Anayasa'da başkent değişikliği

'Dananın kuyruğu' günü. Klişelerden medet umarsak: Nefesler tutuldu. Bakalım neler olacak... </br>Birkaç gün önceye dönersek... ABD Dışişleri Bakanı Condoleezza Rice, önce

'Dananın kuyruğu' günü. Klişelerden medet umarsak: Nefesler tutuldu. Bakalım neler olacak...
Birkaç gün önceye dönersek... ABD Dışişleri Bakanı Condoleezza Rice, önce Ankara'ya geldi, diplomatik toplantılar yaptı, sonra da İstanbul'a geçti.
Ve İstanbul'un normal günlerde zaten milim milim akan trafiği komple felç oldu.
Ne zaman böyle önemli bir siyasetçinin yolu İstanbul'a düşse, akıllara da Anayasa'nın üçüncü maddesi düşüyor.
Bu üçüncü madde, birinci ve ikinci maddelerle birlikte 'değiştirilemez' nitelikte. Seslendirelim:
"Türkiye Devleti, ülkesi ve milletiyle bölünmez bir bütündür... Dili Türkçe'dir... Bayrağı, şekli kanununda belirtilen, beyaz ay yıldızlı al bayraktır... Milli marşı 'İstiklal Marşı'dır... Başkenti Ankara'dır..."
Ankara'nın başkent olma niteliği niye değiştirilemezmiş ki? Gün gelir, icap eder, mesela doğal şartlar zorlar... Alınır Meclis ve diğer kurumlar; Erzurum'a, Adana'ya, başka herhangi bir yere hoplatılır. Olmadı yeni bir kent kurulur, oraya yerleşilir.
Neyse... Bildiğiniz gibi şu sıralar yeni bir anayasa hazırlanıyor. Prof. Ergun Özbudun başkanlığındaki akademisyenler heyeti, o ilk üç maddeyi olduğu gibi korudu.
Halbuki "Başkenti Ankara'dır" yerine "Başkenti İstanbul olamaz, olması teklif dahi edilemez" demek daha makul değil mi?..
Okyanus Operasyonu dalgaları
'Elifnağme' isimli bir programcağızla bilinirdi; meğer içinde Tuğba Özay hırsları+zaafları saklarmış.
İnsan karşısındakini de kendi gibi sanıyor önce. Yazıların kesildi, ne yaparsın? Ben şahsen 'tesettürlü beynimi' alır binerim asansöre. 'Tesettürlü beyin' şu: Pınar reklamlarında rol alan bağışıklık sistemi güçlendirici 'prebiyotik' beyin var ya, Pınar'cıların aylar önce yollamış olduğu bu pörtlek gözlü oyuncağın, yine aylar önce gelmiş olan bir yemeniyle, beni koyu AKP'li belleyen mail'ler ışığında, bizim Pınar tarafından yorumlanmış hali! En değerli ofis süsüm.
Çekmecelerin içinde de çantaya sığacak kadar malzeme var: Nemlendirici, vitamin, deo, yedek beyaz tişört, birkaç komik kırtasiye...
Toplanmam iki dakikayı geçmez.
Yollanmamın ardında çetrefilli sebepler aramam, belli ki istenmemişim, fazlasını öğreneceğim de ne olacak...
GYY'yi, daha da üstünü kurcalamalar, niyesini nasılını köpürtmeler, bir durulup, durulayıp soğutamamalar, aklımın aldığı işler değil.
Ama o da bir şey mi? Yıllarca 'Elifnağme' programıyla var olan sunucu Elif Güvendik, meğer programın yayından kaldırılması üzerine, bu işten sorumlu
tuttuğu muhabir Onur Köksu'yu çeteye dövdürtmüş; 'Okyanus Operasyonu'ndan payını alıp bu iddiayla gözaltına alındı.
'Okyanus'un başka dalgaları da çarptı kıyılara. Beykoz Otağtepe'deki o korkunç villada absürt bir hayat süren çete elebaşısı Mehmet Selahattin Merih, geceleri evdeki 'padişah tahtı'na oturup 'Baba' filmini izler, "Ben Don Vito Carleone'yim" der, adamlarına da filmdeki diğer rolleri biçermiş. Yadırganacak bir şey yok aslında, hepimiz yaptık, ilkokul çağlarında!..
Ne acayip hayatlar bunlar yaa: Evinde üç tane hayvan besliyorsun; ikisi aslan, biri Bengal kaplanı!