'Bir cumhurbaşkanı temiz, çok daha prezantabl olmalı'

Zeki Alasya, uzun süredir pek komik olmayan dizilerde oynuyor olsa da, bu ülkede bir dönemin mizahının simgelerindendir. Son olarak 'Cumhurbaşkanı Öteki Türkiye'de' isminde bir filmde, firari bir cumhurbaşkanını canlandırmış.

Zeki Alasya, uzun süredir pek komik olmayan dizilerde oynuyor olsa da, bu ülkede bir dönemin mizahının simgelerindendir. Son olarak 'Cumhurbaşkanı Öteki Türkiye'de' isminde bir filmde, firari bir cumhurbaşkanını canlandırmış.
Derya Baykal, Aykut Oray, Aziz Üstel, Yeliz Yeşilmen, kadroya baktığınızda, passe'sinden loser'ına bir jüri toplaşması görüyor ve filmin tadına, dokusuna dair de bir fikir ediniyoruz. Ama görmeden harcamayalım, zaten konu başka.
Rolü icabı Çankaya'ya çıkan Alasya, bunu vesile edip gelmiş geçmiş cumhurbaşkanlarının kulaklarını çınlatmış PazarVatan'da, lafı bugüne bağlayarak:
"Bıyıklarını tam uzatmıyor. Nedir yani o? Bence Cumhurbaşkanı da Başbakan da bıyıklarını kesmeliydi" diyor. "Tertemiz, çok daha yakışıklı, çok daha prezantabl olmalılar. Böyle daha medeni görünecekler diye düşünüyorum."
Bu bıyık meselesini gayet iyi anlıyorum. Geçen hafta, Başbakan Erdoğan'ın yakışıklı olup olmadığı konusunun çitilenme sürecinde de bıyığa takılanlar oldu. Yakından ince görünüyormuş, iyi durmuyormuş, vs.
Bıyık, benim de kişisel tercihlerim arasında yer alan bir aksesuvar değil. Gençken üç-beş günlük sakal refakatinde çekici bulurduk, 'kirli sakal' denirdi o zaman, içimizi de dışımızı da gıdıklardı, şimdi lafı bile demode geliyor, sanki insan yaşlandıkça daha mı rahatına düşüyor, giderek hiç batmasın, kaymak olsun istiyor.
Görsel olarak da, doğru, ya kuvvetli/karakteristik bir bıyık, ya hiç.
Bıyığın medeniyetle bağlantılandırılması da, yeni bir şey değil. Nedense hep var böyle hayali medeniyet etiketleri, bıyık da en bildiklerinden. Bıyıklıysan taşralısın, kesince şehirli. Bıyıklıysan gerisin, kesince ileri. Aynı ten, aynı kafa, fark etmez. Bıyıklıysan ilkelsin, kesince uygar. Medeni. Urban. Kentli. Şehirli. Medineli!
Hadi bu taşlaşmış bıyık ezberini anladık.
Ama Alasya'nın "Tertemiz, çok daha yakışıklı, çok daha prezantabl olmalılar" lafına ne demeli? Birinci sayfa spotundan da "Bir cumhurbaşkanı temiz, çok daha prezantabl olmalı" diye verilen?..
Cumhurbaşkanı'nın 'temiz' olmadığı fikrine nereden varıyorsunuz? Başbakan'ın?
Günlerini pişmaniye yiyerek bıyıklarına bulaştırıp sonra birtakım resmi görüşmelerde bulunarak mı geçiriyorlar? Domates çorbasının üzerindeki kaşar rendesi bıyıklarından mı uzuyor? Kenarına pirinç tanesi mi takılıyor? Diyelim takıldı, bir gün en medeni bildiğimizin dişine de bir maydonoz yaprağının musallat olmayacağı ne malum?
'Çok daha prezantabl'ın, 'çok daha yakışıklı'nın ölçüsü ne? Bir bıyık kesimi mi?
Zeki Alasya, Malezya hususunda da aydınlatmış bizi:
"Bu tehlikeyi yeni mi fark ettiler? Asker bağırıyor, bu ülkenin sanatçısı bağırıyor. 'İrtica büyük bir tehlikedir' deniyor. Metin Akpınar'la birlikte Devekuşu Kabaresi'nde yıllardır bağırıyoruz. Şimdi mi farkına varıldı? Demokrat geçinen aydınlar bu tehlikeyi yeni mi görüyor?"
İranlı bir aileyle ilişkisine dayanan elbette ki gayet kişisel bir anekdot anlatarak durum sağlaması yaptıktan sonra da bağlıyor: "Bu ülkenin Atatürkçü güçleri uyanık davranırlarsa, artık zamanın geldiğine, bir şeyler yapılması gerektiğine inanırlarsa durum düzelecektir."
Alasya, kuşkusuz mizahı bilen biri. Tarz değiştirmiş olabilir, ama ben bunu yine mizah olarak görüyorum. Tek farkla: Eskiden onunla gülerdik, şimdi ona mı güleceğiz?