Fıkra mı daha komik, hayat mı?

Bir tavşan ormanda koşarken, esrar saran bir zürafa görür. "Dostum zürafa, içme bunu, gel koşalım form tutalım" der ve başlar bunlar koşmaya.

Bir tavşan ormanda koşarken, esrar saran bir zürafa görür. "Dostum zürafa, içme bunu, gel koşalım form tutalım" der ve başlar bunlar koşmaya. Biraz sonra kokain çekmeye hazırlanan bir fil görürler ve "Fil arkadaşım, kokaini bırak, sağlığına zararlı, gel bizimle koş beraber form tutalım" diyerek onu da ikna ederler. Biraz koştuktan sonra kendine eroin basmaya hazırlanan aslanı görürler. "Sevgili aslan kardeş, batırma kendine bunu, gel bizimle koş sana da iyi gelir" derler. Aslan tavşana yaklaşır ve yumruğunu indirir tavşanın suratına. Diğerleri şaşkın, "Niye yaptın bunu, iyiliğini istiyordu" derler. Aslan şöyle der: "Bu salak her extacy aldığında ormanda deli gibi koşturuyor bizi."
Çok güldüm bu fıkraya. O yüzden de pazar sabahınızı böyle açayım dedim. Şimdi sırada bir okur mektubu var. Valla gerçekten okur mektubu. Yani Ahmet Altan sevgim, gerçeklik bağlarımı kopartmış ve beni hezeyan âlemlerine sürüklemiş değil. Uçan, Celil S. kardeşimiz:
"Merhaba, nasılsınız Nur ablacığım? Ben 17 yaşında lise öğrencisiyim. Sizin, Ahmet abinin eşi olduğunuzu bilmiyordum. Yazınızın içerisinde Ahmet Altan ismini görünce merak uyandı ve okudum yazınızı. Ve anladım ki; siz bir yazardan önce, siz bir insandan önce eşini çok seven bir kadınsınız... Çok hoşuma gitti. Tabii insanın Ahmet Altan gibi bir kocasının olması farklı bir şey. Peki ben size bir şey sormak istiyorum. Çetin Altan'ın gelini olmak nasıl bir duygu?"
Şimdi sorarım size: Fıkra mı daha iyi, okur mektubu mu?
Ve de sorarım Celil'e: Güzel kardeşim, bu noktaya nasıl geldik? Bu nasıl bir zannetme şahikasıdır? Şimdi Celil'in bu soruyu da anlamama ihtimaline karşı, daha net konuşayım: Evet, itiraf ediyorum. Ben bir yazardan önceeee, ben bir insandan önceeee, eşini çok seven bir kadınım. Nokta. Fakat benim eşim, seni hayal kırıklığına uğratmak istemezdim Celil'cim, ama Ahmet Altan değil. Başka eşleşme durumlarımız olmuş, yıllar önce. Bildiğim kadarıyla da, herkes eşinden memnun. Dolayısıyla, Çetin beyin gelini olmanın nasıl bir duygu olduğunu bilemeyeceğim. Ben sana ancak Burhan beyin gelini olmak nasıl bir şey, onu anlatabilirim. Bir de kitabın daha dağıtılmadan dosyadan okunmasının nasıl zor ve fakat nasıl da zevkli bir iş olduğunu...
İnci
Deniz Seki, incilemiş: "Şöhret denilen giysiyi taşımanın bedeli bu kadar ağır olmamalı. Ben bir müzisyenim; duygularıyla hareket eden, duygularıyla nefes alıp veren bir insanım."
Pardon ama, bu bir "Bildiğiniz tüm klişeleri cümle içinde kullanabilir misiniz" yarışması mı?
Pırlanta
Hande Ataizi de döktürmüş: Sevgilim Tarkan Sualp ile aynı spor salonuna gidiyoruz, orada tanıştık. Doğru düzgün beraberliklerin doğru düzgün yerlerde olması gerektiğini düşünüyorum. Barda ya da bilmem nerede tanışmadık. Sağlıklı bir ortamda tanıştığımız için açıkçası ilişkimiz de çok sağlıklı yürüyor."
Peki mesela pazarda tanışsalar, ilişkileri çok mu ucuz olacaktı?