Bir İtalyan spesiyali olarak suşi

Önce iyi bayramlar. </br>Bu seferki sıkıntılı, moralsiz, buruk bir bayram. Kuzey Irak'ta neler olacak endişesine bir de soykırım tasarısının kabulü eklendi, gündemde başka kırıntı yok.

Önce iyi bayramlar.
Bu seferki sıkıntılı, moralsiz, buruk bir bayram. Kuzey Irak'ta neler olacak endişesine bir de soykırım tasarısının kabulü eklendi, gündemde başka kırıntı yok.
Kanallarda gene bütün o emekli dışişlerciler: Beyaz tenleri, mavi gözleri, beyazlamış sarı/açık kumral saçları, benzer aksanlarıyla... Bir tane esmer, bıyıklı, kökleri Orta Anadolu'ya filan uzanan emekli büyükelçi gördünüz mü şu hayatta?
Bu bayram böyle iki madlen arası 'Ne olacak halimiz' ahkâmlarıyla, biraz çivi üstünde, beklemede, ruhsuz, tatsız geçecek. Başka da hakikaten lokma yok. Daha arifeden ajansların akışı kurudu. En fazla başka zaman olsa pek iltifat edilmeyecek küçük bonbonlardan çıkabilir:
Mahsun Kırmızıgül'den ayrılan Bade İşçil demiş ki: "Sosyete aperitif yerken bile çatalı bıçağı ayrı kullanıyor. Yani balık yerken balık bıçağı kullanıyor. Ama Doğulu bir insana balık bıçağının ayrı olmasına gerek yok, onu öyle ayırt etmiyor. Mesela lahmacunu ben çatal bıçak kullanarak yiyordum. Ama Mahsun bana lahmacunu elle yemeyi öğretti."
Bunun üstüne, mesela lahmacunun tadının asıl öyle çıkacağını, mesela 'sosyete'nin de ıstakoz, her çeşit böcek, hatta midye gördüğünde alet edevatı bırakıp elle giriştiğini söylemek yerine, Kırmızıgül demiş ki: "Evet kendisine çok şey öğrettiğim doğru. Ona dalmayı öğrettim. Paris'te lüks lokantalarda dünya mutfağını tattırdım. Onunla dünyayı gezdik. Bu seyahatlerden çok şey öğrendiğine eminim." (Hürriyet, Demirhan Hararlı)
İşçil, Kırmızıgül'den ayrıldıktan sonra hayatında nelerin değiştiği sorusuna cevaben de "Artık lahmacun yemiyorum" demiş, "Ben Batılı bir kızdım ve özüme döndüm."
Lahmacun da bıyıkla başa baş gidiyor malum medeniyet kapışmasında. Bıyığı kestin mi, lahmacunla da vedalaşırsan, Batılılar kulübüne buyur gel.
M.K., mesela B.İ.'nin sınıfsal kaygılar yüzünden kendini bu lezzetten mahrum bırakmasına üzüldüğünü filan söyleyebilecekken bu sefer de "Biz kendisiyle asla lahmacun yemedik" diyor, "Ama çok suşi yedik. Neredeyse her akşam İtalyan lokantasına giderdik."
Şimdi biliyorsunuz suşi, İtalyanların önde gelen spesiyallerinden. Her İtalyan lokantasında evvela suşi gelir ortaya! Mozzarellalı, jambonlu, sucuklu suşiler... Üzerine acılı zeytinyağı ve değirmen karabiber çok iyi gider...
Neyse, bu belli ki cümlenin gelişinin M.K.'ya cilvesi. Ama "Biz kendisiyle asla lahmacun yemedik" sözü gerçekse, buna ancak vahlanmak gerek. Bence bu, iki sevgilinin yeterince yakın olmadığını bile gösterir. Düşünsenize, birlikte bir kebapçıya gitmemişler, hatta evde bezip telefonla lahmacun getirtmemişler. Demek ki ilişkinin önemli bir safhasına henüz hiç geçmemişler. Ha sakıncamız kokuysa, bir dilim sarmısaklı ekmek kaç lahmacuna bedeldir...
Neyse, bunlar ufak tefek badem şekeri kabilinden haberler. Üzümlü, fındıklı, portakal kabuklu drajeler. Kalanı ağır gündem, hem de bayram diye, yavaş gündem.
Şu soruyla, örtülü mörtülü değil, apaçık reklamla bağlamak isterim yazıyı: Magnum'un çikolatalarından yediniz mi? Bilhassa bitter olanı ve altın yaldızlısı için samimi bir tüketici tebriğini hak ediyorlar.