Asena'yı Rambo yapan güç

Derya Tunacı mısınız, Asenacı mı?</br>İstediğiniz kadar magazin dünyasının dışında olduğunuzu iddia edin.

Derya Tunacı mısınız, Asenacı mı?
İstediğiniz kadar magazin dünyasının dışında olduğunuzu iddia edin.
Özel yaşamların sizi ilgilendirmediğini...
Bu 'Tatlıses'in kadınları' kategorisinden ziyadesiyle sıkıldığınızı... Böyle televole şahsiyetlerle işiniz olmadığını...
Dilediğiniz kadar tekrarlayın ama bir yandan da kabul edin. Bu sınırlar içinde yaşadığınız
sürece, bu kararı vermelisiniz! Derya Tunacı mısınız, Asenacı mı? Bu cevap, sizin bir
erkeğin hangi kadınla beraber olması gerektiğini tayin etmenizin dışında, hayata bakışınızı gösteriyor.
Evliliğe, ilişkilere, 'yuva yıkan kadın' olgusuna falan filan...
AB yanlısı ya da karşıtı olmak gibi. Bu kadar net. Bu kadar siyah-beyaz.
O da olur, öbürü de diyemezsiniz.
Ya biri, ya öteki.
Ben mesela, Asenacıyım. Hiç de ucuz olmadığını düşünüyorum; 'cool' ve düzgün buluyorum. O kas kullanımı karşısında da saygıyla eğiliyorum. Kadının çok iyi yaptığı bir işi var neticede.
Derya Tuna hakkında fikir sahibi olmanız için ise size çok yadırgayacağınız bir şey önereceğim. N'olur bir kerecik yapın. Kimseye söylemeden, çaktırmadan bir Şamdan alın (eski, yeni hiç fark etmez) ve oradaki bir adet Derya Tuna makalesini okuyun. Büyüleneceksiniz!
Bu tabii, Derya Tuna'nın size göstermek istediği ambalajı. Gönüller sultanı, kanatsız melek, hanımağa, eli erkek eline artık ancak nikâhta değecek olan sütten çıkmış ak kaşık, YYK kıran, kutsal anne, yüce Meryem modeli.
Ya kendinin de zamanında bir adet YYK (yuva yıkan kadın) olması? Ah ama tabii en doğrusu 'Ya benimkini de kaparlarsa cadılar' telaşı içindeki ev kadınlarına, yani tribünlere ve daima tribünlere oynaması...
Buraya nereden geldik?
'Tatlıses'in kadınları' kategorisinde ilginç gelişmeler yaşandı son iki gündür. Asena, geçen haftaki güzellik yarışmasından boş çıkarak 'veli'sinin 'Bizim kıza da bir şey verseydiniz ya kardeşim' cümleciğine yol açan sarışın çıtır sevgili Ayşegül Yıldız'ı dövdü! Tatlıses'ten kesin olarak ayrıldığını da bininci defa ifade etti.
Veee bu küçük patırtıyı ilkokul usulü bir ihbar telefonu yardımıyla kurgulayanın Derya Tuna olduğu, çıtır sarışının piyon görevi üstlendiği söylendi. Evet, yüce Meryem Derya Tuna.
Yaaa, böyle de ilişkiler yaşıyor yurdum insanı.
'Ağır' bir aşk ilanı
Ölüm ilanlarını okumak faydalıdır. İlginç aile örgüleri görür, tuhaf ilişkiler çözersiniz. Mesela hiç ummadığınız birilerinin Sabetaycı olduğunu bu vesileyle öğrenirsiniz.
Ölüm ilanları, tamam acıklıdır ama bir nevi tarih ve toplum dersi gibidir de aynı zamanda.
Dünkü Hürriyet'te 'Acı Kaybımız' ile 'Vefat ve Başsağlığı' ilanları arasında ise insanın gözlerini üç kere kırpıştırmasına yol açan pek alışılmadık bir tane vardı; yanda görüyorsunuz. Zelloş'una seslenen Burak, zayıflamaya ant içmiş.
'Obezlere özgürlüüüüük' diye bağırasım geliyor ama bir yandan da aklıma türlü şeyler geliyor!
Hafta sonu önerileri

  • Bu akşam Asmalımescit'teki Sofyalı'da meze yüklemesi yapıp üstüne etli yaprak sarmalarla oynaşabilir, hepsinin üstüne de çıkıp iki adım ileri yürüyebilirsiniz. Arto Tunçboyacıyan ve grubu Armenian Navy Band bu gece Babylon'da.
  • Akmerkez Beymen'de insanı çocukluğuna götüren ve gülümseten bir sergi var. Beymen şaka maka 30 yaşına gelmiş. Nedir bu yaşın sırrı? Yirmilerinizde umursamadığınız çocukluk arkadaşlarınızın izini sürersiniz, ailenize daha bir bağlanırsınız, geçmişinizden bir dayanak aramaya başlarsınız falan filan. Gözaltı kremi tüketimi değil yani 30 yaşın getirdiği tek şey. Neyse Beymen de böyle bir ruh hali içine girerek 30 yıllık yaşamının ilk anılarını canlandırmış; bunları 5 Nisan'a kadar da sergiliyor. Şimdi şöyle; 1971'de kurulan firma, müşterilerine 71-81 yılları arasında alınmış Beymen markalı giysilerini getirmeleri için çağrıda bulunmuştu. İşte bunlar arasından seçilenler '71'den 81'e Beymen' sergisini oluşturuyor.
    Nasıl bugünün çizgisine uygunlar anlatamam; yeni koleksiyonun arasına karıştırılıp askılara rastgele dizilse, otuz yıl öncesinden geldiklerine hayatta ihtimal vermezsiniz.
  • Daha önce de iki satır yazmıştım, dün de Hızır Tüzel kocaman haber yapmış.
    'Hisseli Harikalar Kumpanyası' acayip şenlikli bir sergi. Bir dolu eski ıvır zıvır bir arada. 70'lerin seks filmi afişlerinden çarşaflı güzeller, her mutfağın bir numaralı ihtiyacı elma soyma makinesi... Hâlâ gitmediyseniz, Yapı Kredi Kültür Merkezi Vedat Nedim Tör Müzesi'nde. Yine Yapı Kredi Kültür Merkezi'nde gayet enteresan ve insana derinden ah çektiren bir sergi var. Fransız şair Dennis Roche, çoğu fotoğrafının merkezine karısı Françoise'yı oturtmuş. Kıskanma-mak mümkün değil kadını; hakikaten
    çok güzel fotoğraflar. Her iki sergi de
    27 Nisan'a kadar açık.
  • Diğer bir ah çekme haberi de çoğu okurun 'Aşk Üzerine'den (On Love) hatırlayacağı Alain de Botton cephesinden. Yazarın eski sevgilisi üzerine kurduğu 'Kiss & Tell' isimli kitabı da Türkçeye çevrildi (yine kıskanmamak mümkün değil kadını), 'Öp ve Anlat' adıyla Sel Yayıncılık'tan çıktı. Çoğu kadın için karşı koyması zor bir kitap ismi. (İsmine göre kitap mı alınırmış demeyin; var tabii nihai kararını buna göre veren bir güruh.) Neyse, öpmek, anlatmak, öpülmek, dinlemek isteyenler yani bütün kümeler için iyi bir hafta sonu oyuncağı.