En süper ilaç: Lokum

Geçen gün, baktım kütüphanede yeni bir eleman. Kütüphane sahibinin cüssesiyle orantılı, adının hakkını veren, hemen arkasını çevirip baktım...

Geçen gün, baktım kütüphanede yeni bir eleman. Kütüphane sahibinin cüssesiyle orantılı, adının hakkını veren, hemen arkasını çevirip baktım, son sayfasında '818' yazan bir tuğla: 'Yemek Kitabı/Tarih-Halkbilimi-Edebiyat'
M. Sabri Koz hazırlamış. İçinde Sermet Muhtar Alus'tan Refik Halid Karay'a, Artun Ünsal'dan Eser Tutel'e bildiğim isimlerin yazıları var.
Ve bin kadar da bilmediğim ismin çalışması: Selçuk Devri Yemekleri ve Ekmekleri, Harem'de Yemekler... Sonra 'Yeryüzünde Binbir Sofra' bölümünde Gaziantep'ten Hatay'a, Trabzon'dan Girit'e, Kerkük'ten Kıbrıs'a dünya kadar farklı mutfak.
Bayram bayram sizi tatlı mevzuunda aydınlatmak için hemen bir karıştırdım. Maksat hizmet olsun, yoksa ne işim olabilir tatlıyla?
Baktım Nail Tan'ın, 'Türkiye'de Şekerciliğin Gelişmesinde Hacı Bekir Müessesesinin Rolü" başlıklı bir araştırması var. Dünya kadar tarih bilgisi içeren ve de akide şekeri, çikolatalı fantezi fondan, baton piramit, pandispanya, prüsyen, cezire, lokum gibi, artık o kadar da çok haşır neşir olmadığımız büyülü kelimeleri cümle içinde kullanan bir yazı.
İçimi en çok lokumlu paragraflar gıdıkladı. Lokum, Arapça 'rahatü'l hulkum' sıfat tamlamasından geliyormuş. 'Gırtlağı rahatlatan' anlamındaymış.
Bir nevi ilaç yani! Faydalı. Şöyle de sloganlar üretilebilir mesela:
Boğaz ağrısına birebir: Hacı Bekir.
Öksürükten ölecekti beyzade: Yetişti imdadına Cemilzade.
Hepinize lokum tadında bir bayram diliyorum.
'Duman'lı gece
Önce Sezen Aksu'nun 'Her şeyi yak'ının cover'ını duyduk. Sonra 'Bu akşam', 'Oje', 'Manası yok', 'Kırmış kalbini'...
Ben, çok tipik parçalarından biri olmamasına rağmen en çok 'Elimdeki saz yeter canıma'ya sardırdım. Biraz normalin üstünde sardırmış olmalıyım ki, bir sabah kalkıp kirpiklerim karışmış vaziyette aleti çalıştırmaya kalktığımda, CD'yi yerinde bulamadım. Hummalı bir araştırmadan sonra, baktım ki nadasa yatırılan CD'ler arasında, Bach'ın 'St. Matthew Passion'ı ile Ciwan Haco'nun 'Destana Egîdekî'sinin ortasında. İtinayla saklanmış.
Fakat evin adeta bir çöp ev olması sebebiyle, dört ay önceki gazete yığınının altında diploma, Birikim ve Cogito koleksiyonları arasında telefon faturası bulma gibi aktivitelerde gayet antrenmanlı olduğum hesaba katılmamış, ha ha!
Evet, Duman'ın son albümünü ('Belki Alışman Lazım') çok beğendiğimi daha önce de yazmıştım. Tekrarın sebebi, Babylon'da verdikleri konser.
Salı gecesi Babylon'da izdiham vardı. Önce Josephine ısıttı ortalığı. Sonra da Kaan Tangöze, Batuhan Mutlugil ve Ari Barokas'tan oluşan Duman inletti. Çok iyiydiler.
Gecenin tek asap bozucu yanı, gelip geçerken göğüs kafesimi kırmaya yeltenenler ve de kırmızı şarap içenlerdi. Arkadaşlar; adam başına 1 santimetrekarelik alan düşen durumlarda kırmızı şarap büyük risk taşıyor. Affedersiniz ama bira neyinize yetmiyor?
Neyse, Duman her durumda duman edebiliyor.