Dünya Kupası güzellemesi

O gün, bugün. Başlıyor. Başladı. Aylardır süren plan program, bugün itibarıyla yürürlüğe giriyor. Girdi.

O gün, bugün. Başlıyor. Başladı. Aylardır süren plan program, bugün itibarıyla yürürlüğe giriyor. Girdi.
Erkekseniz sabah iş kırma hayali, kadınsanız iş kıran bir adama çay kahve servisi. Erkekseniz akşam tekrarları, hayatınızda bir erkek varsa, akşam programlarınıza uyulmayacağına ilişkin karın ağrıları. Dünya Kupası, kaçarı yok, çoğumuz için hayatın akışını belirleyen en mühim faktör olacak bir süre.
Kadınlar bu konuda kabaca ikiye ayrılıyor:
a) Çok azı sevinçle, çoğu boynu bükük, vaziyeti kabullenenler.
b) 'Yani ne anlıyorsun bilmiyorum, dün seyrettin ya bir tane, yetmedi mi, her gün her gün ne maçıymış' arızası çıkaranlar.
Bir kere olacakla öleceğe çare yok, böyle bir arıza çıkarmanın da âlemi yok. Takip ettiğim kadarıyla gayet eli yüzü düzgün ötesi futbolcular var; onlarla göz/gönül açma eylemi yapılabilir.
Kız partisi, kermes falan düzenlenebilir. (Unutmadınız değil mi; bu hafta sonu Kadın Emeğini Değerlendirme Vakfı'nın düzenlediği 1. Nahıl Şenliği var Darphane'de. İşte
size fırsat.)
Sonra Laetitia Casta faaliyetinde bulunulabilir. (Ayrıntılar aşağıda).
Meteoroloji yedi derecelik düşüş artı yağmur müjdeledi. Perihan Mağden'in 'İki Genç Kızın Romanı' yarın çıkıyor. Murathan Mungan'ın
'Yüksek Topuklar'ı tam bir kadın romanı. Hamdi Koç'un 'Melekler Erkek Olur'u da en azından adı itibarıyla bir 'Yok ya'yı hak ediyor ve meraklandırıyor.
Ya da başka hayati mevzuların sancısı, bu maçların gerilimi üzerinden püskürtülebilir. Şöyle izah edeyim: Ben şu pek ayılıp bayıldığım kocamın beni resmen almasını geçen seferki Dünya Kupası'na borçluyum.
Hayatımdaki en mühim iki erkeği tanıştırma faslını dev ekran bir televizyondan heyecanlı bir Dünya Kupası maçına denk getirmeyi akıl etmeseydik ben muhtemelen bir dört yıl daha beklemek durumunda kalacaktım. Bu da bir nevi tüyo bakın. Bir Dünya Kupası
bir nikâh cüzdanı demek.

  • Geç kalmış bağlılık bildirimi: Bu aralar futbola merak sarmamın bir sebebi de Radikal'in salıları verilen futbol dergisi. Evvelki hafta, aaaa bir baktım Erkan Goloğlu adımı cümle içinde kullanmış. Üstelik aynı cümlede 1000 kere duysam bıkmayacağım sıfatlar da geçiyor; 'genç' mesela.
    Hemen bir küçük araştırma yaptım üst katta. Ben zannediyorum ki bizim spor servisinde eskiden kızların bir nevi mıknatıs olarak gördüğü editör bey Yiğiter Uluğ ve de
    yılın bomba transferi Uğur Vardan'dan başka yakışıklı yok. Ah, ne büyük yanılgı!
    Gönüller sultanı
    Son ayların en benzersiz haberi, dünkü Radikal'in arka sayfasında yer alıyordu. Dünyanın en mükemmel yaratığı Laetitia Casta, hiç spor yapmadığını açıklamış. Fitness salonlarını sevmiyormuş. Kendini spora veren insanları da anlamıyormuş. Kadın kelimesinin sözlük karşılığı olduğundan şüphelendiğim Casta, müzik dinleyip kitap okuyarak stres atıp gevşediğini söylemiş.
    Bu satırları yaza girerken 'kemik yoğunluğu'nu artırmak için kendini harap eden kadınlara ve de spor yapmamanın bir numaralı gerilik / köylülük / medeniyet yoksunluğu sayıldığı kent adabına adamaktayım. Spor yorar!
    'Sigaraya Serenad'
    Meğer bende de varmış içten içe bir kapak kızı olma arzusu. Elim gitti, geldi. Koyuyordum resmi buraya. Sonra dedim ki bu kadar da yüz göz olmayalım. Ama ayırdım bir köşeye. 34 LF 2002 dergisine yollayacağım.
    Şimdi arkadaşlar meğer ben vapurmuşum. Elimdeki o fotoğraf bunu belgeliyor. O nargileye bir asılışım var. Yani nasıl anlatayım; içime çekmedim zannediyordum ama burun deliklerimden 1000 metreküp falan duman çıkıyor.
    Bir nargileyle darmadağın olmam, ayağa sıkı bir esrar âleminden çıkıp üç de ex çakmış kıvamında kalkmam sebepsiz değilmiş. Senelerdir sigara içmediğimi de hesaba katarsak. Evet sadede dumanlar arasından süzülerek geliyoruz. Bugün Dünya Sigara
    İçmeme Günü.
    Futbol sadece futboldan ibaret değildir diyoruz ya ne zamandır, sigara da sadece sigaradan ibaret değil tabii; tarihi, imajı, ilişkileri, hikâyeleri var. İçmiyorum ama içmeyen erkeklerden de hazzetmiyorum mesela. Evinde, arabasında içirmeyenlere, iki tüttürmede fenalaşıp hemen odayı havalandıranlara, taksiye biner binmez şoföre daha istikameti söylemeden sigarasını söndürtenlere, bu uğurda etrafındakileri terörize edenlere tahammülüm yok.
    İçersiniz, içmezsiniz, kendiniz bilirsiniz. Fakat Murat Belge'nin bir yazısı vardır;
    'Sigaraya Serenad' diye (1995 Mayıs'ında Fol dergisinin ilk sayısında yayımlanmış, ayrıca İletişim'den çıkmış olan 'Tarih Boyunca Yemek Kültürü' kitabında da mevcut), bir boşluğunuzda onu okursanız pişman olmazsınız.