Demet Şener 'eş' oldu

Demet Şener'i nasıl bilirsiniz? Memleketin en güzel kadınlarından. Eski manken.

Demet Şener'i nasıl bilirsiniz? Memleketin en güzel kadınlarından. Eski manken. Son yıllardaki kortizonlanmış (fazla balık yemiş)
hali sebebiyle epeydir eski manken. Bak onda da vardı Rahşanvari bir gerçeklik hissi kaybı; bir gün aniden zenci dudağı ebatına kavuşan dudaklarını fazla çekirdek çıtlatmaktan, aradığı aşkı bulamamaktan, yazın bu sene geç gelmesinden, kedinin
mutfaktaki çöpü dökmesinden falan zannediyordu; hâşâ silikondan değil.
Acımasız bir giriş oldu; halbuki beğenirim Demet Şener'i. Kişneme diye dalga geçtikleri gülüşünü eğlenceli bulurum.
Hatırlarsanız, Demet Şener'in bir özelliği de şöyle aradığı gibi bir adam bulmakta bir dönem zorlanması, epey ama epey araması, bu arada bilerek söylemiyorum ama 82, 104, 135 gibi rakamlara doğru ilerlemesiydi. Tam bu noktada, şahane bir zamanlama başarısıyla
İbrahim Kutluay transferini gerçekleştirdi.
Sonra ne oldu? Aniden her erkek annesinin hayallerini süsleyecek gelin adayı oldu. Hanım hanımcık ama nasıl da hanım bir ev kızı. Sözlüsünün sözünden çıkmaz, dizinin dibinden ayrılmaz. Bikinisinin üstüne diz hizasında plaj elbisesi giyer. Göstermez. Son derece ölçülüdür.
Gazetelerdeki fotoğrafları görüyor musunuz? Demet Şener 'eş' oldu. Sorumluluklarının bilincinde. Abla oldu. Yenge oldu. Zevce oldu.
Şen dul
Müsait bir zamanda şapka koleksiyonunu görmeyi delice arzuladığım kadın boşandı. Adının önüne yapışan 'İranlı gelin' tamlamasıyla tanıdığımız Hamira hanım, ilk iş olarak 'Yaşasın, bekârım' partisi verecek.
Haklı tabii kadıncağız, çok çekti. Bir kere
6 trilyonun hayallerini kurarken 250 milyar tazminatla boynu bükük kaldı. Hâkimin kararına çok üzülüp "Bu haksızlık. 10 yılın bedeli bu olmamalı" dedi. Mükemmel bir matematik. 10 yılın bedeli 6 trilyon. 4 yılın bedeli kaç yapıyor bakalım, e hiç fena değil.
Sonra o ne feci evlilik öyle. Yani insan bu derece mi mağdur edilir? "Evlendiğim ilk yıllar Türkçeyi bilmiş olsaydım onunla bir dakika evli kalmazdım" diye anlatıyor Hamira Baran, "Örneğin bana zaman zaman 'kalt.k' derdi ve gülerdi. Ben bu kelimenin ne anlama geldiğini bilmediğim için iltifat ettiğini düşünürdüm. Bir gün hizmetçiye sordum. Kekeleyerek 'kötü, iffetsiz kadın demek' diye yanıt verince çılgına döndüm. Türkçeyi iyi biliyor olsaydım bu aşamaya gelmezdim." Söyler misiniz, böyle bir kelimenin telaffuz
edildiği bir ilişki düşünebiliyor musunuz?
Türkiye'de, hele doğuda falan, hiç bu kadar
korkuncu yaşanmış mıdır acaba?
Şen dul Hamiranım şimdi en şen haliyle bütün playboy'ların peşinde olduğunu söylüyor.
"Dışarıya çıkıyorum. Abartmıyorum, 50 kişi telefon ediyor. Akla gelmeyecek ünlü kişilerden akıllara durgunluk verecek teklifler aldım. Tek kusurum dikkat çekici bir kadın olmam."
O böyle dikkat çekedursun, bizim dikkatimizi de başka bir şey çekiyor. Bütün bu korkunç patırtılı boşanma sürecinde Hamiranım eski eşinin soyadını kullanma talebinde bulunuyor.
Mahkeme reddediyor. Ama o, kendi tabiriyle bir 'cesaret abidesi' olarak nasıl olsa
'hukuk mücadelesine devam edeceğini' ifade ediyor. Hakikaten abide. Örnek alınacak kadın! Bıkmadan usanmadan hepsini, hepsini istiyor.
Bandolu vapur
Gazeteyi sahur vakti okuyanlara, günü pineklemekten kurtarma önerisi getireyim. 9. Uluslararası İstanbul Caz Festivali kapsamında, sabah 10.30'da Sirkeci'den bir vapur kalkıyor. Anadolu Kavağı'na gidecek yani leziz bir Boğaz turu yapacak. 'Caz Vapuru'nda Coolbone New Orleans Marching Band ve de başka bazı sürpriz cazcılar olacak. Yer kaldı mı diye bir şansınızı deneyin bence; fiyatı 10 milyon lira yani Marianne Faithfull'un yanında bedava.
Perşembe gecesi, Esma Sultan Yalısı'ndaki açılışta küçük bir konser verdi bu New Orleans Bandosu, bir de cuma günü akşamüstü
İstiklal Caddesi turu yaptı. Biz birincisinde
dinleme imkânı bulduk; çok neşeli, şenlikli ve tatlıydılar. Zaten şekil itibarıyla da çikolatalı sufle gibiler.