Erkeklik tartışması

Yıllarca yaptığımız o kadın/erkek/ haber dergilerinde, nasıl desem, hani sineğin yağını çıkarmışlığımız vardır.

Yıllarca yaptığımız o kadın/erkek/ haber dergilerinde, nasıl desem, hani sineğin yağını çıkarmışlığımız vardır. Fakat hadiseye noktayı iki dizi koydu: Asmalı Konak ve Çocuklar Duymasın.
Kabaca o demode 'maço' kelimesinin iki yanına oturtabileceğimiz iki erkek kahraman Seymen ve Haluk ortalığı kavurdu. Özcan Deniz tartışmaları çıktı, Tamer Karadağlı'nın
'light erkek' karşıtı tiplemesinden hareketle dilimize böyle bir tabir yerleşti.
İnternette 'light erkek/taşfırın erkeği' geyikleri dolaştı. 'Delikanlı adam', scooter'a binmezdi, kısa pantolon giymezdi, saç ektirmezdi, sallama çay içmezdi, kendisinden uzun kızlarla gezmezdi!
Şimdi sırada erkeklik tartışmasının akademik boyutu var: Bilgi Üniversitesi Sosyoloji Bölümü, İsveç Araştırma Enstitüsü işbirliğiyle 'Erkeklik/Masculinity' kavramını ele alan enteresan bir konferans düzenliyor. Bugün. Türkiye'nin yanı sıra Avustralya, İngiltere, İsveç ve Norveç'ten bu konuda araştırma yapmış akademisyenler bohçalarındakileri döküyorlar.
Neler konuşacaklar derseniz, son yıllarda Türk modernitesinin yarattığı erkeklik idealleri, '90'ların başından beri görmeye başladığımız yeni erkek modelleri, Türkiye'de askerlik ve erkeklik arasındaki ilişki, babalık kavramı, toplumlara göre değişen erkek estetik ve bakımı... Evet, konferans bugün 9.30-16.45 saatlerinde Bilgi Üniversitesi Kuştepe Kampüsü'nde İngilizce olarak gerçekleştiriliyor, ilgi duyan herkes girebiliyor.
Hayati banka hesabı
Çöpçülük faaliyetleri çok modaydı bir ara.
İngiliz & Amerikalı paparazziler ünlülerin çöplerini karıştırıyor, her artıktan bir mana çıkarıyorlardı. Hımmm, çikolata yaldızı mı, kesin depresyonda.
Sadece paparazzilerin değil, mesela çevrecilerin de benzer çalışmaları vardı; of nasıl da yemyeşil olduğu iddiasındaki bilmemkimin çöp tenekesi muhteviyatının yüzde sekseninin plastikten oluştuğu anlaşılınca, karpuz kabuklarıyla radyo pilleri koyun koyuna bulununca, süper çevreci kahramanımız ayvayı yiyordu.
Özel hayatla ilgili ayrıntılara normal, makul yollardan ulaşılamayınca, kamu merakını
(ki aşağıda kamu yararı da oluyor) başka kanallardan giderme girişimlerinde bulunuluyor ister istemez.
Haftalardır Ecevit'in sağlık durumu hakkında şöyle tatmin edici bilgiye sahip olunamadığı için can havliyle her yere saldırılıyor, her türlü işarete bir anlam yükleniyor. Piyasalar da kendi 'gösterge'sini bulmuş. Ecevit'in doktorlarından birinin banka hesabı
sıkı takibe alınmış. Şimdilik paranın bir kısmı Türk Lirası faizde, bir kısmı dolarda duruyormuş. Bu, asayiş berkemal demek! Fakat doktor parasını aniden dövize çevirirse, piyasalar mesajı alacak, vaziyet kel, hemen yeşile gel fazına geçilecek! Trajikomik memleket manzaralarında son numara.
Şşşşşşttt!
En kolay şey. Kapatacaksın ağzını. Konuşmayacaksın. Susacaksın. Bunun için hiçbir ekstra enerji harcamayacaksın. Yorulmayacaksın. Konuşmayınca seni daha enteresan, gizemli, bilgili, görgülü, ketum, cool falan zannedecekler. Hayattaki en kolay şeyi yaparak 10 puan alacaksın. Yapamamalarını hakikaten anlayamıyorum.

  • Yasemin Kozanoğlu bütün olup bitenlerden sonra "Üvey anne kurbanıyım" diye bir üçüncü sayfa başlığı verdi. 5 yaş sesine ve bebek zihnine sahip bir koca kadın olarak "Beni bu hallere üvey annem düşürdü" dedi.
  • Üvey anne Neslihan Kozanoğlu, olamayan dünürü Neslihan Taki ("Oh, oğlum kurtuldu" demişti) ile aslında nasıl da iyi anlaşabileceklerinin sinyalleriyle doluydu.
    "Yasemin bizi örnek alsın" buyurdu, bu işler
    de böyle birini örnek alırsın hayatta, biter,
    bu kadardır yani! 'Bakın ben evliliği nasıl da sürdürüyorum, bir bilseniz ben nasıl da akıllıyımdır'lara geldi.
  • En güzel satırlar, bizim Radikal'de Şebnem İyinam'ın yaptığı yaşlı kral Günay
    Tuncel ile 38 yaş küçük eşi Ahu Erbaydar röportajındaydı. Tuncel, eski eşiyle ilgili ne diye konuşuyor ki havasında "Ben ona Çanakkale'de iki daire aldım.
    Biri yazlık, biri kışlık" dökümü verdi. Erbaydar "Bir de villa" diye atladı lafa!