Fazıl Say'la Hande Ataizi nasıl oluyor da oluyor diyenlere...

Bir kere şunu hatırlatalım: Herkesle herkes olur. Hele artık öyle bir oluyor ki; yaş, sınıf, zihin farklarına karşılık cinsiyet farksızlığının da ezberleri dağıttığı örnekler hayata hareket getiriyor.

Bir kere şunu hatırlatalım: Herkesle herkes olur. Hele artık öyle bir oluyor ki; yaş, sınıf, zihin farklarına karşılık cinsiyet farksızlığının da ezberleri dağıttığı örnekler hayata hareket getiriyor.
Mutfak alet edevatı da genişledi, kurallar da. Bir tencereye pek çok ayrı kapağın uyduğu gibi, üç boy büyük kapağı da yampirik koydunuz mu bir lokma, pekâlâ iş görüyor.
Kimse öyle ayrı dünyaların insanı değil. Ev hali başka bir şey. Nobelli yazar evde sadece roman teknikleri, fizik profesörü de karmaşık teoriler üzerine ahkâm kesmiyor olsa gerek.
Ataizi&Say çiftinden önce benzer bir hezeyan da Duman'ın solisti Kaan Tangöze'yle manken Seçkin Piriler aynı kadraja girdiğinde yaşanmıştı. Çift denk bulunmamış, hayattaki olduramamışlığını fazlaca neşeyle dışa vuran bu lolipop manken, daha acılı arızalarla, yoğun duygularla yan yana konan ve insanın içine hakikaten de işleyen sayılı sesten olan birine layık bulunmamıştı. Neyse ki imdada ünlü Fransız düşünür Bernard-Henri Levy'nin eşi Arielle Dombasle'nin kabare performansı yetişti.
Fazıl Say'la Hande Ataizi ilişkisinde ise aynı soruyu iki ayrı taraftan soran da var: Fazıl Say, Hande Ataizi'nde ne buluyor? Hande Ataizi, Fazıl Say'da ne buluyor?
Yetenekli ama asosyal, zeki ama gusto yoksunu bir erkek; güzel, akıllı, eğlenceli, kendisini çekip çevirecek bir kadında pek çok şey bulabilir. Magazin âlemlerinde imajı hırpalanmış makul bir kadın da, işadamından da futbolcudan da çok daha şık bir kulvarda mesai yapıp en az onlar kadar iyi kazanan, kendi senfoni bestelerken, ne giyilecekmiş, yemeğe nereye gidilecekmiş gibi hayat bağlarını kadının eline teslim eden âşık bir adamda pek çok şey bulacaktır.
Dünkü Sabah'ta Balçiçek Pamir'in Fazıl Say'la yaptığı bir söyleşi yayımlandı. Buradan görünen o ki Say, Ataizi'yle birlikte, daha önceden kodlarını, kurallarını bilmediği yeni bir dünyaya adım atmış, halinden de gayet memnun. Hande'yle birlikte hayatına girenler, sadece birkaç arsız paparazzi değil belli ki:
"Geçenlerde beni en seksi erkekler sıralamasına koyup haber yapmışlar. İlgimi çekti, buzdolabının üstüne astım. Bayağı hoş bir durum tabii. Bir yandan komik, bir yandan gurur okşayıcı. Yeni, benim için son derece yeni bir deneyim tabii."
Tarafların ikisine de iyi gelen bir hayat standardı var sonra ortada:
"Hande yaşam biçimimde değişiklikler yapıyor. Örneğin geçenlerde beraberce Milano'ya gidip elbise alışverişi yaptık. Bunlar benim için inanılmaz yeni şeyler. Giyinmenin insanlar üzerinde böyle etki bıraktığını bilmezdim. Üstelik cimriydim. Konser için gittiğim şehirlerde kontratıma 'Konser salonuna en yakın otel olacak' diye yazdırırdım. İki yıldız, üç yıldız fark etmezdi. Tabii benimki hep asosyal olmaktan kaynaklanıyor. Hande kontratlara müdahale etti ve en iyi otel diye yazdırdı. Şimdi beraberce en iyi otellerde kalıyor, içtiğimiz cafe latte'nin bile keyfine varıyoruz. Hande'den önce hayatımda böyle zevkler, kaliteli yaşam tarzı yoktu."
İkiliyle ilk röportajı da Sema Denker yapmıştı, Hürriyet/Kelebek'teki satırlardan buram buram empati/sempati tütüyordu. Say, Ataizi'nin tüm ambalaj sıyrıklarını yakından takip etmişti, popüler kültüre hiç 'tu kaka' yapmıyordu, ikisinin de konservatuvar mezunu olduklarını söyleyerek aralarında bir nevi eşitlik kuruyordu.
Yazının sonunu başına Fazıl Say'ın orada dedikleriyle bağlayalım:
"Psikologlar, 'İnsanların bir delisi, bir ölüsü vardır, arası yoktur' derler. İkimiz de o deli tarafımızda buluştuk."