Can ile imaj arasındaki o müstehcen hal

Cuma öğleden sonrasından beri türlü yayın izledik; olay yeri bağlantıları, canlı söyleşiler, görüş almalar, resmi demeçler, gazete manşetleri, spotlar, köşeler...

Cuma öğleden sonrasından beri türlü yayın izledik; olay yeri bağlantıları, canlı söyleşiler, görüş almalar, resmi demeçler, gazete manşetleri, spotlar, köşeler...
Her zamanki gibi o "Yaa yaa, tabii tabii" dedirten ve karga güldüren klişelerle ahkâm kesenler; o kalıp cümleleri, karşıdan zavallıca, neredeyse gülünç durduğunu fark edemeyecek kadar içselleştirmiş olanlar da vardı, samimiyetinden paramparça konuşanlar da.
Canı önde tutanlar ile böyle ağır şartlarda hâlâ daha ilk cümlelerinde imaj hesabı yapanlar... Kriz anlarındaki öncelikler, kimin ne olduğunu da iyice açık ediyor.
Hrant Dink kaldırımda, yıllar geçse de hafızanın bir yerinde hep takılı kalacak o görüntüde yatıyor. Kan, sızmaya devam ediyor. Kızının, kardeşinin perişan halleri insanın içini dağlıyor. Bu şartlarda bile birileri kalkıp içinden 'imaj' geçen cümleler kurabiliyor. Söze Ermeni tasarılarından başlayabiliyor. Fransa'nın tam da aradığı kanıtı bulduğuna vahlanabiliyor, "AB'yi unutalım artık" diyebiliyor...
Daha cinayet mahalli kapatılmamış. Dink yerden kaldırılamamış, bedeni soğumamış, kanı kurumamış... Birileri bu acının ortasında "Tüh, bak Kıbrıs da gitti" bile yapabiliyor ya...
Birileri utanmadan, usanmadan, çok kötü bir zamanlama olduğunu söylüyor. Bu olay için doğru zamanlamanız neydi, pardon? Yuh derler.
Saptamalarınız, öngörüleriniz, engin vizyonunuz, derin analizleriniz, yarım saat kadar bekleyemez miydi?
Kasparov olmayanlar da hayatta iki hamle ötesini düşünüp, neyin neye yol açabileceğini kendi çapında hesaplayabiliyor, endişelenmeyin. Ama imajı, skalasında canın önüne, neyse ki herkes koymuyor.
Çok müstehcen geldi. Edep dışı. Ayıp.
Çok fena geldi.
'Mükemmel bir cinayet, kutluyoruz!'
Yine pek çok yerde şöyle satırlar:
"Mükemmel bir cinayet..." "Şahane zamanlama..." "Doğru hedef seçimi..." "Kusursuz strateji..." "Muratlarına erdiler..." "Yaptıklarıyla gurur duysunlar..."
Sürekli bu işin nasıl da dört dörtlük bir başarı, müstesna bir eser olduğuna dair böyle ünlemli başlıklar, yazılar, vurgular. Güzellemeler. Aferinlemeler. Alkışlamalar.
Şart mıdır?
Anlıyoruz, arkadaki anlam tabii ki başka ama yine de sinir oynatıyorlar.
Beyaz bere enayilik mi, profesyonellik mi?
Katil yakalandı diye ekstra bir heyecan yaşayanlar, rahatlayanlar var: Oh, bitti, kanı yerde kalmadı... Yakalanması tabii ki şahane bir şey, ama esas mesele tam da şimdi başlamıyor mu? "Kanıma dokundu"nun gerisi ne?
Şu saatlerde daha pek çok belirsizlik var, etraf birbiriyle çelişen bilgilerle dolu. O yüzden bayat bir ayrıntıdan bahsetmekten zarar gelmez:
Beyaz bere, günlerdir üzerinde konuşulan en temel aksesuvardı. Kimisi daha ilk başta dedi ki, "Beyaz bere, nasıl da dikkat çekici bir unsur, profesyonel bir katil böyle bir hata yapar mı, kendini ele verecek böyle belirgin bir şey takar mı?"
Bizim yazıişleri toplantısında da konuşulduğu gibi halbuki, böylesine büyük ve net bir beyaz bere, hem tek hareketle kolayca kurtulunabilinecek bir fazlalık, hem de varlığıyla bütün ilgiyi o derece kendine çekiyor ki, takanın diğer tüm özelliklerini görünmez, hatırlanmaz, iz bırakmaz kılıyor. Gözleri ne renkti? Bilmem, ama beresi beyazdı... Ağzı, burnu nasıldı?
Bilmem, ama beyaz bere büyüktü... Dolayısıyla gayet doğru bir kostüm tamamlayıcı.
Nitekim dünkü Hürriyet'te davranışbilimci Acar Baltaş da benzer bir şey söylemiş: "Beyaz bere takması, tanıklara eşkâl tuzağı kurmak için bir şaşırtmaca."
Yılmaz Erdoğan'ın yayın yönetmenliği
Böyle ağır bir güne denk gelince ister istemez arada kaynadı gibi görünüyor ama böyle zorlu bir yükün altında ezilmeyecek az sayıda adamdan biri de Yılmaz Erdoğan'dı herhalde.
İki yanını da bonkörce gösterdi: İnsandı, onun da içi fena yanmıştı, klişelerden bunalmıştı, denilenlerin ötesinde bir şey demek lazımdı...
Ama bir yandan da hayat sürüyordu ve onu muhabbetle geçirmek lazımdı.
Yılmaz Erdoğan bu tatsız günü renklendirdi, tatlandırdı, zenginleştirdi. İnşallah daha iyi günlerde tekrarı mümkün olur...