Beterin beteri intikam çeşitleri

Hayat bize 3 gün içinde gösterdi kiiiii</br>'intikam' kelimesi Rafet beyin eşlerinin kullandığından çok daha 'ezici' olabiliyor.

Hayat bize 3 gün içinde gösterdi kiiiii
'intikam' kelimesi Rafet beyin eşlerinin kullandığından çok daha 'ezici' olabiliyor.
Kocasını 3 kez ezdi, üzerine park etti' haberini okudunuz mu? 3 gün önce çıktı. Amerikalı Clara Harris, kocasının kendisini aldattığından şüphelenmişti. Dedektif tuttu. Yanılmadığını öğrendi. Sonra muhtemelen delirdi. İntikamını öyle Tuğba Altıntop usulü fotoğraflarla filan almak onu kesmezdi.
Kocasını 'tam üç kez ezip' arabasını da cesedinin üzerine park etti!
Son zamanlarda denk geldiğim en acayip başlık/haber ve de en 'eyvah'lık kadındı.
Bu 'Seni uzaktan sevmek aşkların en güzeli' modelinin yerli versiyonu da hemen akabinde
geldi.
Gece eğlencesine en ufak bir düşkünlüğü olanlar Şamdan'ı bilir. Gidin, gitmeyin, Şamdan markadır. Sahibi Mehmet Tuna, dünkü Hürriyet'in ilk sayfasındaydı. Benzer bir dedektiflik hikâyesinin kahramanlarından biri olarak.
Rivayetler çeşitliydi. İşin aslı astarı nedir, bilmeden ahkâm kesmek istemem. Ama anlaşılan, ayrı yaşadığı eşi, ezip üstüne park etmemekle beraber, sabahın dördünde polis, çilingir, gazeteci takviyesiyle evine girmişti. Şehnaz Tuna, galiba 'biraz' kıskançtı.
Sorarım size, bunun bir arası yok mudur? Hülya Avşar usulü sineye çekmece ile evini basmaca/üzerine park etmece arası bir gri bölgede durmak insanı daha 'serin' tutmaz mı?
'Biz var ya biz, çok seviliriz!'
Bende mi bu ara bir tuhaflık var; her habere de şaşırıyorum. Kara Kuvvetleri Komutanı oldu olacakken bir son saniye sürpriziyle emekli edilen Orgeneral Edip Başer'in eşinin
medyayla kurduğu Bülent/Muazzez Ersoy ilişkisi ne güzeldi değil mi?
"Bizi sevenler" diyordu, "o kadar çok ki, bugün sadece 250 kişi aradı." Soruyordu. "Dürüstlüğü, onuru, başarıları, bilgi, ahlak, görgü ve tecrübeleri, temiz sicili ile bilinen Başer Paşa, niye emekli edildi?"
Asker zevcelerinin, eşleriyle birlikte nasıl rütbe aldıklarına ilişkin yazılar çıktı. Bu ani gelişme Hülya Başer'e, mesela muhasebeci olan eşi işten çıkarılmış herhangi bir kadından kat kat daha çok dokunmuştu.
Danışıklı dövüş, falan filan ama şöyle düşünün; yaptığının, işten çıkarılan bir eşin
arkasından 'Ama siz benim biricik kocamı nasıl çıkarırsınız?" demekten ne farkı vardı?
Yani diyebilir misiniz? Denebilir mi, böyle bir şey? Bir dil, buna dönebilir mi?
Şarap geceleri
Öncelikle sizi bir mini quiz'e tabi tutuyorum. Kopya çekin/çekmeyin, siz bilirsiniz, artık koskoca yetişkinsiniz! O kadar satır cevabı ters yazacak halim yok.
1. Papazkarası üzümleri hangi yöredendir?
2. Peki Boğazkere?
3. Kupaj mı önce gelir, kolaj mı?
4. Sofra şarabı ne demek?
5. Kırmızı şarap lekesi nasıl çıkar?
Şimdi bakalım, sınıfı geçtiniz mi:
1. Papazkarası, başta Tekirdağ ve Edirne olmak üzere Trakya Bölgesi'nde yetiştirilen üzümlerdir. Kırmızı şaraplıktır.
2. Boğazkere, Diyarbakır'da yetişen bir kırmızı üzüm çeşidi. Çakıllı, bazen kalkerli ve killi, kırmızı toprakta yetişiyormuş. Mezopotamya yaylasında, Fırat'la Dicle'nin arasındaki bölgede ikâmet ediyormuş.
3. Kupaj yani harmanlama, kolaj yani durultma/inceltme/çökeltme aşamasından önce geliyor. Daha öncesinde dinlendirme, sonrasında ise filtrasyon faaliyetleri var.
4. Ben eskiden o akşam sofraya getirilen şarabı sofra şarabı zannederdim. Siz de bu kör cahil kategorisindenseniz, utanmayın diye söylüyorum, insanlık hali. Evet, sofra şarabı, şarap üretimine elverişli bütün siyah/beyaz üzümlerden elde edilebilen, alkol derecesi nispeten düşük olan ve de eskitilmeye elverişli olmayan şaraplar, arkadaşlar.
5. Kırmızı şarap lekesini çıkartmanın en bildik yolu, üzerine beyaz şarap dökmek. Ve siz tabii, bizim beyaz şarap lekesini çıkartmak için halının üzerine kırmızı şarap boşaltan arkadaşımızı tanımıyorsunuz.
E, şanslısınız!
Şimdi, değerli Radikal okurları; biz durduk yerde şarap mevzuuna niye girdik? Bu köşenin ilgilileri bizim böyle mevzulara girmeye zaten teşne olduğumuzu, memleket siyaset diye inlerken fırfır/fiyonk muadili tali durumlarla ilgilendiğimizi bilir. Ama yine de bir noktaya bağlamak lazım.
Tabii herkes hayatını böyle benim gibi kompozisyon çiziktirerek geçirmiyor. Bir de akıllı uslu işleri olan girişimci, becerikli kadınlar var. Bunlardan biri, ki adı Aytül, benim liseden arkadaşım oluyor. O zamanlar vatansever idi, şimdi (hayır bölücü değil!) selahiye.
Senelerce finans sektöründe çalıştı. Demek istiyorum ki zeki bir kadın.
3 yıl önce ise her 'normal' kadının rüyasını gerçekleştirip ekmekler ve pastalarla haşır neşir olmaya başladı. Fransa'da yaşadığı yıllarda zengin ettiği Paul ile yazıştı, çizişti ve Caddebostan Paul'ü açtı.
Paul'ün tehlikeli ürünleri var; Montignac kurallarını hiçe sayan, bir nevi nirvana tecrübe ettiren, vs. Lakin konumuz bu değil.
Geçen hafta burada şarap tadım günleri düzenlendi. Bir yandan şarap hakkında bilmediğiniz türlü ayrıntı öğreniyorsunuz, bir yandan da kırmızı şarap yudumları artı envai çeşit lezzetle ruhunuzu teslim ediyorsunuz. Bu bir arkadaşa kıyak yazısı değil; hakikaten her bakımdan lezzetliydi. Bu degustasyon hadisesi önümüzdeki 2 hafta boyunca da Etiler'deki Paul'de sürecek, belki yolunuz düşer.