CHP'nin 7 dil bilen şövalyesinin kıymetlisi Adriano Celentano!

Annem geçen gün bir ahbabından bahsediyor: </br>Adam gül gibi karısından boşanmış, gitmiş başka biriyle evlenmiş. </br>&quot;Eee?&quot; diyoruz.

Annem geçen gün bir ahbabından bahsediyor:
Adam gül gibi karısından boşanmış, gitmiş başka biriyle evlenmiş.
"Eee?" diyoruz. "Ama" diyor telaşla, "O ilk karısı üç lisan biliyordu!"
Annem bunu daha önce de yaptı. Bu sefer birileri evleniyordu. "Kız nasıl peki?" diye sordum, "Güzel mi?"
'Mmm' yapan ifadesinden ve nefis manasında sağ elinin parmaklarını bitiştirip sallamasından ben Saadet Işıl Aksoy/Berrak Tüzünataç arası bir şey hayal ederken "Çift lisanlı" dedi annem, "Maşallah!"
"Bir lisan bir insan" diye de ekleyecek mi diye tuttum nefesimi, neyse, öyle bir şey olmadı.
Bu konudaki heyecanı anlayabiliyorum, onların jenerasyon için de çok önemliydi, şimdi de üç yaşındaki veletle evde İngilizce konuşanlar var. Ama sayı arttıkça sanki inandırıcılığını mı kaybediyor?
Pek çoğuna sıradan gelen 'çift'ten bile şüpheliyim. Birkaç ay önce tanıştığım, insanın bütün banka früstrasyonunu alan tatlı genç kadın Anahit, eski Almanca hocamız Ağavni Yezegel'in kızı çıktı. Çok şaşırdım, çünkü lisede üç sene de Almanca okumuş olduğum, 20 yıldır hiç aklıma gelmemişti.
Üniversite zamanı Fransız Kültür'e gitmeler sonra, bu da gitar dersi almak gibidir, vaktiyle hepimiz yaptık. Şık duruyor tabii, CV'sine yazıp yediren var, yiyen var...
Gene de bir baraj gerekirse, üçe laf etmemek gerek, üç dili hakkını vererek kullanana rastlanıyor. Ama beş, altı, yedi... Emin miyiz? Beşinci, kitap okumaya hiç yetmiş midir? Altıncı, en son nerede işe yaramış olabilir? Sayarken yedincinin yerini belirleyen ne, neden altıncı değil de yedinci sırada? Bunların toplamının bize ambalaj dışı faydası ne?
Petek Gürbüz adını duymuşsunuzdur. Kendisi 'CHP'nin kadın şövalyesi'; geçen hafta Vatan'ın Pazar ekinde Şule Türker'in yaptığı söyleşi bu başlıkla verilmişti.
29 yaşındaki Petek Gürbüz, CHP'nin yedi dil bilen uzmanı, beş yıldır da Deniz Baykal'ın Dış İlişkiler Danışmanı imiş. Soyadının tam tersine ince, kol kırılganlığı Angelina Jolie'yle yarışabilecek, narin, güzel bir genç kadın. Okuru meraklandırıyor: Yedi dilden başka acaba neler biliyor? Bu yedi dilin; müzikmiş, kitapmış, tercihlerine, beğenilerine ne tür katkıları olmuş? Ayrıca da neden şövalyeymiş?
Petek Gürbüz 1977 doğumlu. İlkokul eğitimine, Ankara'da Pakistan Büyükelçiliği'nin okulunda başlamış: "Ama evde de İngilizce konuşup, 'Cive Pakistan' marşını söylemeye başlayınca, endişelenen ailem beni oradan alıp, Çankaya İlkokulu'na verdi. 3. sınıftan itibaren orada okudum. Orada öğretmenim Semra Sezer'di." Daha şık, daha tartışmasız bir referans olabilir mi?
Tevfik Fikret Lisesi'ni bitirdikten sonra "Ben İtalya'da okuyacağım" demiş. Önce bir aylığına Napoli, sonra Milano'daki European School of Economics: "Uluslararası iletişim olarak başladım, sonra dersleri değiştirip, uluslararası ilişkiler olarak devam ettim. Ardından Bocconi'de bir lisans programına katıldım."
Lisans programını tamamlayabilmesi için bir siyasi partide staj yapmak gerekiyormuş, taa büyükbabadan aile partisi olan CHP seçilmiş. Yıl 2001.
2002'den, Kemal Derviş'in yanından hatırlayanlar olacaktır; Derviş'in CHP İstanbul Milletvekili olduğu dönemde sağ kolu Oya Ünlü İstanbul'a taşınınca, danışman açığını Petek Gürbüz doldurmuştu. Derviş'le Baykal'ı karşılaştırması istendiğinde "Benim için mukayese kabul etmez" diyor. Kemal Derviş için "Partimizin üyesi olduğu için seviniyordum. Bunun ötesinde çok ekstrem bir şeyle karşılaşmadım açıkçası", Deniz Baykal içinse "En çok saygı duyduğum siyasi lider. Bir şeyi yaptığı zaman 'Acaba niye böyle yapıyor?', 'Nasıl yapıyor?' diye bakıyorum. Yaşımın küçük olduğu dönemlerde Türkiye'de yaşanan çok önemli olayları Deniz Bey'den dinlemek benim için muhteşem bir şey" diyor, "CHP ise tam bir Cumhuriyet okulu."
Ya 'CHP'nin kadın şövalyesi' tamlaması nereden geliyor? Eski Roma'-dan mı? Orta Çağ Avrupa'sından mı?
İtalya Cumhurbaşkanı Giorgio Napolitano, iki ülke ilişkilerine katkılarından dolayı Gürbüz'e, İtalya'da yüksek itibarı olan 'Ordine della Stella della Solidarita Italiano Devlet Nişanı ve Şövalyelik Unvanı' vermiş mi? Vermiş.
Gürbüz, evvelki salı akşamı İtalya Büyükelçiliği'nde düzenlenen törenle 'İtalya Devlet Nişanı' ve 'Şövalyelik' unvanı almış mı? Almış. E veren razı, alan razı, kime ne...
Petek Gürbüz, okumaktan çok keyif aldığını söylüyor verdiği röportajda. Peki neler okuyor? "Araştırmaları çok seviyorum. Son dönemde beğendiğim iki kitap var; Biri Onur Öymen'in -objektif söylüyorum, yani CHP'de olmasam da beğenirdim- 'Ulusal Çıkarlar', diğeri Mustafa Balbay'ın 'İran Raporu'. Bunları roman okur gibi okuyorum."
Peki ya müzik? "Benim kıymetlim Adriano Celentano."
Adriano Celentano mu? 'Kıymetlim' mi? Yoksa gamzeleri de mi var?
İspanyolca ve Portekizce'yi unutmaya başladığını söylüyor Petek Gürbüz, "İngilizce, İtalyanca, Fransızca, eski Latincem iyi" diyor, "Zamanım olursa Rusça ve Yunanca öğrenmek isterim."
Bu kadar çok dille Mustafa Balbay, Adriano Celentano ve İclal Aydın arasına sıkışmak da ayrı bir maharet olmalı...