Büyükanıt, eski magazin programlarının formatını benimsemiş!

Bu saat oldu, daha yazıya girişemedik. Herkesin aklı Orgeneral Yaşar Büyükanıt'ın konuşmasında, bizim bölümün televizyonu da açık, dinliyoruz, bekliyoruz.

Bu saat oldu, daha yazıya girişemedik. Herkesin aklı Orgeneral Yaşar Büyükanıt'ın konuşmasında, bizim bölümün televizyonu da açık, dinliyoruz, bekliyoruz.
Ben çok korkarım üniformadan, ama Büyükanıt babacan görünüyor. Böyle bağır/çağır adamlardan da çok fena oluyorum artık; o enerji, itiş kakış iyi gelirdi gençken, etkilenirdim filan, şimdi siniyorum tırsıp. O bakımdan da iyi geldi Genelkurmay Başkanı; gerilim tırmandırmaz, şefkatli bir hali var.
Fakat aynen eski magazin programlarındaki formatı benimsemiş! En mıknatıslı, en vaatkâr, en gönül çelen kısmı en sona saklamış.
Başta teaser geçip beş bölüme ayırdığını ifade ettiği konuşmasının başlıklarından biri de emekli Oramiral Özden Örnek'e ait olduğu iddia edilen günlükler.
Bu kritik konuda nasıl tavır alacak, ne diyecek, bu dediklerinden aslında neyi dediği/demediği nasıl yorumlanacak?..
Hitabını ilk ağızdan dinlemek, günlüklere dair kaşıntımıza iki tırmık olur diye ümitle, merakla bekliyoruz ama şimdilik terör, PKK, milliyetçilik, ve TSK'dan ileri gidemedik.
Hayır, dinleme pratiğim olan konular da hiç değil, üçüncü Silahlı Kuvvetler tamlamasında gözkapaklarım ağırlaşıyor, neyse, bol su refakatinde, tam umudumuzun tükendiği raddede, geldik bizim için en lezzetli bölüme.
Günlük, kimin olursa olsun, sızması zevklidir. Kendi okul zamanından paçavralarını atmaya kıyamamışlar bilir; yıllar sonra onları ortaya saçmak da çok tatlıdır. Bir kere incir çekirdeklerini nasıl devleştirdiğinizi görür, telefonun çalmaması durumunda yaşanan 'Artık dayanamıyorum, ölsem de kurtulsam' hezeyanlarına, haletiruhiyenize göre püskürür/tebessüm edersiniz. Sonra nefis bir kişisel tarih gezintisidir. İlerleyen yaşlarda, ergen sancılar ve edebi kaygılardan kurtarıp da paçayı, biraz daha ajanda ritminde ilerlediyseniz, falanca yılın filmini, etkinliğini, tatilini hatırlar, bir daha yaşarsınız. Hakikaten zevklidir.
Başkasının günlüğüne davet almaksa, içindeki röntgenciye şehvetten üç takla, beş parende attırır. Kim ki 'Hiç işim olmaz' der, yalancıdır! El âlem günlüğüne doyum olmaz, hele ki magazinel açıdan sağlamsa.
Nokta dergisinin Oramiral Özden Örnek'e ait olduğu iddiasıyla ortaya çıkardığı günlükleri ciddi mi buldunuz? Halbuki onlarda da var mebzul miktarda magazin: Kim kime oturmaya gelmiş, sonra kim kime iade-i ziyarete gitmiş, kim kime ne demiş, yine nasıl da 'malum mevzu' üzerine konuşulmuş... İşin siyasi, tarihi boyutu bir yana, insan ilişkilerinin, eş dost muhabbetlerinin aslında nasıl da her pozisyonda hep benzer dinamikleri olduğunun, evet, bu hiç de yeni olmayan bilgiciğin, bir sağlaması daha...
Konuşmaya dönersek, aslında tahmin etmediğimiz şey değil, bu tip hassas, politik, stratejik durumlarda, o 'azzzz sonra'lı eski magazin programlarından tecrübemiz de bu yönde, sabırla beklenen en baba lokmanın, baştan nasıl da doyurucu koskocaman bir lokma olduğu atmosferi yaratılmasına rağmen, ufacık bir kırıntı olarak karşımıza çıkmasına alışık sayılırız.
