Facebook vatanseverliği: 'Aylin is askere gitmek istiyoooo!'

Yampirik kadrajlar, cool pozlar, tatil kartpostalları yerini bayrak çeşitlemelerine bıraktı. Siyah kurdele de var bolca ama esas olan bayrak: Dalgalananı, düz duranı...

Yampirik kadrajlar, cool pozlar, tatil kartpostalları yerini bayrak çeşitlemelerine bıraktı. Siyah kurdele de var bolca ama esas olan bayrak: Dalgalananı, düz duranı; dekoratif beğenileri/kaygıları yüksek olanlar fotoşop maharetlerini göstererek bayrak motifli parmak izi filan da dizayn etmişler.
Facebook cemaati, milliyetçiliğini, vatanseverliğini keşfediyor.
Ben bu geçkin kâşiflerden korkarım. Bazı otuz küsurlarında hemcinslerimizde böyle aniden bir kadınlığını keşfetme hali görürüz mesela. İyice kilo verme ya da partnerden ayrılmanın akabinde: Sittin sene lastik ayakkabı, kot/kargo, tişörtle görmeye alışık olduğumuz kız gider, leylek topuklar, muhtelif dekolteler ve kör gözüne parmak bir kaşıntıyla gelir. İşe. Ayar bir kere kaçmıştır, yakalayamazsınız.
Halbuki alışık olmayınca üstünüzden akar. Kılık kıyafet de, eda da, ideoloji de, terminoloji de. Tutkal yaramaz, tutamazsınız.
Facebook'ta pek çok tanış var. Aynı işyerinde çalışılmış, aynı okula gidilmiş, bir ahbabın ahbabı, pek çok kere karşılaşılmış, hikâyeleri dinlenmiş... Bahsi hiç geçmemiş ama net biçimde biliniyor ki bu taraklarda bezi, süngeri, kâğıt havlusu, tek bir selpağı bile yok.
Ama bir bakıyoruz o da kaldırmış artistik fotoğrafını, kuşanmış bayrağını, döşenmiş en ulusalcısından mesajını. Ya da bir İbiza akşamüstüsü partisindeki fotosunu indirmeye kıyamamışsa da henüz, halihazırda ne yapıp ettiğine dair bilgi vermekten de kaçınmamış:
"Aylin is askere gitmek istiyoooo"
Adı Aylin mi bilmiyorum, bu da cevap hakkı diye GYY'lere şikâyet etmesin, ama en havalısından resmi gözümün önünde, bu 'falanca is' kalıbı da zaten standart. Ama karşısı, işte tam da bir zamanların 'Avrupa Yakası Selin' sound'uyla, imlasıyla böyle doldurulmuş.
Dört 'o'yla. 'Askere gitmek istiyoooo'. 'O Miu Miu çantayı çok istiyoooo' yerine, bugün böyle.
Cümle âlemin görüşüne açtığı fotoğrafları insanın çizgisi hakkında fikir vermez mi, önyargılarımızı kirliye mi atalım, pekâlâ, tanışlardan gidelim.
Sahi askere mi gitmek istiyor? Diğer seçeneği New York Moda Haftası olsa da mı? Çıta Adam&Eve'de seksi bir hafta sonu rezervasyonuna kadar düşer mi?
Belki macera anlayışına da bir göz atılabilir: Hayatta alınabilecek en büyük risk şunlardan hangisi?
A) Güney Afrika'da kucağına yeni doğmuş aslan almak. B) Macchu Picchu'da nefes darlığıyla baş etmek. C) Hakkâri'de ölmek.
Ailede askerlikten yırtmak için her çeşit dalaveraya başvuracak kaç abi/kardeş/kuzen var? Tecil derdine kendini mastıra vurmuş erkek arkadaş sayısını bir kerede söyleyebilecek olan? Bunlardan kaçı en hetero hatta homofobik hallere rağmen, eşcinsel pozisyon fotoğrafı tamlamasını bile telaffuz etme noktasına geldi?
Facebook karelerinden aşina olduğumuz en kremasından bazı Türklerin, askerliği aslında hayatta bir sürü tuhaf şey öğrenebileceğin bir deneyim olarak bile görmediğini, değil şimdi, nispeten risksiz zamanlarda bile korkudan altına ettiğini bilirken, ne o, "Aylin is askere gitmek istiyoooo", hadi ya.
Bu da böyle bir trend. Hürriyet'in gazı, Özkök'ün gücü, kanaat önderini takip etmenin fikir ve tutar gerektirmeyen konforu, mitingci ablalar modeli bayrak fetişizmi...