Derya/Deniz Baykal

Bayram diye gazeteler de kesatlaştı, ama yapacak bir şey yok, suyunun suyunu sıkalım...

Bayram diye gazeteler de kesatlaştı, ama yapacak bir şey yok, suyunun suyunu sıkalım:

  • 'Haydi Gel Bizimle Ol'da Ferhan Şensoy lafı bininci kere Şan Tiyatrosu'na ve irticaya getirdikten sonra, "Derya Baykal'dan kurtuldum, Deniz Baykal'dan kurtulamadım" dedi ya. Eh, komik, şirin bir yanı var diyelim bu takılmanın, biraz dede latifesi gibi dursa da... Ama engin bir zekâ belirtisi?.. Derya Baykal, bu sözleri 'çok akıllıca ve zekice' bulduğunu söylemiş. Uzun yıllar, çiftleri bir ortak akılda buluşturuyor muhakkak. Ortak zekâda?..
  • "Ben okuduğum kitabı bir daha okumam." Böyle bir laf var, iri konuşma. Tamer Karadağlı'yla ilişkisini 'noktalayan' Deniz Uğur'un ağzından çıktı en son: "Tamer kitabını okudum bitti. Okuyup bitirdiğim ve sonra da kapağını kapattığım bir kitabı tekrar okumam." Niye ki? Aynı adama tekrar dönmemeyi anlarım da, defalarca bakılacak referans kitapları vardır, metafor uğruna onları harcamak niye?
  • Hafta başı insan kaynakları hizmeti de verelim. Aranıyor:
    Sonsuz aşkları, kusursuz evlilikleri gıdıklayacak, anti ilişki yazarı.
    Ağır depresif münasebet mağlubu/mağduru değil, ama 20 yılı devirmiş bir beraberliğin o şık röplerdeki kadar şehvet içermediğini bilecek kadar düşünebilen. İrtibat adresi fotonun dibi.
  • Cumartesi öğlene sarkmış geç kahvaltı. Karşı masadaki hiç konuşmayan çiftin gazetesinden payıma düşen arka sayfa manşeti: "Sevgiliyi kesti etlerini pişirdi". Devamı evde: "Kestim, suda haşladım ama yemedim." Meksika'da korku romanı yazmaya meraklı Jose Luis Calva'nın evinde kız arkadaşının ceset lokmaları bulunmuş. Gövde gardıropta, bacak buzdolabında, kemikler ekmek kutusunda. Yese, belki de aşk köpürmesi diyeceğim. Şehvet fazlası. Yemek, ısırmanın bir ötesi değil mi?
  • Deminki filmse, bu da dizi: Çek Cumhuriyeti'nde bebeklerinin doğumda karışmış olduğunu 10 ay sonra öğrenen iki anne, değiş tokuşa yanaşmamış, yanlış bebeklere çok alıştıkları gerekçesiyle biyolojik bebeklerini istememiş. Hastaneden 500'er bin dolar tazminat talep edip bu parayla yan yana evlere yerleşip çocukları birlikte büyütme kararı almış. Evet, bu pedagojik yönteme 'Bıçak Sırtı' modeli diyoruz. İlerleyen günlerde kadınlar 'yanlış' bebeklerin babalarına âşık olur, olaylar gelişir.
    l Berlusconi'nin eşi Veronica'nın 20 yaşlarında verdiği pozlar bir dergiye kapak olmuş. Objektifin gerisindeki göz, o zamanki (hatta ilk) sevgilisi Paolo Gotti, Veronica Lario'yu şöyle anlatmış: "Sık sık isim değiştirirdi. Örneğin benimle beraberken Raffaella'ydı. Ama esas adı Miriam Bartolini'dir. Tutkuyu yaşardı." Dil fazlaca fotoromana kayık değil mi derken: "Fotoromanlarda oynamayı düşlerdi. Romantik takılırdı. Tek kompleksi göğüslerinin büyük olmasıydı. O dönemlerde iyi bir solcuydu." Buraya nasıl geldik? Veronica belli ki füzyona yatkınmış.
    l "Karayollarındaki kamyonlar, kimi zaman insanı gülümsetiyor. Tamponlarının üstlerine ya da kasalarının arkalarına yazılan yazılar, Türk insanının mizah gücünü de yansıtan bir 'kamyon edebiyatı' oluşturmuş durumda" diyen, sanki 20 sene öncesinin konservesi. "Kalbinde yer yoksa güzelim, fark etmez ben ayakta da giderim"vari çok zavallı örnekler refakatinde. Ama o da nesi: "Kamyon çeker 10-20 ton, gönlüm çeker Paris Hilton." Kamyoncunun rüyası Paris Hilton mu artık?
    İçerik uyar da, şeklen de mi?..