Günü kurtarma operasyonu

Brigitte Jones'vari bir ruh haliyle uyanmış olmalısınız; tipik 1 Ocak sendromu. Paslanmış bir dil, ambale olmuş bir mide.</br>İyice ağrıyan ve kartonpiyerlerle uyum içinde dönen bir baş.

Brigitte Jones'vari bir ruh haliyle uyanmış olmalısınız; tipik 1 Ocak sendromu. Paslanmış bir dil, ambale olmuş bir mide.
İyice ağrıyan ve kartonpiyerlerle uyum içinde dönen bir baş. Bir gece önceden kalma türlü pişmanlık (O işkembe çorbasını içmeyecektim, yastık bile sarımsak kokuyor / O çikolataları yutmayacaktım, bir daha sakın kimse çikolata demesin / Neyine senin o ince topuklar, karşılığında görürsün 'Golden Lotus' modeli Çin işkencesini.)
Çaresi var mı? Yılın ilk gününü mutlu geçirmek söz konusu olabilir mi? İşte size 5 öneri...
1. Yataktan çıkmayın. Hele 'kaşık' formatında
bütünleşebileceğiniz ikinci bir şahsiyet varsa, süreyi çarşamba sabahına kadar yayıp uzatın.
2. İçkiden altüst olmuş, çorba+sulu yemek diye hıçkıran midenizi şenlendirin. Geçenlerde Üsküdar'daki Kanaat'e gitmek ve
de zevkten inlemek nasip oldu. Şehrin en leziz eski usul yemekleri burada, bir de kafam kadar şekerpareleri var ki gerçekten anlatılır gibi değil.
3. Zaten normale dönmek için tatlı yemekte fayda varmış. Kan şekerini yükseltmek için meyve, meyve suyu ve reçel öneriyorlar. Bir de deli gibi su içmeniz lazım.
4. İçki adabını iyi bilen Teoman Hünal, sabah kalkınca bal ve domates suyunun vücudu toparlayacağını yazdı. Hatta çivi çiviyi
söker ekolüne kahvaltıda Bloody Mary önerdi.
5. Temiz havada yürüyüşün iyi geleceği iddia ediliyor. Ama ben bu dakikalarda havanın ne derece temiz olacağına ilişkin bir garanti veremiyorum.
En iyisi onun yerine bir sinema etkinliğine girişin. Ayın 18'inde bağımsız filmler geliyor; o güne kadar iyi bir vizyon temizliği yapmak fena olmaz.
En sevdiğim komşum
Hastalık gibi bir şey. Çoğu gazeteci, gazeteyi / dergiyi eline ilk aldığında, önce çaktırmadan kendi yazısına bakar. Ben de Radikal'i bulduğum anda hemen ikinci sayfayı çeviriyorum. Ama derdim kendimi okumak değil, o ne çizmiş diye bakmak. (Bugün 3'e hoplamış.) Durum burayı işgal ettiğim üç aydır değil, yıllardır böyle. İtiraf ediyorum, Radikal'in tek satırını okumadığım günler oldu ama Piyale Madra'yı es geçtiğimi hiç hatırlamam. Zekâsına, gözüne, herkesin hayatındaki en temel halleri, en ince ayrıntıları, o yalınlıkta anlatmasına ölüp bitiyorum. Nereden çıktı bu güzelleme derseniz, Arif Takvimi'nde gördüm ki bugün Piyale Madra'nın doğum günüymüş. Bu vesileyle ona duble iyi seneler...
Teoman'ın mühim günü
Meğer bugün Teoman için de ciddi önem taşıyormuş. 1920 ve 1943 yıllarının o ilk günü olmasa, son albümü çıkmayacakmış! Zira birincisinde 'Gönülçelen'in gerçek babası J.D. Salinger, ikincisinde de Barış Manço dünyaya gelmiş. Ki Teoman albümünde onun
'Anlıyorsun Değil Mi'sini de söylüyor. Bu işlerden anlayan arkadaşlar, jöle jingle'ının bile daha esaslı olduğunu ifade ediyor! Belki de bu eski şarkıları cover faaliyetinde süper değil Teoman; 'Uykusuz Her Gece'nin Ajda'lı orijinalinin de çok daha çarpıcı olduğunu hatırlarsınız...