CNN'in anketinde lütfen 'no'yu işaretleyin!

Hafta başında, aramızda düzenli bir e-posta trafiği yaşanmayan bir ahbabımın bana meyletmiş olduğunu gördüm. İştahla açtım, zira bu ahbabım çok güzel yemek yapan, üstüne hem de tıkır tıkır lokanta işleten biri.

Hafta başında, aramızda düzenli bir e-posta trafiği yaşanmayan bir ahbabımın bana meyletmiş olduğunu gördüm. İştahla açtım, zira bu ahbabım çok güzel yemek yapan, üstüne hem de tıkır tıkır lokanta işleten biri. Yeni bahar mönüsü, gün ışığı görmemiş reçete filan çıkacak zaar dedim postadan.
Hayır, tam tersi, iştah kapattığı yetmezmiş gibi mide kaynatacak, reflü başlatacak bir zincir mektup. Ona gelmiş, o da bir evvelkinin not düştüğü emri silmeden bana göndermiş:
"CNN'de TSK'nın açıklamasının Türkiye'deki demokrasiyi zedeleyip zedelemediğine dair bir anket yayınlanıyor. Lütfen 'hayır'ı (no) işaretleyip ankete katılın. Soldaki kolonun en altındaki 'Quick Vote'.
Yine aynı sayfada 'language' bölümünden Türkçe'yi seçerseniz CNN-Türk'e giriyorsunuz. Orada da erken seçim ile ilgili bir anket daha var. Lütfen elinizden geldiğince çok kişiye ulaştırın."
Linkler verilmiş; korku, memnuniyetsizlik, öfke sezilen son bir not daha eklenmiş: "Şu an 52 % demokrasiyi zedeledi seçeneği önce gidiyor."
Ben deli oldum bunu görünce. Bu ara şirazeden çıkan, yokuş aşağı siyaset yazan evin diğer ferdine yalvardım hatta, "Yaa Allah aşkına şunu yazsana" diye.
Hunharca delmek, yarmak, parçalamak, lime lime etmek, kazımak, rendelemek filan değil, 'zedelemek' kelimesiyle anlatılıyor olup biten ve bunun yüzde 52 gibi fevkalade ortadan bir oranla 'evet' çıkması gibi bence ters taraftan 'yuh' olan bir sonucu endişeyle karşılıyorlar. Yani muhtıranın, demokrasinin kılına dokunmadığını düşünüyorlar!
Kendi akılları çok şahane erdiği için de elâleme akıl vermekte beis görmüyorlar: "Lütfen 'hayır'ı (no) işaretleyip ankete katılın. Lütfen elinizden geldiğince çok kişiye ulaştırın."
Bugünkü Hürriyet'in manşetini görünce rahatlamışlardır: "CNN International'ın web sitesinde düzenlenen Türkiye ile ilgili ankete katılanların yüzde 76'sı askerin bildirisinin demokrasiye zarar vermediği doğrultusunda görüş bildirdi."
Yani bizimkilerin az bulduğu, eşi dostu yardıma çağırdığı yüzde 52 (Derin bir nefes alıp verirken straples bayrak tişörtlerin göğüsleri ezip ezmediğine aman dikkat!) neyse ki olmuş yüzde 76. Yani katılımcıların dörtte üçünden hatta bir de fazlası diyor ki, "Hayır efendim, ne münasebet, bildiri demokrasiye zarar marar vermedi." Demokrasinin tacize uğradığını düşünenlerse yüzde 24. Kaldık mı gene azınlıkta. Posta gazetesi yazarı Halim Bahadır'ın o unutulmaz vecizesinde dediği gibi: O kadar azız ki, mutluluklar bizden çok!
Pazar neşesi: Radikal Cumartesi'nin 'tepe'lerinden biriydi, ikinci baskı pahasına görmeyen kalmasın: "Üç Altanlara mail atıyorum, niye bana cevap vermiyorlar söyler misiniz?" Gazeteyi arayan öfkeli hanım birkaç ayrıntıyı kaçırıyor. Üç Altanlar, Çetin, Ahmet ve Mehmet Altan, hepsi Radikal dışında- farklı gazetelerde yazıyor. Ortak mail attıysa 3altan@hotmail.com gibi bir adresleri olduğunu sanmıyoruz. (Bu gerçekten oldu. İnanması kolay değil ama telefon çaldı ve ahizedeki ses, maruzatını bildirdi.)
Pazar temennisi: Fazıl Say'la Hande Ataizi barışsın.
Pazar kahvaltısı: The House Cafe'lerden semti uyanı. Bol kepçeden kahvaltı tabağı, ortaya menemen, yana naneli limonata...