Cıbıl Leydi Godiva, yoksa örtünecek mi?!

Geçmiş zaman. Su dibi bir kahvede oturuyoruz. </br>Yan masada da 60'lı yaşlarında kalabalık bir kadınlar topluluğu. Bakımlı, şık ve tatlılar.

Geçmiş zaman. Su dibi bir kahvede oturuyoruz.
Yan masada da 60'lı yaşlarında kalabalık bir kadınlar topluluğu. Bakımlı, şık ve tatlılar. Büyük ihtimal eski okul arkadaşları. Bol takılmalı, kahkahalılar.
Çaylar kahveler gelip gidiyor, bazıları yolda fırına, pastaneye uğramış. Ne o, ağza atılacak tatlı eksiği mi var? "Bi koşu" diyor bir tanesi, "Şu
karşıdaki bakkala gidip geliyorum, dedikodumu yapmayın kızlar!"
Dönüyor, bir poşet içinde çeşit çeşit bisküviler, gofretler almış. Dağıtıyor masaya, "Tatlı yiyelim, tatlı konuşalım..."
Ama yok öyle, alacak boyunun ölçüsünü!
"Bunlar ne şekerim?" diye carlıyor, belli ki grubun en cazgır 'kızı'.
E haksız değil, çaktırmasalar da yaşlar ilerlemiş, bunun diabeti var, kolesterolü var, yasaklısı var, imreneni var, bunca gofret, çikolata, bisküvinin bu yaşa ne faydası var...
Ama hayır, mesele o değilmiş.
"İnanamıyorum yani gidip de Ülker aldığına. Ayol yeşil sermaye bunlar. Bilmiyor musun? Utanmıyor musun? Biz de bunları kalkındırırsak yani..." diyor 'cazgır kız', dilinin ucunu damağıyla dişlerinin arkası arasına vurup üç kere çık, çık, çıklayarak, "Ağzıma sürmem valla, git bunları geri ver, değiştir..."
Masada buz gibi bir hava esiyor.
Gofretleri, bisküvileri getirenin eli ayağı dolanıyor, yediği fırçadan gözleri doluyor.
Ne kadar büyük bir günah işlediğini bilemedi, bilse yapmazdı... Onca eski arkadaşın içinde, 'cazgır kız'dan böylesi azar işitmeyi istemezdi...
Olup bitene inanamadım. Hem orada, sınıfın dominant kızının, iyi niyetli ama daha bir mütevazı kızı, bunca sene sonra, böylesine haşlayıp aşağılayabilmesine. Dahası tabii, bu zihniyetin hâlâ daha böylesine cengâverce dile getirilebilmesine, baskı yaratabilmesine. Ne o, Ülker yeşil sermayeymiş de...
Bu yaklaşımı geçen onlarca yıl içinde, çok bildiğini sanan pek çok kişide gördük. Onlara gülmekle beraber, onlar için üzüldüm de hep. Çünkü insanın kendini Ülker'in o güzelim çikolatalı gofretinden mahrum etmesi için deli olması lazım bence.
Tam bir sapla saman karışması. Halbuki burada esas olan üründür ve bahsettiğimiz markanın işinde, alanında birinci sınıf olduğunun ispatı da mamulleridir.
Ülker biliyorsunuz birkaç gündür, gazetelerin birinci sayfasında. Belçikalı ünlü lüks çikolata markası Godiva'yı, Amerikalı Campbell'den satın aldı çünkü.
Çok acayip oldum. Godiva'nın bizim olması, nasıl anlatayım, Orhan Pamuk'un Nobel alması gibi neredeyse!
O müthiş lezzette ve dahası yemeye kıyılamayacak estetikte çikolatalar bizim ha?! Gururlanmamak, gıdıklanmamak elde değil.
O su dibi kahvede buluşan şık kadınlar topluluğu, birinin Chanel çantasından bir kutu Godiva çıkartması karşısında diet/diabet kaygılarını anında eritir, o sanat eseri görünümündeki çikolataları büyük bir takdir, tasvip ve memnuniyetle paylaşırdı eminim. Peki şimdi kendilerini bu şıklıktan mahrum mu bırakacaklar?
Godiva, adını Lady Godiva'dan alıyormuş. Kocasının yönettiği topraklardaki yüksek vergi uygulamasına karşı çıkmak için kasabanın ortasında at üstünde çıplak gezen efsanevi Lady Godiva'dan...
Yıllar, yüzyıllar önce İngiltere'de yaşayan Lady Godiva, halkına kötü davranan kocası Lord Leofric'in tersine, iç ve dış güzelliğiyle nam salmıştır. Ağır vergilerin kaldırılmasını ister ama sözünü dinletemez. Sonunda Lord koca şöyle bir teklifte bulunur: "Çok güzel bir kadın olarak sokakta çırılçıplak atla gezerken halk evde oturup sana bakmazsa, vergiler geçersiz sayılacak." Lady Godiva bu teklifi tereddütsüz kabul eder. Halkına güvenmektedir. Atının üzerinde çırılçıplak vaziyette tüm şehri gezer. Halk onun iyi niyetini istismar etmez, tek bir perde bile aralanmaz. Koca da teslim olur, vergileri düşürür, mutlu sona ulaşılır.
Şimdi bir kesimin endişesini duyar gibiyim:
Ya bu muhalif nü Lady Godiva kapanmaya zorlanırsa?!
Ya Lady Godiva'nın hayat tarzına müdahale olursa?!
Hadi bakalım...

* * * * *
Toplu facebook intiharları kapıda!
Teşekkür etmek şart. Cuma günü bu başlık altındaki 'iş ilanı'ma, neredeyse Hürriyet'in İnsan Kaynakları ekine vermiş olduğumu düşündürecek kadar çok 'geri dönüş' dedikleri şeyden geldi.
Fakat esas acayip olan 'köle' adaylarının nitelikleriydi. Belli ki zeki ve taze tipler.
Komik ve netler.
İçlerinde saydığım şartlara haiz olup, üstüne bir de kendiliğinden maaş, kadro gibi şeylerin teferruat olduğunu söyleyenler var!
Tez vakitte görüşeceğiz.