En büyük 'Dadı'

Nezle ve gripten artık Anna Kournikova modeli yara berelerle dolu üst dudak ve burun nahiyemle birlikte televizyonun karşısındaki kanepede...

Nezle ve gripten artık Anna Kournikova modeli yara berelerle dolu üst dudak ve burun nahiyemle birlikte televizyonun karşısındaki kanepede kuluçkaya yatmış gibiyiz. Son üç gün içinde ekrana gelmiş de tarafımdan atlanmış herhangi bir film, sitcom, belgesel, çizgi film, klip falan olduğunu hiç sanmıyorum. En son RTL'deki Alman 'Dadı'sını da (Die Nanny) seyrettikten sonra küçük bir 'Dadı' güzellemesi attırayım dedim.
Yerli dizilere merakım yoktur; en biricik
'İkinci Bahar'ın bile bazı bölümlerini toplumdan dışlanmamak için seyrettiğimi itiraf edebilirim. (Türkan Şoray'ı ya da Sezen Aksu'yu sevmemek, enginar yememek nasıl kabul edilemez bir günahsa, 'İkinci Bahar'ın da benzer bir tabu olarak girdiğini hayatımıza, kabul edersiniz).
Sitcom'lara da hiçbir zaman ölüp bitmedim. Son dönemdekileri sayarsak, Emel Sayın ve Mehmet Ali Erbil'li 'Aşkım Aşkım'ın en ilgi çekici yanı olarak, son pin-up Yeliz Yeşilmen'i sayabilirim. Haluk Bilginer'li ve Türkan Şoray'lı 'Tatlı Hayat' ise neredeyse
TRT-Int'teki kadar 'eğitici' replikleriyle üstüme üstüme geliyor; 'Bir kadının karşı cinsten bir arkadaşı olamaz mı yani, bence pekâlâ olabilir' tipi komşu teyze muhabbeti birazcık eskimedi mi? Ayrıca Türkan Şoray fanlarını kızdırmamak için mümkün olduğunca yumuşak söylemeye çalışacağım; o oyuncunun hayalinizin 'Sultan'ı değil de mesela kız kardeşi Nazan olduğunu varsayın; yine bu kadar hoşgörülü olur muydunuz?
Bütün bunlara karşılık, 'Dadı' beni acayip güldürüyor. Amerikan versiyonundan da, geçen akşam seyrettiğim Alman kardeşinden de (Herkes azami derecede plastikti; ah nerde bizdeki Pertev!) daha iyi; oyuncuların böylesine cuk oturması muazzam bir şey. Geçenlerde duydum; Gülben Ergen soruyormuş halka 'Dadı mı ben mi?' diye. 'Daaadı, daaadı, daaadı' diye süren tezahüratlara da çaktırmadan sinir oluyormuş!
Gülben Ergen'e bayılmayabilirsiniz. Ama yıllar önce adı Nazan Şoray kategorisinde anılırken birinci lige zıpladığını kabul etmek, o mahallenin komik ve dobra kızı rollerinde (aslında tam da rol olmadığı zamanlarda) nasıl başarılı olduğunun hakkını vermek lazım.
Akşam programı

  • Bugün itibarıyla vizyona giren en görülesi film 'Oğul Odası' geçtiğimiz yıl Cannes'da Altın Palmiye ve Fipresci Ödülü almış. Dönüşte Zarifi'de domatesli pastırma turşusu ve Boşnak usulü isli et yenebilir.
  • Levent Kırca'nın ilk film denemesi
    'Son'un son derece komik olduğu söyleniyor. Bu sefer de öncesinde Kızılkayalar'dan iki hamburger altlık yapılabilir, gece yarısı civarında Mehmet Teoman'ın Coco Palace'ında her telden çalınabilir.