Bir zürafa hikâyesi (2)

Sayfayı başıma iş açan beyaz bahar modasından</br>bir Ralph Lauren elbiseyle (gerçi elbiseden ziyade gecelik hatta ölçüleri itibarıyla...

Sayfayı başıma iş açan beyaz bahar modasından
bir Ralph Lauren elbiseyle (gerçi elbiseden ziyade gecelik hatta ölçüleri itibarıyla ancak elbezi) süslüyor, master tezi kıvamında
dallanıp budaklanan zürafa dosyasını tekrar açıyorum.
Konuyla bugün karşılaşanlar için özet geçeyim. Şu hayatta 'Zürefanın düşkünü beyaz giyer kış günü' deyimini kullanmış bulundum. Lakin bizim gazetenin referans aldığı yazım kılavuzu (Adam Yayınları) bunu 'zürafa' olarak düzeltti/bozdu.
Bunun üstüne bazı sevgili okurlar
'Cahilllllllll' nidalarıyla beni polise şikâyet ettiler. Hatta 'zürafa' öznesini, üçüncü tekil şahısta çektikleri 'girmek' fiiliyle aynı cümle içinde kullanıp, başına da bir 'nasıl ama' koyarak bana 'zarif' mail'ler attılar.
Neticede eş dost yardımıyla (eş eşittir gerçekten eş, dost eşittir Ç.B.S.) hummalı bir nedir bu işin aslı esası faaliyetine giriştim. Üç gündür öyle bir zürafa basması halindeyiz ki, üzerine bir şey konuşacağımız zaman artık aile içinde ona 'penguen' diyoruz.
Tuhaf olan, eski Yunancada da
'camelopardalis' derlermiş zürafaya; leopar desenli deve manasında! Lynn Sherr, 'Tall Blondes: A Book About Giraffes'de (Uzun Sarışınlar: Zürafalar Hakkında Bir Kitap) Arapça 'zarafa'nın fiil olarak 'atlamak',
'acele etmek', isim olarak da 'tez, çabuk, hızlı yürüyen kişi' anlamına geldiğini iddia ediyor. Ayrıca Etiyopya'da bu hayvan için
'graceful one' yani 'zarif/latif' manasına gelen bir kelime kullanıldığını da ekliyor.
Yine buradan öğreniyoruz ki zürafa, Avrupa'ya ilk kez M.Ö. 46'da Jül Sezar zamanında gelmiş. Bir de magazin: Sharon Stone kendini bu uzun sarışınlara çok benzetirmiş. Hatta bu yüzden lisede zürafalar üzerine ödev hazırlamış!
Osmanlı yolculuğu
Zarif gövdeli ve de şık desenli Afrikalının ilginç turne maceraları var. Mesela 1823'te bizim buralara, İstanbul'a bir adet zürafa iniyor. Gemiyle. Mısır Valisi Mehmet Ali Paşa'nın padişaha (2. Mahmut) hediyesi olarak.
Hafız Hızır İlyas Ağa'nın 'Tarih-i Enderun/Letaif-i Enderun'undan (Günümüz diline çeviren ve anlatan: Cahit Kayra) ilgili bölümü hemen buraya hoplatıyorum:
'Padişah hayvanın geldiğini duyunca, emr ve ferman etti. Hayvan, Çinili Meydanı'nda huzura alındı. Padişah hazretlerinin sayesinde bütün enderun ağaları toplanıp seyre gittiler. Büyük bir seyir oldu.'
Paris havası
Fransızlar, Osmanlı'dan 3 yıl sonra görüyorlar zürafayı. Michael Allin'in
'Zarafa: A Giraffe's True Story, from Deep Africa to the Heart of Paris' (Bir Zürafanın Gerçek Hikâyesi, Afrika'nın Derinliklerinden Paris'in Kalbine) kitabından öğrendiğimize göre, Sudan'da yakalanan zürafa, Mısır tarafından Fransız Kralı 10. Charles'a hediye ediliyor. 1826'da.
İki yıllık bir yolculukla Marsilya Limanı'na inen arkadaş, oradan da Paris'e kadar olan 880 kilometrelik yolu yürüyor! Eski hayvanat bahçesi Jardin des Plantes'ta 18 yıl keyif çatıyor. 'Güzel Yabancı' diyor halk ona. Ve bayılıyor.
Zürafa modeli kılık kıyafet, şapka, bisküvi yapılıyor. Sanatçılara esin kaynağı oluyor; Balzac bir zürafa öyküsü yazıyor.
Parisli kadınlar saçlarını tepede toplamaya başlıyorlar; 'a la giraffe' modeli. Gayet sivri, yüksek, konik. Hatta saçlar o kadar yüksek oluyor ki, kadınlar davetlere giderken arabanın koltuğuna değil de zeminine oturuyorlar, saçları bozulmasın diye!
Sözlüklerden kule yaptık
Yazının en ıstıraplı bölümüne gelmiş bulunuyoruz. Bugünkü zürafalarla dünküleri kaynaştırmak lazım. Dünkü yazıya göz atanlar hatırlayacaktır; Gökhan Akçura, Refik Halid Karay, Balıkhane Nazırı Ali Rıza Bey ve Edip Cansever'den alıntıladığımız satırlarda, tarihte erkeklerden pek hazzetmeyen kadınlardan 'zürafa' ya da 'zurafa' diye söz ediliyordu. Ama hem lezbiyenlere hem de Afrikalı arkadaşa zürafa mı diyecektik?
Bu zürafa-zürefa savaşından nasıl çıkacaktık?
Ki şapkaları da devreye sokunca iş iyice muamma haline geliyordu.
Şimdi diziyoruz sözlükleri:

