimin fikriyse, Bergüzar Korel'in adı çörekotuyla lavaşa işlenmişti, ama 'Belgüzar Koral' olaraktan!
Şimdi de ikinci kebapçı vakası. Güzel kız, kocaman gözleri var ama kaderi lavaşlara mı yazılmış?