Gittim!

Acayip bir şeydi. Konser filan değildi. Şölendi. Şenlikti. Şahaneydi. </br>O en feci klişelerden biriyle; anlatılmaz ama yaşanırdı! Ama hakikaten öyleydi.

Acayip bir şeydi. Konser filan değildi. Şölendi. Şenlikti. Şahaneydi.
O en feci klişelerden biriyle; anlatılmaz ama yaşanırdı! Ama hakikaten öyleydi.
Ermeni korosunun şakımasını mı anlatayım, Kürtçe şarkıda bütün salonun alkıştan yıkılmasını mı? 'Allahümme salli ala seyyidina'dan 'Sen Ağlama'ya uzanan repertuvarı mı sayayım, Diyarbakır'dan gelen çocuk korosundaki cimcimeleri mi?
Açıkhava'daki 'Türkiye Şarkıları' konseri, hakikaten konser demek hafif kalıyor, hayatta izlediğim en muazzam şeylerden biriydi. Nasıl bir mozaik durumu, nasıl bir bütünleşme hadisesi... Nasıl coşkulu ve nasıl dokunaklı...
Sezen Aksu, parçaları yerli yerine oturttu, legolardan kule kurdu.
1+1=1000 gibiydi. Enerji, sinerji, hepsi göklerdeydi.
İçimiz titredi/eridi.
Güldük. Ağladık. Kucaklaştık. Öpüştük. Seviştik. Uçtuk. Çok acayipti.
Yavru Borsa mükemmel
Cemil Topuzlu Açıkhava Tiyatrosu'nun etrafında sürüyle mısırcı, simitçi filan var. Kestaneci de gördük. Ki bu artık kış geldi demek.
Ama insan öyle görkemli bir konsere altlık olarak daha sofistikos bir şeyler atıştırmak istiyor. O zaman da hemen karşıdaki merdivenlerden çıkıyorsunuz. İki alternatifiniz var: Bir Borsa, iki Loft.
Borsa'yı biliyorsunuzdur; şehrin en iyi lokantalarındandır; tandırı, mantısı, pilakisi rüyaları süsler. Bu yaz açılan Loft ise onun kapı komşusu/yakın akrabası/yavrusu.
New York'un en iyi aşçılık okulu French Culinary Institute'ta yeme içme tahsil eden Umut Özkanca tarafından yaratılan bir yer.
Konumu işlevsel, manzarası iyi, barı ferah. Ama yemekleri... Yemekleri
insanı hakikaten baştan çıkarıyor. Mesela carpaccio'su ilik gibi. Sanki Vernel'lenmiş. Bir Fas usulü baharatlı karides salatası var; yani karidesler baharat ve sostan dumur olmuşlar.
Yazımızın bir haber ayağı da olmalı tabii: Aşağıda Mediterraine
diye bir lokanta vardı; böyle rüküş ötesi perdeleri ve haddinden fazla fanfinfonlu yemekleriyle otel lokantası havasında bir yer. İşte orası artık Loft'un kışlığı oluyor. Yani bundan sonra mehtap keyfi artık zor ama çikolatalı sufle kapalı bir mekânda da yenilebiliyor bildiğim kadarıyla. Ve Loft'takinden daha iyi bir çikolatalı sufle, çok zor bildiğim kadarıyla.
10 puanlık psikoloji sorusu
Kendisini de, hakkında çıkan her bir satırı da okumuş olmama rağmen cuma günkü yazıda Ahmet Altan'ın yeni kitabının adını her seferinde (gayet tutarlı bir şekilde) 'Aldatmak' yerine 'Aldatma' olarak yazmamın sebebi ne olabilir?
a) Kocam beni adı K ile başlayan
bir kadınla aldattı ve bu travmadan bir türlü kurtulamıyorum.
b) Aslında hayallerimi Kenan Kalav süslüyor; bunu hafızamdan silemiyorum.
c) Aldatılmaktan çok korkuyorum ve buradaki K düşmesi, 'Hayır hayır, lütfen beni aldatma' şeklindeki bir yakarışın işareti.
d) Ahmet Altan beni öylesine kışkırtmış ki, önlem olarak sürekli kendime 'Hayır, sakın aldatma' emri veriyorum.
(Gelen mail'lerin de hepsinde 'Aldatmak' yerine 'Aldatma' denmiş olması, bulaşıcı bir lapsus illetine işaret; o da ayrı.)