Film festivali magazini

Film Festivali'nin açılışı için Lütfi Kırdar'da ilerlemeye çalışırken, İKSV'li arkadaşlardan Vali'nin gelememiş olduğunu duyduk.

Film Festivali'nin açılışı için Lütfi Kırdar'da ilerlemeye çalışırken, İKSV'li arkadaşlardan Vali'nin gelememiş olduğunu duyduk. 'Aman, vah vah' yaptı bazılarımız, halbuki ben samimiyetle üzüldüm. İstanbul Valisi Muammer Güler, bu tip açılış konuşmaları için ideal isim çünkü, öyle deli bir hızla kaptırıyor ki yokuş aşağı, kafadan üç beş dakika kazandırıyor. Ya şimdi onun yerine vekâlet edecek biri varsa ve ağırdan alırsa, lafı uzatırsa... Bu noktada daha Cüneyt Arkın'ın tiradının hacmini bilmiyoruz tabii henüz.
Festival, Yasemin Sannino'nun sesiyle açıldı. Huzurla derin bir nefes verdim; neyse, doğurmamış yolda, kazasız
belasız burada, sahnede.
Bizim Radikal Cumartesi, çarşamba geceleri basılıyor. Bu haftakinde Pınar'ın Yasemin Sannino'yla yaptığı bir söyleşi de yer alıyordu. Niye yapılmış bu söyleşi? Festivalin açılışında sahne alacak olması hasebiyle. Peki açılış hangi gün? Cuma. Bizim ekin piyasa günü? Cumartesi. Sayfaları bitirip bastığımız gün? Çarşamba.
En korktuğum şeydir: Oldu yazarsın, olmayıverir!
Üstelik bu defa risk normalden yüksek, zira Yasemin Sannino 7.5 aylık hamile!
Ama başka da bir yol bulamadık, "Sannino, bu yıl Film Festivali'nin açılışını dokunaklı sesiyle yaptı, film şarkılarından bir demet sundu" dedik, iki gün öncesinden di'li geçmişle. O yüzden onu sahnede görünce en çok sevinenlerden biri bendim herhalde.
Hoş bir ses, hoş da bir kadın, ne kadar Ahu Tuğbay'a benziyor hakikaten Fem'in dediği gibi, ama öyle etkileyici bir sahne hâkimiyeti, gümbür gümbür bir açılış insanı bekliyorsanız, değil.
Bu seneki onur ödülleri Güler Ökten, Duygu Sağıroğlu ve Cüneyt Arkın'a verildi. Ha bir de yönetmen ve senarist Paul Schrader'e. 'Kızgın Boğa', 'Taksi Şoförü' gibi filmlerle uğraşmaktan, nezaket pratiği yapmaya fırsat bulamamış Schrader herhalde hayatta; onu ağırlamak için sahneye gelen Şakir Eczacıbaşı'na da, seyircilere de rağbet etmedi ve asık suratıyla kainatın en sıradan cümlelerini kurmakta beis görmedi.
Cüneyt Arkın'ın ödülünü Hülya Koçyiğit verdi. Gecenin en güzel, en şık kadınlarından biri kesin oydu.
Işıl ışıldı, yakıyordu.
Koçyiğit harikulade yaşlanıyor. Sanki yaşlanmıyor gibi de bir yandan, ama çekiştirte çekiştirte kendini her dem taze taklidi yapanlardan da hiç değil.
Ne kadar zarif, ne kadar normal ve farkında her şeyin.
Cüneyt Arkın keşke bu kadar çok özlememiş olsaydı mikrofonu. Anlaşılmaz şey değil; çok mutlu, çok gururlu, çok göreceği gelmiş herkesi, kendini göstermeyi; bir daha da kim bilir ne zaman bulacak benzer bir fırsatı. Dolayısıyla sahneden inmek, en son istediği şey. Ama koskoca Cüneyt Arkın olunca da bilmek gerek: Ne kadar tatlı başlasa da bu uzunluğa gelince konuşma, acır, acındırır.
Güler Ökten saygı uyandırıcıydı buna karşılık, az, öz, zarif, yerinde. Oyunculuğu gibi aynen; abartıdan, çığırtkanlıktan uzak.
Açılış filmi 'Bir Ömür Yetmez' haftaya vizyona da girecek. Ferzan Özpetek'in işi olduğunu bilmeseniz de anlarsınız, o derece Ferzan Özpetek olmuş, bu iyi bir şey mi yoksa fazla tekrar âşık mı usandırır, bakın bakalım.
Bu kadar 'dostluk', bana şahsen biraz overdose geldi.