  • Bir kere Adam Yayınları'nın Yazım Kılavuzu'nda tek bir yazılma biçim var; 'zürafa'.
  • Türk Dil Kurumu'nun Türkçe Sözlük'ünde de vaziyet aynı. Sadece 'zürafa' mevcut. Önce bildiğimiz uzun boyunlu derisi alacalı hayvanı anlatıyor, sonra da 'sevici kadın' diyor.
  • Mustafa Nihat Özön'ün 'Osmanlıca Türkçe Sözlük'ünde 'zurefa'nın karşılığında '1. Zarif kimseler. 2. Sevici kadınlar' yazılı. Bir de 'zürafe' var sayfayı çevirince. Ki o da bildiğimiz 'zürafa'.
  • Büyük Larousse'ta 'zürafa'nın
    'zerafa'dan geldiği yazılı. 'Zürefa'nın yanında da 'Zarif, kibar kimseler' yazılı. Bir de üçüncü var; 'zerâfe' ya da 'zerrâfe'. Ki o da 'zürafa' demekmiş.
  • Hulki Aktunç'un 'Büyük Argo Sözlüğü' işi nispeten kolaylaştırıyor. 'Zürefa'nın karşısında 'zarif'in çoğulu' notu var, ayrıca 'eşcinsel kız ya da kadın, sevici' yazıyor. Üstüne, 'zurafa, zürafa da denir' diyor.
  • Şimdiiii. Geldik Ferit Devellioğlu'nun o şahane Osmanlıca -Türkçe Sözlük'üne. Zarif, zurefâ, zerâf, zürâfâ, zerâfe, zerrâfe, zerâfî, zurafâ (ki burada zarif'in çoğulu artı 'sevici kadınlar' ibaresi mevcut), zürefâ (ki yine aynen deminki paranteze yollanıyoruz)...
    Kime güveneceğiz?
    Belli ki bu kelimeler arasında epey bir mıncıklaşma durumu olmuş. 'Zürafa' başkadır, 'zürefa' bambaşkadır, elmalarla armutları karıştırmayalım demenin imkânı yok; bir nevi aşure durumu var.
    'Hem 'zürefa'yı hem de 'zurafa'yı zarifler olarak kabul ederiz' diyor Prof. İskender Pala. 'Bizim dil terbiyemizde harfleri inceltmek var. Ama mesela İranlılar yuvarlamayı tercih ediyor, 'zurafa' diyorlar.' Zürafaya, zarif olduğu için bu ismin verilmiş olabileceğini de ekliyor hoca. 'Köken karmaşaları oluyor. Dayandırabileceğimiz bir kaynak yok. Biz bir kabul etme yoluna gidiyoruz. Yoksa daha da
    karışıp bulanıyor.'
    Yaa, hem de nasıl yok yere bulanıyor. Ama her işte hayır var arkadaşlar. Bu vesileyle hep beraber bilgimiz, görgümüz artıyor.