Yine tabii şaşırmadık.
Konuya "Ben yazsam, Murat Yetkin'in günlükleridir desem, kötü kötü şeyler yazsam" diye esprili bir dille yaklaşan Büyükanıt, özetle arşivi tarattığını, darbe planlarıyla ilgili hiçbir belge, bilgi, en ufak iz bulunmadığını söyledi, köpürtmemeye azami özen göstererek, sabunu âdet yerini bulsun diye sürüp duruladı.
Laf cumhurbaşkanlığı seçimine gelince bekledik bari biraz çitilesin diye. Gene nafile.
Böyle kelime kullanımı bol ama içeriği ketumcana konuşmalar insanı incitiyor da aslında. Zekâya hakaret gibi geliyor. Mesela selefi Özkök'ün dünkü açıklamasından hareketle, koordinasyon içinde olup olmadıkları soruldu Büyükanıt'a. Genelkurmay Başkanı da, hayır konuşmadıklarını, hatta kendisinin başka işlerle uğraştığı için akşam televizyon da izleyemediğini, haberi ertesi günkü gazetelerde gördüğünü söyledi. Biz de "Tabii, tabii" dedik, halk korosu.
Bilen biliyor, 'azzz sonra'lı, izleyene keçiboynuzu azabı çektiren magazin programları bitti. Out. Passe. 'Dobra Dobra'daki gibi artık, su gibi, çorap söküğü gibi, yokuş aşağı koşuyor muhabbet, gündemin ensesine yapışıp.
E, başka alanlarda da biraz hızlanmak istiyoruz. Sırf Kuzey Irak açıklaması herkesi kesmeyebilir; her alanın magazini var, ciddininki de apayrı zevk veriyor.
* * * * * *
Yutulan küpe nasıl çıkarılır?
'Cihangir'de sakin bahriye kolağalarından Mahmut Efendi'nin zevcesiyle kerimesi evvelki gün Balat'ta mukîme hemşiresine gitmek için hazırlanmış ve sandık derûnunda on lira kıymetinde bulunan bir çift elmas küpeyi çıkarıp sandık üzerinde bırakmışlarsa da küpelerin terk edilen mahalde olmadığını görmeleri üzerine zaten hanede kendilerinden ve Hayriye namındaki hizmetçi kızdan başka kimse olmaması hasebiyle mezbûre tazyik edildikte küpelerin her ikisini de yuttuğunu söylemekle küpelerin zâhire ihracı zımnında mezbûreye hint yağı içirilmiş ise de maksat hasıl olamadığından keyfiyet mahallî memurin-i zabıtasına ihbâr ve zabıtaca da tahkikata ibtidâr kılınmıştır.'
Haber, Tercüman-ı Hakikat'in 9 Nisan 1907 tarihli sayısında yer almış. Bize de Toplumsal Tarih'in nisan sayısı yoluyla uzandı. Öğrendik ki hint yağı da çare değilmiş!
* * * * * *
Sıla tokası, bit taşıyıcısı!
Madem bijuteriden gidiyoruz, günü ufak bir talep, rica, yakarıyla bitirelim: Kadınları 'Sıla tokası' kullanımında şirazeye davet ediyorum.
Benzer hevesleri başka popüler diziler zamanında da gördük: 'Asmalı Konak' Kapadokya'yı ihya etti, şarap tüketimi sıçradı, Dicle'nin Seymen'i iyileştirdiği merhemin formülü peşine Mısır Çarşısı'na seferler düzenlendi... 'Bir İstanbul Masalı' zamanında doğan çocukların büyük bölümünün adı Demir, çekimlerin yapıldığı Ağva'daki Acqua Verde hep fuldü.
Şimdi de gelsin Sıla tokası...
Cansu Dere'nin kafasında güzel duruyor olabilir. Ama şunu da kafanıza kazıyın: Dere'nin her bir uzvuna her bir şey yakışıyor.
İlla ki bit taşıdığı, kepek yaptığı ya da saç döktüğü tevatürünü mü yaymak lazım? Kimse kendiliğinden anlamıyor mu? 50'yi aşmış yaşta, dip boyası gelmiş başta, yüzde 70'i dökülmüş saçta Sıla tokası, beyhude çaba.