Beraber yürüdük biz bu yollarda...

Bu acayip ibret seçimlerinin ertesinde, 'Tüh dip boyam gelmiş, parmağımda da şeytantırnağı çıktı' temalı bir yazı döşenmek uygun düşmez tabii.

Bu acayip ibret seçimlerinin ertesinde, 'Tüh dip boyam gelmiş, parmağımda da şeytantırnağı çıktı' temalı bir yazı döşenmek uygun düşmez tabii. Bir lokmacık gündem takıntımız da olmalı. Ama seçimlerle ilgili benim bildiğim, sizin de bilmediğiniz herhangi bir şey var mı, şüpheliyim.
Emine Erdoğan'ın başörtüsü desenleri ve pardesü modelleri üzerine yazılı çalışmalar yapılacaktır elbette ileride. Ama henüz yeterli donanıma sahip değilim. İçli dışlı olduğum, bebeklik hatıralarımda bile yer eden elemanlar ise biliyorsunuz, tarihe karıştılar.
Onlara bir veda törenini çok görecek kadar hissiz değilim.
'Önümüzdeki 1.5 yılı daha kullansaydık çok şey değişirdi' diyen Ecevit'e hüzünlü bir tebessüm yolluyorum.
Daha dün öğrendim ve dehşete düştüm; Bahçeli takıntıları sebebiyle sigarayı ters tarafından, filtresiz kısmından açıyormuş. Kendisine ablacığıyla birlikte tiptitiz bir hayat diliyorum.
Erbakan'a, lezzetli bir klasik olarak Diyar ya da Bilgeoğlu'ndan nar gibi kızarmış bir tepsi burma, bir tepsi de tel kadayıf yaptırıyorum; ilelebet afiyet olsun.
Bir tek gecede ünlü Fransız yanak şişirme uzmanı Maurice Dray'in bunca yıl ve onca para karşılığında germeyi beceremediği ölçüde gerilen Çiller'le bütün o hesap kitap tepelerinde/pastalarında/kümelerinde Özal zamanı yüzde 45'lere hoplayan bir partiyi nasıl da 'şık' biçimde bitirdiği görülen Yılmaz'a, el ele tutuşup Bilgi'nin atölyelerine ve dünyanın dört bir yanındaki 'Başarıya uzanan yolda'/'Elindekini nasıl tutmalı' vs. başlıklı workshop'lara katılmalarını öneriyorum.
Cem Uzan'a 'Buraya kadar' şarkısını hediye ediyor, güzeller güzeli karısıyla ihtişamlı gökdelenlerinde bizlerden uzak sağlık afiyet diliyor, merakla soruyorum:
O bilmem kaç yüz bin dolarları yar edecek mi şimdi Ali Taran'a? (Ayda 400 bin dolar gibi paralar telaffuz ediyorlar. Ki fena bir maaş olmasa gerek.)
Sonuçlar hakkında ahkâm kesmek bana düşmez. Siz aralarından uygun bulduklarınızı seçin:
Dehşet verici/ komik/trajik/dur bakalım/feci/hayırlısı/oha/oh olsun bunlara/onca oy boşa gitti/skandal/aslında zannettiğiniz kadar vahim değil/n'olucaz şimdi/ hiiiiiiç/keserler mi/hepimiz ölücez/
canım askerim/şimdi Derviş de mi bitti/aaaa adam en birinci AB'ci kesildi/aslında yakışıklı valla/yok deve/yok aslında birbirimizden farkımız ama biz Osmanlı Bankası'yız/farkı
fiyatı Ayşe abla...
Nişantaşı'nda hep seçim olsun
Nişantaşı'ndaki Yaya Sergisi sırasında o kırmızı elbise giydirilmiş ağaçları, havada asılı bisikletleri, kaldırımda dizilmiş penguenleri gördükçe bu sergi sonsuza kadar sürsün istiyorduk. Bu Yaya Sergileri'nin birincisi, beşincisi, binincisi yapılsın böyle her ay düzenli olarak.
Bu pazar da Nişantaşı'nda hep seçim yapılsın istedik. Pazarları düzenli olarak ölen/bitkisel hayata giren Nişantaşı, seçim pazarı şahaneydi. Millet önce parmak boyatma faaliyetleri için civardaki okullara koşuşuyor, sonra da kaldırımlarda rastlaşıyordu.
Teşvikiye Saray, semtin bir numaralı gülüydü. Yenilendi, büyüdü ya, bir popüler olmuş, bir piyasa olmuş, anlatamam. Kapısında kuyruklar, içinde kuyruklar... Pek şenlikliydi.
Nişantaşı'na her pazar bir seçim lazım.
Mıknatıs fotoğraflar
Yine aynı semtte ilerleyelim. Son haftalarda tuhaf bir hal alan, metrekaresine birkaç tane 1.30 bacak boyuna 25 santim Vetrina topuğu eklenmiş oyuncak kadınların mekkesi sayılan Reasürans'ta bugün itibarıyla bende mıknatıs etkisi yaratan bir güzellik daha var.
Alman moda fotoğrafçılığının 50 yılını anlatan bir sergi bu. Ama sadece ilik/düğme gibi ayrıntılara değil, hatta onlara hiç değil, bir dönemin dünya görüşüne ve toplumdaki değişimlerine parmak basan bir sergi.
Milli Reasürans Sanat Galerisi'nde, bugün başlıyor. Ayın sonuna kadar da açık kalacak. Sadece kataloğunu görmek bile insanda kaşıntı yapıyor. Derhal gidip kurcalama arzusu uyandırıyor.
Şimdi hissiyat satırlarından bilgi damlacıklarına geçiyorum:
İFA tarafından hazırlanan ve Goethe Enstitüsü'nün işbirliğinde düzenlenen sergi, 1945-1995 yılları arasındaki Alman moda fotoğraflarından oluşuyor. Almanya'da İkinci Dünya Savaşı sonrası 50 yılın moda âleminde yer eden mühim fotoğrafçıların çalışmaları toplanmış. Helmut Newton, Herbert Tobias, Norbert Leonard, Willy Maywald gibi uluslararası şan şöhret sahibi isimler de var bunların içinde, ödül almış genç fotoğraf sanatçıları da.
Sergide yer alan fotoğraflarda sadece modellerin dekolte detayları ve terzileri heyecanlandıran yaka paça modelleriyle haşır neşir olmuyorsunuz, tekrar ediyorum. Moda akımlarının yanı sıra, dönemin dünya görüşüne, toplumdaki değişimlere, insanların ruh haline ilişkin nefis görüntülerle de karşılaşıyorsunuz. Sadece şıklarla rüküşlerin değil, bir dönemin yansıması yani. Gidiniz, görünüz.