Çocuğunuzun cinsiyet değişimini destekler misiniz?

Tartışmalı 'yastık meleği' vakasını hatırlarsınız. ABD, Seattle'da yaşayan Ashley dokuz yaşındaydı ama zekâsı üç yaşında gibiydi. Yürüyemiyordu, konuşamıyordu, durumunda hiçbir ilerleme kaydedilemeyeceğine kesin gözüyle bakılıyordu.

Tartışmalı 'yastık meleği' vakasını hatırlarsınız. ABD, Seattle'da yaşayan Ashley dokuz yaşındaydı ama zekâsı üç yaşında gibiydi. Yürüyemiyordu, konuşamıyordu, durumunda hiçbir ilerleme kaydedilemeyeceğine kesin gözüyle bakılıyordu. 'Yastık meleği' adı da buradan geliyordu zaten; hiç kımıldayamıyor, yastığın üzerine bırakıldığında hep orada kalıyordu.
Aile çok zor ve çok patırtı kopartacak bir karar verdi: Ashley'nin büyümesini durdurma kararı.
Sürekli hormon tedavisi uygulanmaya başlandı, bazı ameliyatlar yapıldı, göğüslerin gelişmesi engellendi, rahim alındı... Ashley, hayatı boyunca dokuz yaşında kalacaktı.
İlk bakışta hunharca bulunabilirdi, insan haklarına aykırı olduğunda diretenler de vardı. Ama Ashley'nin hayatı yıllar içinde giderek zorlaşacaktı. Gelecekteki acısını, sıkıntısını engellemenin, azaltmanın, onu potansiyel kötülüklerden korumanın tek yolu bu gibi görünüyordu: Durdurmak.
Etik mi, değil mi diye çok soruldu, uzman görüşleri havada uçuştu. Ailesinin, fazla bir seçeneği olmayan Ashley'yi rahat ettirme çabası birçoğumuza, hadi genelleme yapmayalım, en azından bana çok insani, çok anlaşılır gelmişti.
Peki Tim/Kim'in hikâyesini okudunuz mu?
Bu çok başka durum da zihinlere aynı soruyu üflüyor:
Geldi başınıza, ne yaparsınız?
14 yaşındaki Kim'in pembe odasının demirbaşları moda dergileri, bebekler, makyaj malzemeleri... İlk bakışta yaşıtı çıtır kızlardan farkı yok sanki, ya da eksiği diyelim, ama fazlası...
Gerçek adı Tim olan Kim, cinsiyet değiştirmek için 12 yaşında hormon tedavisine başlayan ve heyecanla ameliyat olacağı günü bekleyen, evet, 'dünyanın en genç transseksüeli'.
Çocukluğunda 'entari' giydirilmiş, saçı uzatılmış, kızlaştırılmış oğlanlar, hele ki bizim kültürde, hele ki birkaç erkek çocuktan sonra 'kız özlemiyle yanan' ailelerde bilmediğimiz şey değil.
Ama burada başka bir yoğunluk var: Çok içeriden, çok içten, erkenden, doğuştan gelen çok kuvvetli bir baskı.
Kim/Tim, daha iki yaşındayken Barbie'lerle oynuyor, "Ben kızım" diye ısrar ediyor. Aile önce 'geçer' diye önemsemiyor ama her saç tıraşından sonra büyük travma yaşanıyor. Hadi bunu da atlattık, ama Tim/Kim makasla odasına kapanıp radikal sünnet eylemlerine girişiyor. Tek istediği, o fazlalığı kesip atmak.
Karar anı, Tim/Kim 12 yaşına gelip de ilk ergenlik belirtileri
baş gösterince geliyor. Tek arzusu 'normal' bir kız olmak. 45 numara ayaklı, kalın sesli, tıraş bıçağını en yakın arkadaşı bellemiş erkek görünümlü bir kadın değil.
Aile, pek çok psikiyatra danışıyor. Birçoğunun cevabı, aynen bizdeki 'uzman'lar gibi: Erken.
Ama elimizdeki uzmanlık soru mu, işte orası karışık.
Hangi doktor, hangi yetkili bilecek ki doğru cevabı? Bir gün Tim/Kim odasında kan revan içinde bulunursa, o zaman da geç olmayacak mı?
Aile Tim/Kim'e destek olmaya, yardım etmeye karar veriyor. Şimdi ameliyat için 18 yaş bekleniyor. Vaziyetin ciddiyetini anlamayanlar için: Tim/Kim bu operasyon için beş yaşından beri para biriktiriyor. Beş.
Frankfurt Üniversitesi'nden doktorlar onun erkek olarak büyümesi ısrarının hata olacağından, bu vakada hormon tedavisine erken başlamanın doğruluğundan bahsederken, bizdeki görüşler tahmin edileceği üzere daha temkinli, muhafazakâr, beklemeci, 'belki de geçer kendi kendine, düzelir zamanla, doğruyu bulur'cu.
Evet, söyleyin bakalım, başınıza gelse ne yaparsınız? Cevabınızda kimliğinize, zihniyetinize, tabularınıza, mutluluktan ne anladığınıza, köşe ve kenarlarınıza dair pek çok ipucu olacak. Bakalım 'Nip/Tuck' katsayınız kaç çıkacak...
Bu alınganlıkla nasıl yaşıyor?
50 yaşına gelmiş bir kadının, birlikte olduğu adamı artık o kadar da ciddiye almamayı, gaflarına bozulmamayı, misilleme derdine düşmemeyi öğrenmemiş olması... Enteresan diyelim.
Silvio Berlusconi iki lokma cilveleşti diye, kadınlık onuru zedelenmeler, muhalif gazeteye mektup döşenmeler, resmi özür talep etmeler... Farklı bir mizah anlayışı mı? Veronica Berlusconi, kocasına hâlâ âşık olabilir mi?