Gül & Sarımermer nikâhında neler oldu?

Sahnedeki üç şahit Köksal Toptan, Bülent Arınç ve Recep Tayyip Erdoğan'dı ama İstanbul Gösteri ve Kongre Merkezi'nde kıyılan nikâhın 3 bin...

Sahnedeki üç şahit Köksal Toptan, Bülent Arınç ve Recep Tayyip Erdoğan'dı ama İstanbul Gösteri ve Kongre Merkezi'nde kıyılan nikâhın 3 bin civarındaki şahidinden biri de, evet burada.
Önce çok korktuk: Trafikte telef olacağımız kesin. Belki de hedefe hiç ulaşamayacağız. O izdihamda içeri giremeyeceğiz. De ki girdik, kalabalıktan gelini göremeyeceğiz. Tebrik faslını baştan unut. Çıkışta arabalar karışacak, konvoy olacak. 12:30'daki nikâh, sabah 9:00-akşam 18:00 mesaisi gerektirecek. Üstüne her kadının ezeli/ebedi düğün dernek sorunu: Ne giyilecek?
Cumartesi yağan yağmurla da öyle bir kabardı, şişti ki bu korkular, mümkün değil dedik, biz gidemeyiz.
Derken mekânda yapılan provaların, alınan önlemlerin haberleri geldi. Hem en kötü ne olabilirdi? İstanbul trafiğinde kilitlenir kalırdık. Her gün yaşadığımız şey.
Ama bir cumhurbaşkanının kızının düğünü: Hayatta bir kere başına gelir. Şanslıysan.
Şanslıydık. Her bakımdan. Trafik bile açıktı. Ama her şeyi şansla açıklamaya kalkmak da eşeklik olur. Gül-Sarımermer nikâhı, ciddi bir organizasyon başarısıydı. Otoparka girerkenki güvenlikten salon düzenlemesine, sahne kurgusundan catering'e her bir kanadıyla. Belli ki çok titizlenilmiş, pratik yapılmış, defalarca kontrol edilmiş.
12.00'ye doğru yerimize oturduk. Davetli profilinden belli; evet ön koltuklarda cumhurbaşkanlığı çalışanları, bakanlar, dışişleri, ağır protokol, iş âleminden Tuncay Özilhan'la Ferit Şahenk'i teşhis ettim, o kotadan mı yoksa Beşiktaş'tan mı bilmem, Erdoğan-Revna Demirören'i, ama çoğunluk eş dost akrabaydı...
Erdoğan çiftinin gelmesiyle hararet arttı, ceket önü iliklemede telaş yaşayanlar oldu. Ama az sürdü bu, çünkü birkaç dakika sonra düğün sahipleri, nasıl deniyor, dünürler, yerlerine geçti.
Sonrası çok acayipti. O dakikaya kadar barkovizyonda, Kayseri'de oluşturulacak orman için dikilen ağaçların görüntülerini izlemiştik. Perde yavaş yavaş kalktı ve pek çok müzikal yapımcısının, sahne insanının, koreografın kıskanacağı şeyler oldu.
Sahne çok sade ama göz alıcı düzenlenmişti: Beyaz masa, cam gibi duran devamı, yanlarda beyaz orkideler, ifadesi zor şıklıkta ışık oyunları...
Ve Kıraç'ın bestesi eşliğinde Kübra Gül ile Mehmet Sarımermer, sahnenin derinliklerinden yürümeye başladılar. Gerçekten de etkileyici bir görüntüydü bu. Nefes tutturucu.
Bir nikâhta/düğünde aslında geri kalan her şey yan roldedir, esas olan gelindir. Kübra Gül, hiç abartmıyorum, hayatta gördüğüm en güzel gelinlerden biriydi.
Başörtüsü, gelinlikle kolay bir araya getirilebilir bir şey değil. Pek çok tesettürlü gelinlik modeli demode, rüküş, tuhaf durabiliyor. Sanki gelinlik olmaktan çıkıyor.
Kübra Gül'ün gelinliğini Derishow'un Delight'ı tasarlamış ve böyle tılsımlı bir hava yaratmış. Latife Hanım'ın kıyafetlerinden esinlendiklerini okudum ama bir Japon prensesi de gibiydi Kübra Gül. Kalın kaşlarıyla, bir moda/tasarım dergisinin kapağında Ece Sükan'la yer değiştirmiş de gibiydi. Çok çok güzel görünüyordu. Çok ışıklıydı. Bu ne kılık kıyafetle, ne doğal güzellikle oldurulan bir şey. Belli ki mutluydu, rahattı, yanındaki eşten memnundu.
Zaten karşılıklı memnuniyetleri çok belliydi. Aralarındaki sıcaklık size de geçiyordu. Az çift birlikte bu kadar iyi görünür, bu kadar yakışır. Zerre kasmadılar. Çok içten, tatlı, yapmacıksızdılar.
Sonra işte şahitler sahneye çıkıp yerlerine yerleşti. Nikâhı kıyan Kadir Topbaş da, en ağırından şahitler de sözü fazla esnetmedi. Toplu fotoğraf çekimi için eşler de sahneye çağrıldı. Ve gazetelerde gördüğünüz, herkesin ayrı kadrajladığı o çekirdek aile/protokol fotoğrafı ortaya çıktı.
Hayrünnisa Gül ışıl ışıldı. Abdullah Gül, cumhurbaşkanından ziyade babaydı, öyle hissediyordu, öyle hissettirdi.
Dünya kadar laf edildi öncesinde, şu kadar şu oldu diye, halbuki şatafattan kaçtıkları çok barizdi. Hiçbir fazlalık yoktu. Rüküşlük de. Ki çoğu düğünde vardır. Hatta kaidedir, kuraldır.
Gene de kusur bulmadan olmaz: Nikâhın sorunu sonraki tebrik kısmıydı. Kuyruk oluşturmak zor oldu, kalabalıklar yığıldı. Belki kırmızı kordon tekniği vaziyeti kurtarabilirdi.
İkram faslı çok başarılıydı. Çok bol, çok lezzetli. Pelit'in profesyonelliği de bir aferini hak ediyor. Çıkışta dikilen ağaçların sertifikasıyla birlikte davetlilere dağıtılan nikâh şekerleri de Pelit'tendi: Küçük şeffaf bir kutu içinde iki minik 'katlı pasta' şeklinde çikolata.
Evlilikleri de hayatları da hep o tatta sürsün.