En çok beni sevmişti

Evet, o gün bugün. Yaşasaydı 100 yaşını </br>tam da bugün dolduracaktı.

Evet, o gün bugün. Yaşasaydı 100 yaşını
tam da bugün dolduracaktı. Ocak ayının 15'i, Nâzım Hikmet'in doğum günü.
Geçen haftadan beri hemen her gazetede Nâzım'la ilgili bir haber, bir resim yer alıyor. Böyle bir efsanenin poplaştırılmasının nahoş olduğunu düşünenler var. Ama hayatına değmiş kadınların da 'En çok beni sevmişti, sade beni sevmişti' şeklindeki magazinel açıklamaları bitmiyor.
Gizli sevgili; 'İstanbul kızlarını andıran Adile Hanım', şairin tam ölmeden önce
'saçları saman sarısı, kirpikleri mavi' karısı Vera'yı terk etmeye hazırlandığını anlatıyor mesela. Ve tam da öldüğü gün,
3 Haziran 1963'te Adile Hüseyinova'nın evine yerleşme planı yaptığını...
Türkiye'nin ilk opera sanatçılarından Semiha Berksoy ise 'tek gerçek aşk'ın kendisi olduğu iddiasında. İlginç de bir ölçüsü var. 'Diğer kadınlarına alelade şiir, benim içinse operet yazdı' diyor Diva.
- Beni seviyor musun?
- Evet tatlım.
- Peki az mı seviyorsun, çok mu?
- Tabii ki çok seviyorum bir tanem.
- Ama biliyorum, yeteri kadar değil.
- Haydaaaa, o niyeymiş?
- Benim için bir operet bile yazmadın.
Biz günümüz 'sanatçı'larının sevgi ölçüsünün tektaş olduğunu sanıyoruz ama bazı âlemlerde de böyle konuşmalar geçebiliyor demek.
Bu arada 'tavuk' tartışmalarının da sadece televolelik podyumlarda yaşandığını sanmayın. 'Öteki' kadınlara dokunmadan geçmeyen Berksoy, 'Piraye, Münevver sıradan ev kadınlarıydı' diyor, 'tavuk gibi.' Ve Nâzım'ın en çok kendisini sevdiğini iddia ediyor. 'Çünkü sanatçıydım, yetenekliydim, güzeldim.'
'Bir nevi mason locası'
Artık nüfusu kabaca ikiye ayırıyoruz: itiraf.com'cular ve diğerleri... İlk grubun içinde toplantılar arasında helak olmuşken bile küçük oğlan muzırlığıyla üç parça itiraf okuyan mühim adamlar var. Hastalık gibi. 'Hayat okulu' diyor ya kendine. Hakikaten uzun bir 'itiraf.com'dan neler öğrendik' listesi yapılabilir.
Siteyi önemsemeyenleri ise... Ayıptır söylemesi biz de önemsemiyoruz.
İşte size davanın ne noktaya vardığına ufak bir örnek: Sitenin tişört ve sweatshirt'leri var; bir sweatshirt sahibi anlatıyor...
"Bir arkadaşımın evinin doğalgazı kesikmiş. Benden rica etti, götürüp faturasını yatırdım. Gazın açılması için müracat yapılacak yere gittim. Bayan memura, 'Gaz açtıracaktım' dedim. Kafasını masadan kaldırmadan elimdeki evrakı aldı ve 'Birkaç güne kadar açılır' dedi. 'Daha önce olmaz mı?' falan gibi laflar geveliyordum ki,
o ana kadar suratıma bakmayan bayan kafasını kaldırdı. Belli ki sinirlenmişti. Tam ağzından, 'Olmaz kardeşim, ne laf anlamaz adamsın sen' gibi sözcüklerin dökülmesini beklerken birden gözü benim sweat'e takıldı. Kocaman itiraf.com yazısını görünce eline bir kâğıt aldı ve bir telefon numarası yazarak, 'Bu numaradan X Bey'le görüşün, o yardımcı olur' dedi ve tatlı bi tebessümle kâğıdı uzattı."
Bu itirafa, site sahibi de 'bir nevi mason locası' benzetmesini yapmış."
'itiraf.comcuysan geç ön tarafa!' Memleketin torpil mekanizmasında bi biz eksiktik. Geldik."
'Askı'lar âlemi

  • Asuman Krause'nin canlısını bir kere görmüş, diğer 'askı'lardan farklı durduğunu düşünmüştüm. Düzgündü. Her şeyi normaldi. Nü pozlarını gördünüz mü? Renoir, Matisse, Goya gibi ünlü ressamların tablolarını canlandırmış Asuman. Vücudunun çoğu ayrıntısını göstermekten de çekinmemiş. Ama hiç bir ucuzluk, taponluk kokusu gelmiyor burnunuza. 'Esas pornografik olan yüzün ifadesidir', 'Bacaklarımı açıp poz vermem' gibi 'dermişim'lerden uzak gayet de akıllı laflar etmiş üstüne.
  • Yeni, silikonsuz Ebru Şallı ile sıkıntılarının zirvelerinde gezinen Ümit Aktan arasında süregelen gayet saçma bir kavga var. Aktan, hem kitabında hem de konuşmalarında 'iki bacak arası' falan diye başlayıp giden laflar etti Ebru Şallı'ya. Sonra araya tehditler, hakaretler, tazminatlar vs girdi. En son televizyonda tuhaf bir üslupla 'Siz bir prototipsiniz' diye tekrar edip durunca Aktan... Ebru'da film koptu. Pek zekice sayılamayacak bir cevap verdi: Siz de salaksınız! Dolayısıyla da pekâlâ haklı pozisyonda olduğu söylenebilecekken batırdı. Yoksa o şahane Alman aksanıyla Şebnem Schaefer'in (soyadına ilişkin muhtelif harf söylentileri var) sunuculuk yaptığı bir memlekette, hepimiz gibi 'normal' Türkçe konuşan Ebru Şallı program sunmuş çok mu...
  • Daha fol yok yumurta yokken potansiyel kaynanaya 'annecim' diyen bir kadın modeli vardır. Yoksa Güzide Duran da bu kategoriye mi giriyor? Sevgilisi İlker İnanoğlu'nun annesiyle olan bu içli dışlılığı, böyle birlikte gülmekten katılıp kalmaları falan
    bir tuhaf. İlker İnanoğlu'nun annesi malum, Filiz Akın. O her daim ölçülü ve zarif kadın. Akın 'Ah evet evet tabii tabii' diye idare ederken durumu, Güzide Duran'ın yan yana yakalanmaktan duyduğu sevinç gözlerinden taşıyor. Ortak payda İlker
    İnanoğlu ise 'Daha bir şey yok' açıklamalarıyla yorgun düşüyor. Potansiyel gelin kaynana değil, neredeyse kanka.