Dayakla tokat arasındaki 7 fark

Akıl almaz bir Kadınlar Günü nikâhı ve dayağı sentezi yaşayan Arzu Gürültü'nün hikâyesini görmüşsünüzdür belki.

Akıl almaz bir Kadınlar Günü nikâhı ve dayağı
sentezi yaşayan Arzu Gürültü'nün hikâyesini görmüşsünüzdür belki. 8 Mart akşamı evleniyor, sabahına da tanınmaz vaziyette karakola gidiyor. Yaralar, bereler, alçılar içinde...
Dünkü yazıyı okuyan, sonra da ta geçen ayki 'Dayağa hayır, tokada evet' başlıklı yazımdan Zsa Zsa Gabor'un o meşhur sözünü cımbızlayan bir okurumuz, 'Geçen süre içinde kaç tokatlık sevildiniz?' diye meseleyi gayet kişiselleştiren bir soru sormuş.
Zsa Zsa Gabor, biliyorsunuz sinema dünyasında
aşkları ve kocalarıyla ünlü bir saygıdeğer teyzemiz. 'Erkeklerden tek bir tokat bile yememiş bir kadın hiçbir zaman sevilmemiştir' demiş zamanında.
'Tokat' kelimesini kullanmış dikkat ederseniz. Yoksa her tarafı alçıya alınmamış, kemikleri kırılmamış bir kadının sevilmediğini iddia etmiyor.
Şimdi ey Radikal okurları! Gerçekten dayakla tokadın aynı şey olduğunu mu düşünüyorsunuz? Bir tek tokadın hayatın sonu olduğunu mu iddia ediyorsunuz? Kadın ya da erkek fark etmez, hayatınızda tek bir tokat bile atmadığınızı ve yemediğinizi mi söylüyorsunuz?
İyi eğitimli, kentli, falan filan hiçbir tanıdığınızın ömrü boyunca tokat yüzü görmediğine mi inanıyorsunuz? Sahi siz buralarda mı yaşıyorsunuz?
Dayağa, tabii ki biz de karşıyız. (Dünkü gazetelerde Arzu Gürültü'nün yanı sıra bir başka haber daha vardı. Elazığ'da kahvehanede
çalışan Niyazi Oral'ın dayaklarına dayanamayaneşi kaçmış. Deliren adam da hıncını üç yaşındaki kızından çıkarmış. Sobada kızdırılan maşayla dağlanan
3 yaşındaki küçük kız, şu anda Fırat Üniversitesi Tıp Merkezi'nde yaşamaya
debeleniyormuş. Şimdi bu işin herhangi bir mazereti olabilir mi?)
Halbuki öbür tarafta tokattan bahsediyoruz. Sistemli bir cezalandırma yöntemi olmayan tokattan. Pek güç gösterisi de sayılmayan tokattan. 1.55'lik bir kadının 1.90'lık adama küçük bir aşk tokadı aşkettiğine tanık olmadınız mı hiç?
Tokadın, kelimelerin kifayetsiz kaldığı bazı durumlarda pekâlâ bir iletişim aracı olduğunu düşünmez misiniz? ('Vücut dilinin bir lehçesi' diyenler var!)
Dayak son derece sistemli ve kompleksli bir faaliyetken, çoğu tokat bir refleks değil midir?
Ezdi mi, ezildi mi?
Biliyorsunuz BBG'nin o oyuncak gibi kedisi hayata veda etti. Ölüm sebebi hakkında çeşitli spekülasyonlar var. Evdekiler kedi sevmediği için doğru dürüst bakılmıyordu, su ve yemek verilmiyordu diyenler... Susuz kaldığı için çamaşırların içinde durduğu deterjanlı suyu içtiğini düşünenler... Ve iri yarışmacı Elif tarafından ezildiğini iddia edenler...
Buyrun size bir obezleri terörize etme operasyonu daha. Elif'e bayıldığımdan değil ama niye kedinin ancak onun tarafından ezilebileceği düşünülüyor? Diğer yarışmacılar cüsse itibarıyla bir kediyi ezemezler mi?
Radikal 'iki'de 'Obezler' diye bir seri başlatıyor Kemal Gökhan Gürses haftaya; geçen pazar duyurusu vardı.
'Biz, dışarıdan mutlu gibi duran, içinde
'sıradan' bir insanın bütün çatışmalarını taşıyan, biraz fazla duyarlı, fazla kırılgan ama kendisiyle alay edilmesine alışık, öfkesi içinde saklı... Biz, 'ah yazııık'sız karşılanmayan, her türlü yayınla sürekli kilo kaybederek 'sıradan' insanlara benzemesi
arzulanan, yemek yerken bile toplumsal baskıyla bunalan... Biz... Biz bir sınıfız!'
Uzun bir aradan sonra gördüğüm insanlar
'N'aber' niyetine 'Hmmm, sen kilo mu aldın biraz' dedikçe... (İnsan ilk önce kendi fark eder kilo aldığını) Babam her seferinde
'Yine mi yemeğe gittiniz; yazık, yazık, forma girin biraz' diye tasvip etmez bir ifade takındıkça... (İnsan en çok kendi arzu eder Güzide Duran ölçülerinde olmayı) Yemekten sonra tatlı ısmarladığımda masadaki herkes 'Yok artık deve, bir de tatlı mı yiyeceksin üstüne' bakışı attığında... (Evet, gerekirse tuzluları kesip sadece tatlı yiyeceğim)
Yani her geçen gün... Kendimi bu 'sınıf'a daha yakın hissediyorum. Ve and içiyorum: Obezleri ezdirmem!
Tören havası
Tarihte bugün iki kült yazar açısından
'hayati' önem taşıyor. Jack Kerouac 1922 yılının 12 Mart'ında doğmuş, Charles Bukowski de 1994'te yine bugün ölmüş. Günü tembellik hakkını kullanarak geçirecek talihliler, bir şişe kırmızı şarap eşliğinde 'Yolda' ile doğum günü kutlaması yapabilir, muhtemelen daha önce okudukları herhangi bir Bukowski ürünüyle de yasa girebilirler. Zaten hava şartları da son derece müsait.