Enfes bir kitap

Elime nefis bir kitap geçti; adı 'Beyoğlu, Ben'. Fotoğraf sanatçısı Sıtkı Kösemen, Beyoğlu'nu yaşayan bir dolu ünlü/ünsüz şahsiyeti fotoğraflamış.

Elime nefis bir kitap geçti; adı 'Beyoğlu, Ben'. Fotoğraf sanatçısı Sıtkı Kösemen, Beyoğlu'nu yaşayan bir dolu ünlü/ünsüz şahsiyeti fotoğraflamış. Fotoğrafla röportaj da diyebiliriz; kiminde tek cümlelik resimaltı, kiminde üç soruluk mini röportajlar var. İnsanda sürekli sevme hissi uyandıran kaymak kâğıtlı, nefis baskılı (oyuncak demek istiyorum) kitabı yayına hazırlayan Bülent Korman, sponsoru da The Marmara Otelleri.
"Gittikçe bir körler öyküsündeki fil tanımlarını akla getiriyor Beyoğlu: Herkes kendi dokunduğu, hissettiğini 'Beyoğlu' diye biliyor" diyor Korman girişte. "Bu kitapta, Beyoğlu'nun -çok karanlık olmayan- bir yüzünde Sıtkı Kösemen'in gördükleri var. Kişilerden de ötede, bazı hayatlar. Kimilerimizin Beyoğlu'nu ne sandığı, orada ne aradığımız, ne yaşadığımız. Belki de Beyoğlu, bunların tümünden sizin sezeceğiniz 'şey'dir."
Daha iyi anlatamazdım, aynen aldım. Keşke benim için birkaç resim seçmesini de isteme lüksüm olsaydı. Zira nasıl zorlandım anlatamam.

  • Refik Arslan, MEYHANECİ
    İçki içer misiniz? İçerim. Sabahları erken içerim. Vakit buldukça içerim. Evde içki içilmez. Hanımın laflarından kurtulamazsın. Tadı kaçar. En iyi meze muhabbettir. Kadınlar hakkında? Hanımları severim. Hanımları öpmek başka, erkekleri başka. Sahte öpücüğü sevmem. (Refik Restaurant-Sofyalı Sokak)
  • Atasev Cin, OTEL MÜŞTERİSİ
    Yaş: 23. Neden bu otel? Eski oluşu hoşuma gitti, bir de ucuz. Kaç para? 2 milyon gecesi. Ne iş yapıyorsun? Resim yapıyorum, gündüzleri fotoğrafçıda çalışıyorum. Beyoğlu'nun nesi cazip? Arka sokakları. (Yeşil Rize Oteli-Asmalımescit)
  • Emine, GELİNLİKÇİ
    Ne zamandır dükkânınız var? 1954'ten beri bu pasajdayım. Yeni gelinliklerin farkı? Çok şey değişti, hanımefendiler de, modeller de. (Elhamra Pasajı)
    Ayakkabı çıkarmak
    Dodo'nun 'anlamlı' baktığı için bıçaklandığı Gaziosmanpaşa'daki Mass Plaza, 'Varoşun Akmerkezi' diye tanımlanıyor. Evvelki gün Milliyet'te geniş bir haber vardı; buranın gözü Akmerkez'de kızı Esin'in "Oradaki insanlar daha modern. En azından hepsi marka düşkünü, paralı" lafı, Etiler nüfusunun da buraya 'seç, beğen, al' tipi 'insan alışverişleri' için sıkça uğradığı tespiti... Bir ayrıntı daha vardı ki komikten ziyade hüzünlüydü. Migros ilk açıldığında kadınlardan bazıları girerken kapıda ayakkabılarını çıkarıyorlarmış; market kirlenmesin diye...
    İlk konser
    1966Ocak'ının bu uğursuz gününde (13) ilk konserini vermiş Velvet Underground. 'Venus in Furs'ünü ilk dinlediğimde çok etkilenmiştim ama zaten 'Kürklü Venüs'ün herhangi bir versiyonundan etkilenmemek mümkün müdür? Severin'i hatırlayın, sonra Wanda'yı... Mazohizme adını veren Leopold von Sacher Masoch'un o şahane köle-efendi ilişkisini... Ara sokaklara sapmadan daha ana cadde rahatlığında takılanlara da bir pazar klasiği verelim kitaptan: Aşk insanın en kıpırdak duygusudur. Bu duyguyu sürekli kılmak için ne yapsanız boşuna; nikâhlar, törenler, antlar, kontratlar, hiçbiri kâr etmez.
    Neon gözlü kız
    Bir eli krem şantide öbür eli profiterolde olan kadınların bile çoğunun gözünün feri kaçmış vaziyette dolaştığı bu zamanda, o nasıl pırıltıdır?
    Yüzünde dünyanın en ışıltılı ve insanın yüreğine işleyen gözlerini barındıran Pınar Konuşkan, hani hayatımıza Üzeyir Garih cinayetiyle giren kız, uyuşturucu kullandığı gerekçesiyle tutuklandı.
    Beş kişinin üstünden toplam beş gram esrar çıktı. Ki bu değil Dolapdere, Nişantaşı civarında bile bir arama yapsanız, size garanti ederim ki yorgun düşmeden toparlayabileceğiniz bir rakamdır.
    Neredeyse bütün semt bakkallarında sakızların yanında uluorta satılan kâğıda, ex çakmadan evden çıkmayanlara ve evlerine misafirliğe gittiğinizde çikolata, şeker gibi kokain ikram eden burjuvalara karşılık... Hiiiii Pınar Konuşkan'ın üstünde bir gram esrar ha, işte skandal!